Adnan Oktar`ın 1 Şubat 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ALTUĞ BERKER:Bahsettiniz daha önce ama Süleyman Ateş’in bugünkü yazısı vardı yine konuya değiniyor. Hazreti İsa (a.s)’ın Ahir Zamanda tekrar nüzulünü inkar eden yazıları var Hocam.
ADNAN OKTAR:Bir kere Cenab-ı Allah hiçbir peygamber için “O’nu öldürmediler, O’nu asmadılar” demiyor. Hiçbir peygamber için. Ölene “öldü” diyor, Allah. Şehit olana “şehit oldu”. Ölene Allah “ölmedi” demiyor ki ayette. Ama Hz. İsa (a.s) için özellikle Allah iki kere vurguluyor. “O’nu öldürmediler ve asmadılar” diyor. Yine “öldürmediler” diyor. “Seni onların içinden tahir kıldım, temiz kıldım ve Katıma aldım” diyor. Şimdi şöyle olmuş oluyor o zaman Hocanın dediği. “Onlar öldürmediler ama Ben öldürdüm seni Katıma aldım. Sonunda öldün”. Şimdi orada tuzak bozulmuş olmuyor ki o zaman öyle dediğinde. Allah “tuzakları bozdum ve seni onların arasından temizledim” diyor. Zaten onlar öldürmüş olsa da Allah öldürmüş olacak. Yani aynı şey. Bir insanı düşünün tabancayla vurulacakken adam kalpten ölmüş olsa bir insan. Kalpten ölmüş olsa. Ne farkeder? Adam çünkü öldürmek istiyor zaten karşısındaki şahıs. Adam tabanca kurşunundan ölmemiş de kalpten ölmüş. Neticeyi almış oluyor o zaman oradaki adamlar. Tuzak bozulmuş olmaz ki. Neticeyi aldığı için tuzak bozulmuş olmaz. Ama Allah diyor ki “tuzaklarını bozdum seni onların içinden tahir ettim, Katıma aldım” diyor. Ve onlar öldürmediler, asmadılar. Bir tek Hz. İsa (a.s) içindir bu. Ve Allah hiçbir Peygamber için “O Peygamber kıyamet alametidir” dememiştir. Ne bizim Peygamberimiz (s.a.v) için, Hz. Muhammed (s.a.v.) için, ne Hz. Süleyman (a.s), Davut (a.s) , İshak (a.s), Yakup (a.s), hiçbir Peygamber için Allah “Kıyamet alameti” dememiştir. Sadece Hz. İsa (a.s) için “O, kıyamet için bir alamettir, kıyamet alametidir” diyor. Nasıl olur kıyamet alameti? Yani vefat etmiş gitmişse Allah katına nasıl kıyamet alameti olsun? O’ndan sonra Peygamberimiz (s.a.v) gelmiş zaten. Peygamberimiz (s.a.v) kıyamet alameti olması lazım. Gelecek ki Kıyamet Alameti olsun. Nitekim de bütün Ehl-i Sünnet çizgisinde olan mezheplerde yani Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafii mezheplerinde dördünde de Hz. İsa (as)’ın inişine inanmak vacibdir. Kesin hükümdür yani ikinci bir ihtimal yoktur. Şiilikte de böyledir, Caferilikte de böyledir, Alevilikte de böyledir, hepsinde böyledir. Aksi yok. Şimdi bizim Süleyman dedemiz Alevi değil, Bektaşi değil, Caferi değil, Şii değil, Sünni değil. Kendi bir mezhep çıkarmış dedem. O mezhebe uyuyor. Kendi bir inanç çıkarmış ona uyuyor. Saygı duyuyoruz. Dedemin iyi bir özelliği kendini gizlemiyor. Kendini gizlemeyen adama ben saygı duyarım. Açıkça söylüyor. “Ben hiçbir mezhebi kabul etmiyorum” diyor. Tamam.”Benim kendi dini inancım var. Orijinal, kendime has, kendi yorumlarım var. Ben böyle yorumluyorum