Adnan Oktar`ın 19 Ocak 2011 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Kardeşim kim ne derse desin gerçek daima ortada olur. Yani “falanca programda şunu çıkardılar, falanca hoca bunu dedi” ezer geçeriz evvelAllah. Öyle bir konu olmaz. İstediği kadar yırtınsınlar, bağırsınlar, çağırsınlar, her yerde “Mehdi (a.s) gelmeyecek, İsa (a.s) gelmeyecek” ne telaş ediyorsunuz koçum, ne tedirgin oluyorsunuz? Gelmeyecekse oturun evinizde, sakin olun. Geceli gündüzlü televizyon programları yapmak, geceli gündüzlü adamları çıkartıp konuşturmak, geceli gündüzlü köşe yazıları yazdırttırmak; Cübbeli kubbeli, bilmem ne, hepsini ortaya döktüler. Baş edemezsiniz. Mehdiyet adım adım, adım adım ilerliyor. Abdullah Yeğin Ağabeyi de istirham edelim. Fethullah Hocam değerli bir Nur talebesidir ama, bu kişiler de Bediüzzaman’ı görmüş, Bediüzzaman’ın has talebeleridir. Kıdem olarak Fethullah Hocamdan daha ileriler. Onları dinleyelim inşaAllah.
-VTR- Bediüzzaman Hazretlerinin Yakın Talebesi Abdullah Yeğin Ağabey, İslam’ın Dünya Hakimiyetini Anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Herhalde üstadın has talebelerinin açıklamaları esas olur. Çünkü; Kuran, hadis, Bediüzzaman ve Bediüzzaman’ın has talebeleri, bunun dışında bir ölçü olmaz. Yani; Kuran, hadis, Ehl-i Sünnet alimleri, Bediüzzaman’ın talebeleri ve Bediüzzaman. Ben bunun üzerine yeni modern bir görüş getiriyorum diyorsa şahıs, o onda kalır ve Allah ayağına dolandırır. Öyle oyuna, sahtekarlığa, düzene kimse girmeye kalkmasın, başlarına geçer ve müsaade etmeyiz inşaAllah. “Madem adeti öyle cereyan ediyordu Cenab-ı Allah’ın, Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u a'zâm olarak bir zât-ı nurâniyi gönderecek; ve o zât da Ehl-i Beyt-i nebeviden olacaktır. Cenâb-ı Hak, bir dakika zarfında beynes-semâ ve-l arz âlemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülcelâl, Mehdi ile de Alem-i İslâmın zulumatını dağıtabilir ve vâdetmiştir, vâdini elbette yapacaktır” diyor ve yemin ediyor Allah’a “İslam dünyaya hakim olacak” diyor, “göreceksiniz” diyor inşaAllah. “Kudret-i İlahiye noktasında bakılsa gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua layıktır ki; Eğer Muhbir-i Sadık'tan rivayet olmazsa dahi,” bakın bazı sahtekarlar var üç-dört tane, onları da tıkıyor, bak diyor ki “olmazsa dahi herhalde öyle olmak lazım gelir” her durumda öyle olması gerekir diyor, adetullah böyle diyor. “Ve olacaktır diye ehl-i tefekkür hükmeder” diyor inşaAllah.
“Birincisi” diyor Mehdi (a.s)’nin vazifesi olarak, “Fen ve felsefenin tasallutu ile maddiyyun ve tabiyyun taunu, beşer içine intişar etmesiyle, -Darwinizm, materyalizmin beşer içinde gelişmesiyle- her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır”. Yani Darwinizmi, materyalizmi yerlebir edip imanı kurtarmaktır.” “Ehl-i İman’ı dalalatten muhafaza etmek” Ehl-i İman’ı sapıtmak, Büyük Ortadoğu Projesi’ne yem olmaktan korumak, Müslümanları ezdirtmemek, Darwinizm’e materyalizme Müslümanları düşürmemek gibi faaliyetleri olacak diyor. “Bu vazife, hem dünya hem her şeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hz. Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediyye cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor.” Mehdi (a.s) çok yoğun olduğu için vakti olmaz diyor uzun uzun ilmi araştırma yapmaya, hazır ilmi eserlerden alır ve onları kitap haline getiririp, onlarla hizmet eder diyor. “Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife, bir cihette görecek” bir kısım bilim adamları bu görevi yapacak. “O Zat, o taifenin (o bilim adamlarının) uzun tasdikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak” kitaplar, Cd’ler, televizyon programları ne ise artık “hazır bir program yapacak. Onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas, sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahib olan bir kısım şakirdlerdir. Her ne kadar az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar” diyor Mehdi (a.s) talebeleri. Sayıları azdır ama çok etkilidirler diyor. Tamam bak Mehdi (a.s) var, az sayıda talebeleri var ve şahs-ı manevisi var. Ama Mehdi (a.s) olmadan, talebeleri olmadan da şahs-ı manevinin olmayacağı açık bellidir.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler