Adnan Oktar`ın 5 Şubat 2011 tarihli Aba Tv ve Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Hıncal Uluç, var mı onun yazısı? O çocukcağız, mazlum çocukcağız vefat etti. “Su testisi su yolunda kırılır“ diye çocuğa nasıl bir üslup bu? Vefat eden bir insanın arkasından böyle konuşulur mu? Annesi babası, kadın çok perişan vaziyette. Öyle bir konumda, bu kadar böyle onur kırıcı, bu kadar rencide edici bir üslup kullanılır mı? Allah rahmet etsin dersin. Allah geride kalanlara başsağlığı versin dersin. Ama tabi onun anlatmak istediği... Şimdi o çocuk hayat dolu, neşeli bir tipti bildiğim kadarıyla. Bir de sosyete içinde de tanınan bir tipti. Onun vefatı tabii sosyeteyi çok sarstı. Gençliği de çok sarstı. Böyle eğlenceci, alemci olan kesimi de çok sarstı. Onun ölmesine Hıncal Uluç kızmış olabilir. Milletin neşesini kaçırdın, şevkimizi kaçırdın, tam eğlenirken, birden bütün herkesin ağzının tadını kaçırdın. Ölümü hatırlattın herkese, Allah’ı hatırlattın. Eğer Hıncal Uluç ona sahip çıkarsa, gençler üzerindeki etki ve acı yüksek olacak. Çünkü sevilen bir insanın vefatı sarsar toplumu, çok etkiler. Ama “su testisi su yolunda kırıldı” bırakın onu canım, ölmüş gitmiş, iyi olmuş gibi haşa bir üslup kullanırsa, o acı bir kısım kalplerde, ruhlarda ortadan kalkar. “Çünkü sıradan bir insan, hak etmiş haşa belasını bulmuş“ der gibi bir üslup kullanırsa, onda ibret alma ve acıma, şefkat duyguları kalkar o şahısta, artık o ona değer vermez, önemsiz görür. Güya kendi aklınca böyle bir atraksiyon yapmak istedi. Neşesi kaçmıştır onun. Alemci olduğu için o, tam viski içerken eğlenirken, neşesini kaçırdığı için ve kendi topluluğu içerisinde olduğu için yani kendi çevresi içinde olduğu için bu olay, onun haşa böyle münasebetsizlik yaptığını düşünüyor. Tam eğlenirken hani rakı meclisinde birisi bir olay çıkartır, adamlar “neşemizi kaçırdın akşam akşam“ derler. Bütün sorun, onun neşesinin kaçması, aslında ona karşı olduğundan değil. Eğer yaşamış olsaydı ona çok saygı, sevgi gösterirdi. İnanın bana çok saygı gösterirdi, öyle bir şey demezdi. Vefat ettiği için ve gençliği sarstığı için birçok insanın neşesini kaçırıp, ölümü düşündürttüğü için ona öfkelenmiştir. Kızgınlığının nedeni bu, onun için gözünden silip, insanların da gözünden silmek için böyle bir üslup kullanıyor. Mazlum kendi halinde bir genç kızdı. Olabilir hataları, eksiklikleri olabilir. Ama birisi vefat etti deyince, Allah rahmet etsin denir değil mi? Annesine, babasına başsağlığı dilenir. Kadıncağızı ben gördüm televizyonda var gücüyle bağırıyor yazık, ağlıyor. İnsan gider teskin eder. İnşaAllah cennete gitmiştir, siz de cennete gidersiniz, değil mi? Hayat son hepimiz vefat edeceğiz insan gönlünü alacak bir üslup kullanır. Şimdi o kadar acılı bir insanın eline gazete alsa, nerede o gazete yazısı?
ALTUĞ BERKER: Bu yazı sonunda söylediğiniz cümleye getireyim Hocam.
ADNAN OKTAR: “Astım hastasıymış, fena halde sarhoşmuş, bilinen o. Alkol mü? Son zamanlarda zararı bilimsel araştırmalara konu olan bir nevi doping, enerji içeceklerinin aşırı kullanılması mı? Uyuşturucu mu? 10 gün içinde Adli Tıp gerçeği açıklayacakmış, öğreneceğiz. Ama benim görüşüm değişmeyecek. Defne’nin ölümü tipik bir “su testisi, su yolunda kırıldı” olayıdır”. Sen içmiyor musun? Gece gündüz sen de içiyorsun. Genç kızları kucağına oturtturuyor. Yarı çıplak genç kızlarla resim çektiriyorsun. Alem, cümbüş hepsi var sende, her türlü ortama giriyorsun aşağı yukarı, sen şimdi bir yerde vefat etsen biz desek ki “su testisi, su yolunda kırıldı” bu yakışık alır mı? Ondan ne farkın var senin, Defne’nin onun tavrından, hayatından ne farkın var? O alkol alıyorsa, sen de alıyorsun alkol, içiyorsa sen de içiyorsun. O eğlence mekanlarına gidiyorsa, sen de gidiyorsun. O diskoya gidiyorsa, sen de gidiyorsun. Hepsini yapıyorsun. Hatta daha da fazlasını yapıyorsun. Sana kimse diyor mu su testisi diye, değil mi? Ne kadar ayıp. Annesi kadıncağız fenalık geçiriyor. Bunun üstüne o kadın onu okursa ne olur? Ailesi ne olur o çocuğun,
SUNUCU 1: Eşi, çocuğu onlara yazık her şeyden önce.
ADNAN OKTAR: Yazık günah değil mi? Ne kadar onu kırıcı bir ifade bu, ne kadar acayip. Velev ki, mesela Allah esirgesin, farz edelim o doping içeceğinden içmiş olsa bile bu şamatası yapılacak bir şey değil ki. Olabilir insanlık hali hata da yapabilir. Bunu basına yansıtmak, böyle insanların kafasında kuşku meydana getirmek yakışık alacak bir şey mi? Astım hastası ise olabilir mümkün, hakikaten tıkanmıştır çocuk, bir şekilde başka kalbinde de rahatsızlık olabilir. Enfarktüs de geçirmiş olabilir. Birçok şey olabilir. Hiç görülmemiş bir vaka değil ki. Tıp yönünde incelendiğinde ortaya çıkar. Ama biz bunun açıklanmasının peşinde değiliz. Biz sadece Allah rahmet etsin demekle mükellefiz. Ama çocuk genç kız cahil olabilir, eksiklikleri olabilir. Ama neşe dolu ben görüyordum böyle hopluyor, zıplıyor neşeli bir şeydi. Kendince etrafındaki insanları neşelendirmeye çalışıyor. Eksiği, kusuru olabilir, birçok insanın eksiği, kusuru var. Böyle bir üslup kullanılmaz. Sen barlara gidiyorsun, eğlence mekanlarına gidiyorsun. Alkolün her türlüsünü kullanıyor aşağı, yukarı. Bir elinde puro, bir elinde viski bardağı. İsterse ispat edeyim, bir çok resmi var. Bu çocuğa kullandığı üslup, neşesini kaçırması, başka bir şey yok. Keyfini kaçırdı. Böyle üslup kullanınca da, içindeki o rahatsızlık güya gitmiş oluyor. Ve arkadaş çevresinde de konuşacak, diyecek “su testisi, su yolunda kırıldı” boş verin diyecek. Her nereye gitse bu konu açılacağı için, bu konudan kurtulmak ve keyfinin kaçmaması onun için esas oluyor. Bu tip insanların hemen hemen hepsinde bu kafa vardır. Keyfinin kaçmasını istemez. Adamın babası dahi ölse keyfinin kaçmasını istemez. Eğlencesinin tam anlamıyla devam etmesini ister. Ona bir iş çıksın istemez, bir konu çıksın istemez. Mesela babası yaşlı ise alır, düşkünler yurduna koyuyor o kadar, mesela hastaysa alıp götürür bir yere atar, bir köşeye atar. Bunu yapar demiyorum da bazı buna benzer vakalarda, bu tip insanlara rastlıyoruz. Bunun ne yapacağını biz bilmiyoruz. Bakalım bunun sonu nasıl olacak? Ama biz öyle bir şey olmuş olsa, biz “oh oldu” demeyiz. “Su testisi, su yolunda kırıldı” demeyiz, değil mi? Allah rahmet etsin denir. Bu ruh işte mateyalist eğitimin, Darwinist eğitimin bize getirdiği bir sonuç. Egoist, bencil, kendini düşünen, eğlencesine, çıkarına zarar geldiğinde de çok acımasız olan bir üslup. Bunun bir çok versiyonlarını siz sokaklarda da görürsünüz. Ben şimdi Hıncal Uluç da aynısı yapar demiyorum ama akıl almaz anormallikler yapanlar var, öyle materyalist kafayla bakıp da. Bir de su testisi nasıl oluyorsa, mesela, bunun da başına bayağı işler geldi. Hiç kimse “oh olsun” demedi. Boynuna bir şey taktı çıktı ortaya değil mi? Bilmem başka dertlerle, belalarla karşılaştı. Hiç kimse “oh olsun” demedi. Herkes geçmiş olsun dediler. Allah’tan sağlık dilediler...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...