Adnan Oktar'ın 28 Ocak 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Şeyh Hasan Hocamızı, o mübareği, o muhterem insanı, o nur yüzlüyü, o kaliteli insanı, o güzel mürşidi görelim, inşaAllah.
-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Haretleri’nin Vekillerinden Şeyh Hasan Hazretleri Anlatıyor
ADNAN OKTAR:Muhterem, mübarek Şeyh Nazım Adil El Kıbrısi Hazretleri’nin vekillerinden Şeyh Hasan Efendi’yle kardeşlerimizin Almanya’da yaptığı sohbet. Ne kadar mütevazı, ne kadar alçak gönüllü, sevgi dolu, efendi, klas, modern ve etkileyici bir insan olduğunu görüyorsunuz. MaşaAllah, Şeyh Nazım Hocamızın gül bahçesinin güllerinden. Hocamızın tabii ki elini öpüyoruz, hürmet ediyoruz ama ne kadar mütevazı olduğunu da görüyorsunuz. Bak, ne diyor Hocamız? “Sevgi Allah’tan geliyor, SübhanAllah-u Teala” diyor “Sevgiyi veren Allah’tır, o bizi nasıl seviyorsa bizde onu, Harun Yahya’yı öyle seviyoruz. Asıl ben onun elini öpüyorum. El öpmesi gereken kişi o değil, biziz. Çünkü ilim sahibi olan odur.” Bakın bu, onun yüksek tevazusunu ve ahlakının yüksekliğini gösteriyor bu ifade. “Üstelik ilmini saklamıyor, aynı Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in buyurduğu gibi aktarıyor, bu bir sadakadır” diyor. Sonra şu konuya giriyor, çok önemli bir konu, Hocamızın bu, derinliğini ve nasıl klas bir insan olduğunu gösteriyor. “Bugün anlattığınız çok önemli bir konu, doğrudan şeytana karşı bir savaş.” “Doğrudan” diyor, bakın, “doğrudan şeytana karşı bir savaş.” Darwinizme ve materyalizme karşı mücadele. Birçok cahil insan bunun farkında değil ama gerçekten ilim sahibi, akıllı insanlar Darwinizmin, materyalizmin şeytanın dini olduğunu ve dünyadaki en büyük tehlike olduğunu bilir ve Hocamız da biliyor. “Bugün şeytanın en büyük tuzaklarından biri bu teoriyi, yani evrim teorisini, Darwinizmi insanlar arasında yaymak. Bütün okullarda bütün üniversitelerde çoğu ülkede evrim teorisi yasal ve mecburen okutuluyor.” Darwinist diktatörlüğün emriyle mecburen okutuluyor, bütün dünyada. “Şeytan öyle bir oyun oynamış ki buna inanmazsan cezaevine girersin.” Sıkıysa sen “ben Darwinizme inanmıyorum” de. Anında atarlar okuldan, işinden de olursun. “Olay buraya vardı” diyor. “Ve biri buna karşı kılıcını çekti, bu bir harikadır. Harun Yahya, bilginin kılıcı, ışığın kılıcı. Şeytan kılıcı gördüğünde, kokusunu aldığında ortadan kayboluyor, inşaAllah. Aynı suya atılan tuz gibi, darmadağın oluyorlar” diyor, Darwinistler ve materyalistler. Bak, “aynı suya atılmış tuz gibi,” bu hadislerde de geçiyor. Hocamız onu özellikle onun için belirtmiş. Hz. İsa Mesih (a.s) için de söylüyor Peygamberimiz (s.a.v); “tuzun suda eridiği gibi erir deccal” diyor, “onu gördüğünde.” “Daha kokusunu aldığında” diyor, inşaAllah. Bakın Mesihiyet özelliğinin bizde de tecelli etiğini Hocamız çok güzel belirtiyor, “bilginin kılıcı, ışığın kılıcı” diyor. Allah ondan razı olsun, çok güzel bir iltifatta bulunmuş benim için Hocamız. “Bilginin kılıcı, ışığın kılıcı. Şeytan kılıcı gördüğünde, kokusunu aldığında ortadan kayboluyor” diyor. Darmakeşan oluyor hakikaten, Darwinistler inşaAllah. “Aynı suya atılmış tuz gibi. Bu mücadelesiyle o kadar çok dua aldı ki, o kadar çok insana vesile oldu ki, imanlarını, çocuklarımızı, sapkın düşüncedekileri bu vesileyle kurtardı, imanlarına vesile oldu. Şeytan evrim teorisini yaymayı, insanları imandan uzaklaştırmayı denedi ama Harun Yahya buna karşı çıktı ve bu işi yaptı, elhamdülillah. Biz de ona aynen başarı diliyoruz, destekliyoruz. Bütün kalbimizle çok daha başarılı, çok daha güçlü olmasını, daha çok onurlanmasını istiyoruz. Bir insan Allah hizmetkarı olursa ona çok fazla onur vardır, insanı bu onurlandırır, başka hiçbir şey insanı onurlandırmaz.” Estağfirullah, biz Hocamızın ellerinden öpüyoruz. “Ellerinden öpüyorum ve çok mutlu olduğumuzu iletiyorum. Biliyorsunuz biz Şeyhimiz adına, Şeyh Muhammed Nazım Hakkani adına konuşuyoruz, onun izniyle konuşuyoruz, dolayısıyla biz de Şeyhefendinin selamını iletiyoruz.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Burada kasıt budur. Sizin ona çok değer verdiğinizi ve Şeyhimizin bundan dolayı çok mutlu olduğunu biliyoruz.” Öztürk de “tabii, Şeyhimizi çok seviyoruz” diyor. Hepimiz çok seviyoruz Şeyh Nazım Adil El Kıbrısi Hazretlerini. Şeyh Hasan Hocamız “elhamdülillah” diyor. Öztürk, “o bizim sultanımız, inşaAllah” diyor. Doğru, Şeyh Nazım Hocamız hepimizin sultanı, maşaAllah. “Doğru, elhamdülillah” diyor. Şeyh Hasan Hocamız, “Allah onu korusun, Şeyh Nazım Adil El Kıbrısi Hazretlerini, ailesini, arkadaşlarını korusun ve hepimizi açık şuurla Mehdi (a.s)’ın yoluna iletsin” diyor. Bu insanın medeniliğine bakın, inceliğine bakın, nezaketine bakın, aklının keskinliğine bakın, tehlikeyi kavrama gücüne bakın, deccaliyeti nasıl bütün detaylarıyla gördüğüne ve deccaliyetin ezilmesinden nasıl mutlu olduğuna bakın. Bir de bazı ahmak yobazların deccaliyetten haberi dahi olmayarak, oturup o köşe senin, bu köşe benim sokak sokak gezmesi nerede ve gece gündüz fitne çıkarması nerede ve işi gücü bırakıp bütün gücüyle Müslümanlara saldırması nerede. Değil mi? Bak, ahmak yobaz küfrü karşısına alacağına; Darwinizmi, materyalizmi, iddia edilen Ergenekon örgütünü, kahpe teşekkülleri, kahpe oyunlar oynayan karanlık mihrakları karşısına alacağına, bir avuç Allah yolunda mücadele eden Müslümana, kudurmuş köpek gibi kendi it çakal ordusuyla saldırıyor. Esrarkeşlerle, kadın-kız satıcılarıyla, mafya bozuntularıyla ittifak kurmuş, onlarla cephe oluşturmuş Müslümanlara karşı ve uğraşıyor kendi kafasınca. Bir de buradaki insanın, bu mübarek Şeyh efendinin, Şeyh Nazım Hocamızın talebelerinin olgunluğuna kalitesine, klaslığına bakın, nezaketine bakın, teşhis gücüne bakın, ifade güzelliklerine bakın. Arada dağlar gibi fark var. İşte bir tarafta Mehdi (a.s) ordusu, bir tarafta iblisin ordusu. İşte Mehdi (a.s) ordusu Şeyh Hasan Hocamızın nezaketinde, efendiliğinde, güzelliğinde olur ve içi de coşkun bir insan sevgisiyle dolu olur. İçinde insana karşı nefret olmaz, birleştirici ve bütünleştirici olur. Hocamızı tebrik ediyorum. Allah yolunu açık etsin, Almanya’da muvaffak etsin Cenab-ı Allah, çok önemli oradaki vazifesi. Şeyh Nazım Hocamızı yolda düşündüm de, sırf Almanya böyle; Singapur, Malezya, bütün Asya ülkeleri, her yerde vekilleri var ve muazzam hizmet yapıyor, maşaAllah. Her Allah anıldığında ayağa kalkıyor, Peygamberimiz (s.a.v) anıldığında ayağa kalkıyor o haliyle, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Şeyh Hasan Efendi Hazretlerinin Hocam, inşaAllah Avrupa’da bin kişilik sempatizan grubu, Almanya’da beş bin civarında müridi varmış, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sempatizanları da en az beş yüz bin kişidir. Çünkü o has talebeleri, yakın talebeleri öyle. Ama bir de bizim gibi sempatizanları, hayranları var, onların ucu bucağı yok, maşaAllah. Beş yüz binin de üzerindedir, beş milyonun da üzerindedir, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler