Adnan Oktar`ın 7 Şubat 2011 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Adnan Hocam, selamlar. Yüz tane maymun çeşidi var dediniz. Peki, bu maymunların yüz çeşidi de ayrı olarak mı yaratıldı yoksa birbirlerinden mi türedi? Sorum diğer hayvanlar için de geçerli. Mesela kediler, arılar, karıncalar, çok fazla çeşitleri var.” Hepsi ayrı yaratılmıştır. Mesela kırmızı karınca daha iri olur böyle, rengi de kırmızı. Siyah karınca vardır böyle, minik, her yerden çıkar onlar, koca kafalarıyla gezerler. Kafa da pırıl pırıl. Ama acayip şekerler nerede olsa onları kurtarıyorum, çok seviyorum onları. Acayip güzel huylular, diğer böceklerden ayrılar. Bütün karınca çeşitleri ayrı yaratılmıştır, bütün böcek çeşitleri ayrı yaratılmıştır. Birbirleriyle birleştiklerinde de kısır çeşitler oluşuyor. Mesela at ile eşek birleştiğinde katır oluşur ama onun üreme kabiliyeti yoktur. Özetle her tür ayrıdır. Mesela goril ayrıdır, gibbon ayrıdır, maymun ayrıdır, mesela makak maymunu tamamen ayrıdır. Zaten fosil kayıtlarına baktığımızda bunu bütün açıklığıyla görüyoruz. Her canlı türünde. Bitki türlerinde de, hayvanlarda da, böceklerde de. Ve mebzul fosil var. O kadar çok ki fosil. Evin bahçesinde ben de buldum fosil. Evin bahçesinde, kaya parçasının arasında. Çok fazladır fosil. Bakıyorsun, değişmemiş. Değişse ne zorumuz. Allah böyle yaratmış, çok makul olurdu. Allah mesela bir türden hepsini çoğalttı derdik. Fosil kayıtlarında da bu görülürdü. Allah böyle yaratmış derdik. Ne zorumuz yani? Yok, gerçekten yalan olduğu için bunu açıklıyoruz. Yani yüz çeşit hayvan türünden bir çeşit kalıyor. Mesela şöyle oluyor, anlaşılsın diye söylüyorum, mesela üç bin türü oluyor farz edelim, üç bin türden kaç tane kalmış? Yirmi tane kalmış, elli tane kalmış. Böyledir, çok az kalmıştır. Mesela ata, eşeğe benzeyen o kadar çok hayvan çeşidi var ki. Çıkış tarihi belli, başlıyor, bitiş tarihi de belli. Ondan sonra bir daha yok hayvan. Allah’ın yaratması. Farz edelim balık, balıktan hakikaten ayaklar, bacaklar çıkartabilir Allah, Cenab-ı Allah istese yapar. Kaplumbağayı mesela insan haline de getirir, değiştirir şeklini. Kardeşim, yok. Niye yalan söylesin bu konuda? Burada bilim değil mi konu? Bilim bunu bize vermiyor. Yok öyle bir şey. Fosil diyorsun, fosiller ortada. Yok. Protein, olacak iş değil protein. Hepsi ittifakla söylüyor, imkansız. Protein çok hassas bir madde. Bir tane atomu yer değiştirdi mi zehre dönüşüyor, başka bir şeye dönüşür. Bir protein kaç atomdan oluşuyor?
OKTAR BABUNA: Çok atom Hocam. 500 tane aminoasidi olsa…
ADNAN OKTAR: 500 tane aminoasidi oluyor en basiti düşünün. Tabii öyle bir ölçü veremeyiz. Çok fazla protein çeşidi var ama bir aminoasitte bile çok kapsamlı yapılanma var. Ama bir proteini oluşabilmesi için çok fazla aminoasit gerekiyor ve onlardan da bir tanesi çıktığında protein komple çöküyor. Yani dantel gibi örülmesi gerekiyor. Bunu bildikleri için “uzaylılar yaptı” diyor adamlar. Zaten kromozomlar hiç açıklayacakları gibi değil. Kromozom normal şehir, şehir hayatı gibi. Çöpçüleri var, muayene edenler var, tedavi edenler var. Adam molekül, protein molekülü, alıp parçayı götürüyor, ayağı var, yürüyor. Molekülde ayak olur mu? Adam sırtlıyor, alıp taşıyıp götürüyor. Yürüyor yani. Bak ilgili yere götürüp teslim ediyor adam. Bak başka bir protein molekülü. Artık en ilkel madde. Adam geliyor kromozoma, “hemşerim şunu bir ayıralım ortadan” diyor, cart diye ayırıyor ortadan. “İki taraftan tutun da yapışmasın” diyor. Tutan ayrı ekip var, hamal gibi adam tutuyor böyle, bayağı tutuyor, yapışmayı engelliyor. “Şimdi paralelini çıkaracağız” diyor. Başlıyorlar onun bir paralelini çıkartmaya, aynısını yapıyor. Aynı harflerden oluşan, boydan boya binlerce, on binlerce, yüz binlerce harfi adam teker teker aynısıyla diziyor. “Bitti” diyorlar adamlar, “ biz gidiyoruz” diyorlar, “tamam ama bir kontrolden geçirelim, ne olur ne olmaz. Siz yine de bir yamukluk yapmış olabilirsiniz” diyorlar. Kontrolör protein geliyor. Geliyor bakıyor, diyor ki; “hemşerim burada bu parçayı yanlış koymuşsunuz” diyor. Protein. Haber veriliyor, oraya o parçanın doğrusunu getiriyorlar, imal edip. Adam da söküp çıkarıyor onu oradan, alıp onu oradan normal parçayı takıyorlar. “Şimdi tamam mı” diyor, “tamam, hiçbir kusuru yok. Hadi bırakın, kapatalım” diyor, kapatıyorlar. Kardeşim protein yapıyor bunu. Yani dünyanın bütün profesörleri bir araya gelse o proteinin gösterdiği, bir tanesinin gösterdiği aklı gösteremez. “Bu nasıl oluyor?” diyorsun, “tesadüfen oluyor, karmaşık bir şey yok” diyor. “Protein nasıl oldu?” diyor, “o da tesadüfen oldu” diyor. Olamıyor bak bilimsel olarak, “o zaman uzaylılar yapmıştır” diyor. “Uzaylıları kim yaptı?” diyorsun, “o kadar da kurcalama şimdi” diyor. Kardeşim deli misin sen? Bizi ne uğraştırıyorsun?
OKTAR BABUNA:Onu ama siz söylettiniz ona. Yoksa o kitap yazmıştı tesadüfen olduğuna dair, bir değil birçok kitabı vardı, siz söylettiniz o lafı.
ADNAN OKTAR:Alayı öyle, kaval gibi ötüyorlardı Darwinistler, “hemşerim, bu böyle olmaz, bunun molekül yapısını bak görüyorsunuz” dedik. “Bir proteinin olması için başka bir proteine ihtiyaç var ve çok karmaşık bir yapısı var. Bu teknik olarak mümkün değil” dedik. “Evet, doğru” dediler. “Peki, ne olabilir?” dedik. Adam böyle bakıyor, Dawkins. Soruyorlar; bakıyor, bakıyor, bakıyor, aklına bir şey gelmiyor. Birden bakarken havaya uzaylılar geldi aklına, uzaylılar yapmıştır diyor, bir kısım uzaylılar. Göktaşlarının üzerine uzaylılar koyuyormuş, göktaşları da gelip; göktaşı gökte yanıyor zaten. Olsun yanmamış olabilir, onun arasına girmiştir. Göktaşını fırlatmışlar, o da gelmiş uzaya birden, taşın arasından çıkmış protein, öbür proteinlerle anlaşıp bizi meydana getirmişler. Bu kadar basit. “Karmaşık bir şey yok. Anlamıyor musunuz siz, cahillik yapmayın, şaka yapıyorsunuz herhalde, anlaşılmayacak ne var bunda?” diyorlar...
Makaleler
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler