Adnan Oktar`ın 6 Şubat 2011 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: Hocam Yiğit Bulut bugünkü yazısında, Defne Joy Foster’ın ölümünün ardından, kendisinin özel hayatıyla ilgili, “üstelik ardında bir eş bırakmışken nasıl olup da bu kadar çirkin ifadelerle oh olsun türünde yazıların çıkabildiğini sorarak bu durumu eleştirmiş. Bu kişilerin cesaretleri varsa ölmüş bir insanı linç etmeyi bırakıp, çok tanınmış isimlerin ve hatta kendi yakın çevrelerinin de içinde olduğu madde kullanımının İstanbul’da ne kadar yaygın olduğunu yazmalarını” söylemiş.
ADNAN OKTAR: Bak önemli bir şey konuşmuş. Ben onun kökenini söyledim. Şimdi o çocuk hayat dolu neşeli bir genç kızdı Defne. Ben görüyordum onu; işte yerinde duramıyor hiper aktif, canlı bir insan. Hataları, kusurları olabilir, Allah affetsin ama genellikle çocuksu, dışa dönük, etrafını neşelendirmeye çalışan, mazlum bir insan. Şimdi onun ölümü tabii sosyetede ve diskoteklere giden, oraya buraya giden, eğlenen alemci insanlarda hakikaten ciddi bir şok etkisi yapıyor. Her seferinde öyle etki yapıyor, yurt dışında da öyle oluyor. Genç, hareketli, canlı bir insanın vefatı, ölümü daha ciddi ve daha derin düşünmelerine neden oluyor. Yaşlı bir insanın ölmesini normal karşılıyor ama öyle birinin ölmesinde çok sarsılıyorlar. Fakat geçiştirmek için mutlaka onun aleyhinde konuşmak gerekiyor. Onun acısından, toplumda meydana getirdiği sarsıntıdan kurtulmak için; işte esrarkeşti, uyuşturucu müptelasıydı, iyi oldu gibisinden; o zaman nerede kalmıştık? Vursun sazlar, oynasın işte tavşanlar falan tarzında bir kafaya giriyorlar. “Nerede kalmıştık? Eğlencemize devam edelim, bir şey yok arkadaşlar.” Hani var ya bazen gazinoda kavga çıkar, ortalığı yatıştırırlar; “bir şey yok arkadaşlar” falan derler böyle. “Rahat olun eğlence devam etsin” gibi, sazlar falan durur. Berker’im tebessüm ediyorsun sen.
ALTUĞ BERKER: Estağfirullah hocam.
ADNAN OKTAR: Az adam değilsin sen, senin de eskilerini biliyoruz. Biz bunları, hangi lisedeydin sen o zamanlar?
ALTUĞ BERKER: Saint Benoit.
ADNAN OKTAR: Saint Benoit. Bunlar, ele avuca sığmaz ekiptendi bunlar. Şimdi onlar da böyle, “yok arkadaşlar bir şey, eğlencenize devam edin” mantığında yapıyorlar. Bir psikolojik savunma metodu, yöntem. Fakat ne kadar acımasız olduklarını gösteriyorlar. Mesela annesinin, eşinin arkadaşlarının ne kadar rencide olacağını düşünmüyorlar. Dolayısıyla ayıp yapıyor Hıncal Uluç ve onu destekleyenler de çok ayıp yapıyorlar. Mazlum, kendi halinde bir çocuk. Belki sahipsiz çocuk, ondan istifade ettiler, yani sahipsiz olduğu anlaşılıyor; demek ki çevresi yokmuş. Onun basından, oradan, buradan çevresi olsaydı, böyle kimse bir üslup kullanamazdı. Bir tane bile adam olsa, öyle bir şey olmazdı. Çocuğun yalnız olduğu anlaşılıyor, yalnızmış demek ki. Yalnız olunca böyle işte kurtlar sofrasında böyle bir üslup gelişebiliyor. Ama benim gördüğüm, bu o çocuğun aleyhine olmadı. Ona herkes daha çok şefkat duydu, daha merhamet duydu, Hıncal Uluç ve arkadaşlarının aleyhine oldu. Bir kat daha katlamalı insanların kalbinde Hıncal Uluç’la ilgili bir kanaat oluştu, değil mi?
Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...