diyor”. Tamam. Öyle yorumluyor olabilirsin. Ama biz aklımız, vicdanımıza göre Kuran’a baktığımıza göre, Kur’an’da Cenab-ı Allah ne diyor? Bir tek Hz. İsa(a.s)’ya mahsus olmak üzere, hiçbir Peygamber için demiyor “sana uyanları, seni sevenleri kıyamete kadar dünyaya hakim edeceğim“ diyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’e dememiş. Eyüp (a.s), Yakup (a.s), İshak (a.s), Adem (a.s) hiçbirine demiyor. Kime deniyor? Bir tek Hz. İsa (a.s)’ya diyor, Cenab-ı Allah. “Sana uyanları kıyamete kadar küfrün üstüne geçireceğim”. Bu nasıl olur? Sadece dünya hakimiyetiyle olur. Başka türlü ne anlamı oluyor? Bir tek ona söyleniyor, başka kimseye söylenmiyor. Ayrıca Cenab-ı Allah diyor ki, bakın bütün bu tarz ayetler hep onun için söylenmiş, gelmesiyle ilgili olarak. “Ehl-i Kitaptan (Hristiyan ve Musevilerden) sana iman etmedik (iman etmeyen) hiçbir fert kalmayacak” diyor. Şimdi dedemler dahil bazı arkadaşlar nasıl yapıyor? Diyor ki; “bir Musevi tam vefat ederken, canı çıkarken, canı tam boğazına gelmişken, Hz. İsa (a.s)’nın Peygamber olduğuna inandım diyecekmiş”. Ne faydası olacak ona? Hiç. Hiç olan bir şeyi Cenab-ı Allah niye anlatsın? Çünkü son nefesteki iman geçersiz. Zaten ayette belirtilmiş. Geçersiz olan bir imanı niye anlatsın Allah? “İman edecek” diyor. Adı iman olmaz ki o zaman. İman olması için hayattayken şuurlu, aklı başında, bilerek ve isteyerek, aklının tasdiki, kalbinin kabulüyle iman etmesi gerekiyor. Buna iman deniyor. Onun için Ehl-i Kitap, Hristiyan ve Museviler toptan, hepsi birden Hz. İsa (a.s)’ya iman edeceğini söylediğine göre Cenab-ı Allah, Hz. İsa (a.s)’nın zamanında böyle bir şey oldu mu? Olmadı. 12 kişi iman etti. Başka da bir gelişme olmadı. O zaman, Ahir zamandaki gelişinde bütün Hristiyan ve Musevilerin ona iman edeceği anlaşılıyor. Ayetin başka bir anlamı yok. Şaşacak bir yönü de yok bunun. Ve bunu teyyiden ayrıca Peygamberimiz (s.a.v) de Kütüb-i Sitte’nin tamamında sahih ve mütevatir hadislerde Hz. İsa (a.s)’nın geleceğini, cismini, görünüşünü, nerede ineceğini, ne yapacağını, hepsini anlatmıştır. Hatta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yanını sahabiler, mezarının yanını boş bırakmıştır Peygamberimiz (s.a.v)’in talimatıyla. “Benim mezarımın yanını boş bırakın, Hz.İsa (a.s) benim yanıma gömülecektir” demiştir. Koskocaman bir bölüm boştur. Yani yanına sahabe gömülebilecekken, mesela Hz. Ömer, Osman, Ebu Bekir gömülebilirdi yanına, başka yerlere gömdürmüştür. Daha uzağa gömdürmüştür. Kendi yanını boş bırakmıştır; Hz. İsa (a.s)’nın gömülebilmesi için. Fiili delil var artık elimizde yani Peygamber (s.a.v)’in mezarının yanında. Özellikle Peygamberimiz (s.a.v)’in vahiyle bildirdiği bilgiler ve ayrıca fiili uygulama var. Mezarı özel tutuluyor. Bütün bunlara rağmen adam başka türlü düşünüyorsa, Allah’a inanmayanlar da var...
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler