Adnan Oktar`ın 19 Ocak 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Canlı yayınlarda bayan arkadaşlarla konuşmanız konusunu açıklar mısınız?” diyor. Niçin onlarla bir görüşmeniz, konuşmanız oluyor, diyor. Kardeşim şimdi Türkiye’de hanımların yüzde 70’inin, en az yüzde 70’inin başı açıktır. Öbürleri de; Anadolu’daki başörtülü annelerimizin başı örtülüdür ama başı açık hükmündedir. Mesela başını açar, saçı görünür, klasik başörtüsü anlamındadır. O anlamda en az yüzde 70-80’nin başı açıktır. Özellikle şehirlerde, bütün şehirlerde, her yerde hanımların başı açıktır. Şimdi yobaz güruhu, gözü dünmüş yobaz gürühu, başı açık hanımlardan nefret ediyorlar ve çok kinliler. Akıl almaz bir nefret var, sanki şeytanla aynı kefeye koyuyorlar adeta, öyle bir nefret. Dolayısıyla ne muhatap oluyorlar, ne insan yerine koyuyorlar, ne konuşuyorlar, ne tebliğ yapıyorlar, ne de yanlarına yaklaşıyorlar. Böyle bir durumda benim tertemiz kardeşlerim, nur gibi mümin kardeşlerim, küfrün, dalaletin ve deccaliyetin yanına doğru itilmiş oluyor ve Müslümanlarla aralarına bir perde sokmaya kalkıyorlar. Ben bu deccali şeytani oyunu bozdum ve onlara sahip çıkıyorum. Olay bu, karmaşık bir şey yok. Şimdi benim hanım kardeşim başörtülü, değil mi? Şimdi sen bir yobaza sor bakayım başörtüsü hakkında ne diyor? Tam anlamıyla fasık olarak görür ve tam anlamıyla şeytan ordusu olarak görüyor başörtülü hanımları da. Çünkü o geçerli değil ki, başı açık olsun daha iyi. Onun hiç bir anlamı yok, diyor. Nasıl olması gerekir, diyorsun. Çarşaf olması gerekir, diyor. Çarşafsızsa, fasıktır, diyor. Onunla muhatap olmam, şeytanın adamıdır, diyor. Bana yüzlerce mesaj geldi; nefret dolu, kin dolu açık hanımlara karşı, bakımlı hanımlara karşı ama akıl almaz nefret dolu, kin dolu ifadeler. Yobaz güruhunun ana özelliğidir bu ve gizlidir. Mesela bu bilinmiyor gibi duruyor ama toplumda bilinir, herkes bilir bunu, müthiş bir nefret vardır. Ve hiçbir şekilde onların kurtuluşu için gayret etmezler, iyi olmaları için gayret etmezler. Dini anlatmak istemezler, İslam’ı anlatmak istemezler. Tek yaptıkları, onlara hakaret edip, dışlayıp, muhatap olmayıp, adam yerine koymamaktır. O izbe yerlerde, o bodrum katlarında, kirli pis kokan küflü ortamlarda; ağızları pis kokarak birbirleriyle dedikodu yaparlar, küfrederler, hakaret ederler, Müslümanları bölmeye çalışırlar ve kendilerinin de en haklı yolda, en iyi yolda olduklarını görürler. Ben bu büyük fitneyi, bu büyük bir belayı kaldırmak görevini üstlendim, ben bununla uğraşıyorum ve geniş çapta da başarılı oldum. Başörtülü kardeşlerimin hiçbiri fasık değildir, tertemiz mümin, muttakilerdir. Başı açık kardeşlerim hepsi nur gibi, tertemiz mümin, muttaki insanlardır ve yüzde yüz Müslümandır hepsi. Çarşaflı kardeşlerim de nur gibi Müslümanlardır. Çarşaflı olanları da, başka bir cihet onları dışlıyor. Bakın, oyuna bakın, o da ayrı bir oyun, onları da ayrı dışlıyor. Şimdi çarşaflı olması kurtarıyor mu? Yobaz güruhuna göre kurtarmıyor, çünkü yüzü açık. Yüzü açıksa zaten fasık olmuş oluyor, dolayısıyla onunla muhatap olunmaz. Ne yapması gerekiyor? Tek gözü ile bakması gerekiyor. Tek gözü kurtarıyor mu? O da kurtarmıyor, çünkü tek gözü ile yine fitne çıkartmış oluyor, onu da kapatması gerekiyor, peçe takması gerekiyor. Peçe takması kurtarıyor mu? Dışarıya çıkmış oluyor, yine fasık olmuş oluyor, yine lanetli, yine lanetli bir varlık olmuş oluyor onlara göre. Kardeşim bu ne azgınlıktır, bu ne nefrettir, bu ne kindir? Ben de, çarşaflı, peçeli, başı açık, başı kapalı, bütün hanım kardeşlerimin hepsine sahip çıkıyorum ve hepsinin de yüzde yüz tertemiz Müslümanlar olduklarını söylüyorum, yobaz güruhuna da meydan okuyorum ve hiç birine nefes aldırmayacağım. Olay bu. Bilimle, akılla, sevgiyle, inşaAllah. Şaşırdıkları nokta bu; başı açık adamla sen nasıl muhatap olursun, nasıl adam yerine koyarsın, onları nasıl Müslüman olarak görürsün? Adamların derdi bu. Sen tebliğ yapıyor musun? Ben de yapmam, diyor. Ben yapabilir miyim? Sen de yapmayacaksın, diyor. Kim yapacak o zaman? Deccal mi yapacak, kim yapacak? Yapsın, deccal yapsın, onun tarafına gitsinler, diyor. Ben bunların deccal ordusu olduğuna inanıyorum. İşte Müslüman hanımlara bu gözle bakanların deccal ordusu olduğuna inanıyorum ve bu çok büyük bir fitnedir. Müslümanları böyle bölmek, parçalamak, böyle sınıflara ayırıp onlardan nefret etmek. Nur gibiler; mesela bakın benim kızıma, elinden yüzünden nur akıyor, tertemiz. Hepsi öyle, tertemiz insanlar ve 5 vakit namazında bu çocuklar, maşaAllah. Onun için bu yobaz güruhatına insan sevgisini, kadın sevgisini öğreteceğiz. Şefkati, merhameti öğreteceğiz; ilimle, bilimle, akılla ve sevgiyle, inşaAllah. Çünkü bunlar yarının anneleri, bunlar çocuk yetiştirecekler, bu insanların çok güzel Kuran’ı, İslam’ı öğrenmeleri lazım. Sen onları dışlarsan, sen onları fasıklıkla itham edersen, sen onları küfür ve dalaletle itham edersen, araya perde koyarsan ve onları her gördüğün yerde aşağılamaya kalkarsan kendi ahmak kafanla; kendi ahmak kafanı aşağılayacağına onları aşağılamaya kalkarsan, Allah sana birilerini ilimle, bilgiyle ve akılla musallat eder. Yobazlara geçit yok. Kansızlara geçit yok. Ben bu tertemiz kitleye laf söyletmem. Hanımların hiç birine laf söyletmeyeceğim. Onların ezilmesine müsaade etmeyeceğim. Aşağılanmalarına müsaade etmeyeceğim. Onların büyüklüklerini, yüceliklerini, güzelliklerini, üstünlüklerini yobaz güruhuna kabul ettireceğim. Allah’ın izniyle diz çökecekler, ilimle, akılla, bilgiyle ve sevgiyle, inşaAllah. O pis dünyalarından onları boğdurmam, karanlık dünyalarında boğdurmam. Kendileriyle beraber milleti de batırmaya kalkıyorlar, pis dünyalarına çekmeye kalkıyorlar, buna müsaade etmeyiz. Pırıl pırıl, berrak, güzel dünyalarında yaşayacaklar inşaAllah...
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler