Adnan Oktar'ın 4 Şubat 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Kardeşim başörtüsüne karışılması zaten çok onur kırıcı ve çok anormal bir harekettir. Yani genç kız istediği gibi giyinir. İsterse başını örter, isterse başını açar. Çok mahcup edici ve çok anormal bir hareket. Ahir zaman’ın garipliği, şaşırtıcılığı. Bir genç kızı kapıda polislerin karşılaması ne demek? Cinayet mi işledi yani? “Dur bakalım” nedir? “Aç başını, ondan sonra içeri gireceksin.” Ne kadar mahcup edici bir genç kız için. Ne kadar büyük bir eziyet, ne kadar büyük bir psikolojik baskı. Sana ne girsin. Hanım hanımcık tertemiz oturuyor çocuk. Başını örtmüş, isterse başını da açar, başını da örter istediği gibi oturur. Sana ne? Mehdi (a.s) ile bu konunun kökünden hallolacağını herkes biliyor. Bak Türkiye’de bir türlü çözülemiyor. Çünkü bakın şöyle bir sorun da meydana geliyor, Mehdi (a.s)’ın eksikliği her yerde hastalık meydana getiriyor. Şimdi başörtülü kızlarımız gidiyorlar kardeşlerimiz, sınıfının içinde otuz tane başörtülü hanım var, üç tane de başı açık hanım kız geldi, şimdi eğer cahilse, o zamanda onları baskı altına alıyorlar. “Sen nasıl başı açık giriyorsun” diyorlar. Ya da hiç konuşmuyorlar, muhatap olmuyorlar, selam vermiyorlar. Veyahut başörtülü oluyor, çarşaflı hanımların yanına gidiyor, azılı fasık gelmiş gibi muamele görüyor, başörtüsü olmasına rağmen. Tabii adam öyle görüyor. “Sen direkt çıplak gelsen daha iyi bu başörtü ile geleceğine” diyor. “Başörtüsüzle aynı konumu, hiç farkı yok” diyor. Şimdi bu da yobaz baskı, bu da ayrı akılsızlıktır, vicdansızlıktır. Sana ne, ister kapalı olur, ister açık olur. O da Allah’ın kulu, o da Allah’ın kulu. O da yüzde yüz Müslüman tertemiz, o da yüzde yüz Müslüman. İşte bu kardeşlik ortamının çok iyi oluşturulması gerekiyor. Mesela başörtüsü olmayan bir hanıma, derin saygı ve sevgi, başörtülü hanıma da derin bir saygı ve sevgi, çarşaflı hanıma da derin bir saygı ve sevgi olması gerekiyor. Bu dengeyi kuracak olan da Mehdi (a.s)’dır. Kurulamıyor, olmuyor, yapamıyorlar. Yani bir dengesizliktir gidiyor. Mesela başörtülü hanım kızlar okula giriyorlar, gördüm televizyonda, kapıya komünistler yığılmışlar, bağırıyor, çağırıyor, meydan savaşı veriyorlar. 3 tane çocuk bu nihayetinde. Bu terbiyesizliğe, bu saygısızlığa ne gerek var? Bu vicdansızlığa ne gerek var? Komünistsen de, komünistliğin bile yine kendine has bir kalitesi olması lazım. Çok kalitesiz, çok basit ve bağnazca bir hareket. Yani o yiğitlik mi üç tane genç kızı engellemek? Veyahut başı açık hanım kız, başı kapalı kardeşlerimizin olduğu bir yere gidiyor, olmadık söz işitiyor. Bu da çok büyük terbiyesizlik ve vicdansızlıktır. Bununla baş edilebiliniyor mu, baş edilemiyor işte. Bu da Mehdi (a.s)’ın çözeceği konudur. Mesela dört mezhep var, Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi, Mehdi (a.s)’ın dışında kimse çözemez. Mümkün değil, bu böyle de gider. Şiilik de devam eder, Caferilik de devam eder, Alevilik de devam eder, Bektaşilik de devam eder ama Mehdi (a.s) geldiğinde, aynı asr-ı saadet gibi olmuş oluyor. Konu bitiyor, kökünden hallolunuyor. Yani tek bir beynin, tek bir aklın düzenlemesi, dizayn etmesi ayrıdır, yüzlerce, binlerce aklın birbirine karışması ayrıdır. O zaman müthiş bir karmaşa meydana geliyor. O bir şey söylüyor, o bir şey söylüyor, ortalama alınamıyor. Yahut bir anlaşmaya varılamıyor. Ama tek başına Mehdi (a.s) bir şey söylediğinde, ona kimse bir şey söyleyemez ve konu bitmiş olur. Her yönden hayırlı. Mesela Türkiye, İran, Pakistan ittifak edecekler İttihad-ı İslam’a. Zaten sırf bu ülkelerin birleşmesiyle, dev bir süper güç olmuş olur. Bakın sırf Türkiye, İran ve Pakistan. Tam anlamıyla süper güç. Mısır’ın ilave olduğunu düşünün, Ürdün’ün, Suriye’nin, Fas, Tunus, Cezayir, Libya, hiç baş edilecek gibi değil. Türki Devletlerin birleşmesini düşünün Türkiye’yle, bitti dünyanın en büyük süper gücü olmuş oluyor. Büyük güç olunca, büyük kabadayılık, büyük zalimlik değil, ne kadar büyürse, onunla orantılı o kadar şefkatli, o kadar mazlum, o kadar barışçıl ve o kadar insancıl olmak gerekir. Bunu yapacak olan da Mehdi (a.s)’dır. Yoksa mesela düşünün, İslam alemi birleşse, bir zalim, cahil, yobazın eline imkan verse, geniş imkanlar tanınsa, yerle bir eder diğer devletleri. Savaş olur. Saddam gibi birinin olduğunu düşünün, gitti İran’a saldırdı adam yani durduk yere Müslüman ülkeye. Psikopat gitti, Kürt kardeşlerimizi zehirli gazla imha etti, binlerce mazlum Kürt kardeşimi dünya iyisi dindar insanları, psikopatlık yaptı. Çözüm, yine Mehdiyet’le oluyor. Yahut dinden taviz verir, anormal bir şey yapar, modernist olur, küresel güçlere inanır, bilmem neye inanır, sapıtır. Yine Mehdi (a.s) orada denge unsurudur. Yani her türlü anormalliğe kaymayı ortadan kaldıran, Allah’ın yardım ettiği özel bir güç Mehdi (a.s). Mehdi (a.s) olmadan, konuların tanzimle düzenlenmesi mümkün değil. Mesela bak Mısır karıştı. Hiçbir şekilde kurtulamaz Mısır bu durumda. Yani Mehdi (a.s) dışında, mümkün değil. Hepsi ittifak etsinler, yine olmaz. Birlik beraberlik sağlayamazlar. Mesela Irak’ta çok fazla Sünni var ama çok fazla da Şii var Irak’ta. Aradaki birleştirmeyi ve onları kardeş yapmayı ancak Mehdi (a.s) sağlayabilir. Yoksa illaki parçalanır Irak. Mesela Suriye’de de çok fazla Sünni var ama genellikle Şiidir ve Alevidir Suriye. Tam kardeşlik bağını kurabilecek yine Mehdi (a.s)’dır. Ayrı ayrı enaniyetli adam var. Mehdi (a.s) olsa, adam; alacakarga böyle şamata yapacak, çıkıp artistik yapacak, develeri millete saldıracak adamlarını falan, mümkün değil. Zaten kim nasıl nezaketli hareket etmesi gerektiğini kendi bilir. Yani Mehdi (a.s)’ın açıklamasına gerek kalmaz. Zannediyor ki insanlar, sen görevinden ayrıl, sen şunu yap, mesela PKK’ya faaliyetlerinizi durdur diyecek zannediyor insanlar Mehdi (a.s) çıktığında. Zaten PKK kendi akleder densizlik yaptığını, anormallik yaptığını kendisi bilir, hemen vazgeçer. Onlar zaten kendinden anlarlar. Bir de bakarsın yok PKK. Gidersin ararsın, var mı PKKlı, bulamazsın. Bulur o, kendi fark eder, o çok önemlidir. Yani bir insana kendi hatasını, kendisine buldurtmak çok önemlidir. Mehdi (a.s)’ın yapacağı budur. Mesela Mısır’da Hüsnü Mübarek, Mehdi (a.s) çıksa, zaten bırakır adam. Yani onunla uğraşmaya gerek yok. Kan da akmaz. Halkın sokaklarda bağırmasına da gerek kalmaz. Halk sokağa çıktığında, Ya Rabbi bize, Mehdi (a.s)’ı gönder, Mehdi (a.s)’ı zuhur ettir deseler, onun bereketi bütün Mısır’ı sarar. Muazzam etki uyandırır. Dünya titrer öyle bir şeyde. Mısır’da mesela iki milyon kişi, Ya Rabbi bize, Mehdi (a.s)’ı gönder dese, dünyada yer yerinden oynar, çok büyük olay olur. “Ya Rabbi bize, İttihad-ı İslam’ı ver” deseler, bağırsalar slogan tarzında; ama bambaşka şeyler söylüyorlar. “Açız, şu adam gitsin, yerine bu gelsin” hiçbir şey değişmez. Yine açlık devam eder, yine aynı sistem gelir. Baradey mi öyle bir amca var, o gelse, daha da beter olur Mısır, ben size söyleyeyim, hiçbir şey değişmez. Yani sürekli yer değiştirmeler, al taşı götür demiri, hiçbir şey değiştirmez. Peygamberimiz (s.a.v.)’in belirttiği, Allah’ın vahiyle bildirdiği çözümü esas almaları gerekiyor...
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler