Adnan Oktar`ın 7 Şubat 2011 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Tesadüfen insan meydana gelir mi? Tesadüfen portakallar, mandalinalar, zürafalar, filler, kuşlar meydana gelir mi? Kâinattaki mükemmelliği görmüyor musunuz siz? Üstelik beynimizin içinde bir görüntü seyrediyoruz. Çok renkli, kaliteli ve üç boyutlu, dünyanın en kaliteli televizyonunda bile böyle bir görüntü yok. Bak televizyon şirketleri geceli-gündüzlü çalışıyorlar, şu beynimizin içinde oluşan, ki şu kadar etten oluşuyor, toplam on gram ettir hepsi, şu kalitedeki görüntüyü tahayyül dahi edemiyorlar. Çünkü o kadar inandırıcı ki bu görüntü, hakikaten madde dışarıda bu şekilde varmış gibi görünüyor. Ve hakikaten uzaktaymış gibi görünüyor. İnanıyor herkes, mesela sorduğunda “ne kadar uzaktayım?” “Üç metre uzaktayım” diyor. Yani beyninin içinde olduğunu zanneden insan sayısı çok azdır, parmakla sayılır. Halbuki Allah metafizik yaratmış hayret edilecek bir şey. Bakın, beyindeki elektirik akımını bir göz görüntü olarak görüyor ve görüyor. Nasıl biliyor musun? Gözsüz görüyor, beyni de yok, gözü de yok. Ruhun, ne gözü var, ne beyni var.
“Haber Vaktim” bu kimin? Vakit Gazetesi’nin. Şimdi buyrun, ki Vakit delikanlı gazetedir. Bak bunda da Darwinizm’le ilgili haber. Kardeşim insan bir inceler, bir bakar, ne oluyorsunuz? “Antropologların, Avrupa, Ortadoğu ve Asya"daki kafataslarını inceleyerek yaptıkları araştırmaya göre, bu dönemde modern insanın (Homo Sapiens) ortalama beyin ölçüsü, 1500 santimetreküpten 1359 santimetreküpe, yani bir tenis topu kadar küçüldü” diyor. Tam düz atış. 1500 santimetreküp olan Neandertaller ve Neandertallerin hemen hemen hepsi zaten büyük beyin hacmine sahip. Bu kavim, bu ırk, ya bir soykırıma uğramış veyahut diğer ırklar içerisinde elimine olmuş, bir şekilde yok olmuş bu. Ama bu Neandertallerde küçülme olayı olmamış. Neandertaller sürekli 1500 santimetreküp civarında. Homo Sapiens de her zaman 1350 falan civarında. Her zaman böyle olmuştur. Ve direkt düz atış, aslı astarı yok. Ama gören haberin üzerine atlıyor, gören haberin üzerine atlıyor. Neandertale maymun bilmem ne falan dediler, maymun türü falan, adamlar baktılar ki müzik aletleri yapmış, elbiseler yapmış kendilerine, medeniyet yaşamışlar. Hani maymundu! Bu sefer “tenis topu kadar küçüldü”, bir de entel dantel üslupları, tenis topu, bilmem futbol topu falan. Öyle bir konu yok. Homo Sapiens’in fosilleri ortada, bütün hayvan kafataslarının fosilleri de ortada. Hiçbir hayvan kafatasında büyüme ve küçülme olmamış. Hayır olması son derece makuldü, olabilirdi, mucize olarak, olmamış. Nereden anlıyoruz? 350 milyon fosilden anlıyoruz. Ne böceklerin kafasında, ne hayvanların kafatasında, kafa yapılarında, hiçbir şekilde değişiklik yok. Balık kafatası aynı kalmış, böceğin kafatası aynı kalmış, primatınki aynı kalmış, bütün havyan türlerinin aynı kalmış. İnanamıyorum diyorsun değil mi; 350 milyonun üzerinde fosil var hepsine bakabilirsiniz. 100 milyon, 150 milyon, 200 milyon. Bak diyor ki; “O kadar süratli gelişmiş ki” diyor, tam atış üslubu. Çünkü kimse bunu oturup araştırmayacağı için. Öyle bir sürat mürat yok. Neandertaller ortada, 1500 santimetreküptür yaklaşık. Homo Sapiens’in de halen de öyle aynı. Ama Japonlarda, Pigmelerde beyin hacmi zaten en başından beri sürekli küçüktür. Irk olarak küçüktür. Yani ufak tefek insanlar olur. Mesela eski Vikinglerin olduğu yerde İsveç, Norveç falan, izbandut gibi tipler 2 metre, 2.10 falan adamlar. Ama Pigmelere gittiğimizde ufacıklar. Japonlar da ufacıktır, Çinliler de ufacıktır. Ama zekâ yönünden zehir gibi Japonlar. Mesela adamlar 2 metre ama zekâ testi yapsan Japon onu on kere katlar yani inşaAllah. Anlaşıldı mı? Dolayısıyla uluorta böyle ortaya çıkılması çok hata olur. Haber Vaktim’in de gözünden kaçmış, Haber Vaktim delikanlı gazetedir, yapmaz böyle bir şeyi. Fakat onlar da uydum kalabalığa gözü kapalı almışlar, çok tehlikeli ve yanlış bir üslup. Bak, “bilim adamları insan beynini son 30 bin yılda küçülmesinin” öyle bir atış ki bu, yani görülmemiş. 30 bin yıl o kadar kısa bir süre ki, 30 bin yılda milim santimetre bile gelişme olmaz, mümkün değil, hiçbir şey olmaz. 300 milyon yılda gelişme olmamış da, değişme olmamış da, 150 milyon yılda gelişme olmamış da, 30 bin yılda nasıl gelişme olsun? Birden yıldırım gibi de gelişmiş diyor. O devre ait fosillerin hepsi ortada, tam anlamıyla atış. Hiçbir şekilde böyle bir şey yok. Neandertallerin resimlerini getireyim göstereyim, her zaman aynıdır. Homo Sapiensler hep aynıdır. Bu Homohabilis, işte tubilis falan, bunların hepsinin beyin hacimleri bellidir. Bunların bir kısmı hakikaten maymunlara ait. Bir kısmı goril, gibon, işte makak maymunu var, şunlar bunlar. Yüzlerce çeşit maymun çeşidi olduğu için beyin hacimleri tabii değişiklik gösteriyor, birbirinin aynı değil. Çünkü 100 maymun türünden 1 maymun türü kalmış, 99 maymun türü yok olmuştur. Bunların fosillerine ulaşıldığında, irili ufaklı birçok kafatasıyla karşılaşıyoruz, ama hiçbirinde değişiklik olduğunu görmüyoruz. Bana fosille konuşsunlar, mesela 30 bin yılda küçülmesini diyor, peki kardeşim 30 bin yılda küçüldü diyorsun neyi alıyorsun sen? Neandertal kafatasını alıyorsun, yanına da Homo Sapiens koyuyorsun, Neandertal ayrı bir ırk zaten, ayrı bir insan ırkı. Şu anda da ölçsek, mesela Danimarkalı, Norveçli bir insanın kafatasını ölçsek 1500 santimetre çıkar. Japon’u ölçsen 1200 santimetre falan çıkar beyin hacmi. Şu anda da öyle, eskiden de öyle. Yani bir büyük beyinli ırk var, büyük beyinli gelişmiş ırk var, birde küçük beyinli, küçük bedenli ırk var. Ama zeka yönünden birbirinin aynılar, ruh olarak aynılar. Allah çeşit çeşit insan kavmi yaratır. Mesela maymunlar da, el kadar maymunlar var ufacık böyle avucunun içine sığan maymunlar var, bir de goriller var kapı gibi adamlar. Mesela evin içine sığmaz, adamın ucu bucağı belli değil, kafası falan şu kadar falan var bir tane. Şimdi biz ne diyeceğiz? Bak maymundan goril bu hale geldi mi diyeceğiz? O zaman maymun kafatası ne kadar, şu kadar falan, şu kadar oluyor. Goril? Kamyon kasası kadar var kafası. Ne diyeceğiz? 30 bin yılda bak ne hale geldiler mi diyeceğiz? O ayrı tür, o ayrı tür. İnsanlarda da ayrı ayrı türler vardır. Neandertal belli bir dönemde başlıyor, belli bir dönemde bitiyor, birdenbire bitiyor. Allah belli bir dönemde yaratmış, belli bir dönemde bitmiş. Zınk diye bitiyor, aniden. Geçiş dönemi de yok. Homo Sapiens de belli bir dönemde başlıyor ve şu anda da devam ediyor. Başlangıçla şu an arasında hiçbir farklılık yoktur Homo Sapiens’de aynıdır. Net yalan söylüyorlar 30 bin yılda, çok daha eskidir Homo Sapiens. Çok daha eski yıllara ait Homo Sapiens kafatasları var. Hiçbir şekilde de değişikliğe uğramamışlar. Birtek insan değil hiçbir hayvanın kafatasında bir değişiklik olmamış. Olması son derece makuldü, zaten mucize olduğu için şaşıyorum. Kardeşim 350 milyon yıl geçer de bir insan, bir canlı nasıl değişmez? Bir şey olması gerekir, makul mantıken insanın aklına öyle geliyor. Milim santimetre değişmemişler, şaşırtıcı olan o. Deniz hayvanlarında da öyle, bitkilerde de öyle, mesela ağaçlarda da öyle. Mesela portakal bakıyorsun 100 milyon, 200 milyon yıl önce aynı, şu anda da aynı, hiçbir değişikliğe uğramamış. Ne bedenlerinde, ne genel çatılarında, ne kafataslarında bir değişiklik yok. Değişen tek bir tane kafatası yoktur, direkt atıyorlar öyle bir şey yok. Yani Darwinistleri söylüyorum, atanlardan da kardeşlerimiz havada tutuyorlar. Haber Vaktim, çok titiz bir gazetedir Haber Vaktim. Yani şimdi o çok acayip olmuş. Haber5 çok titizdir. Bunlar kale olan, ilim kalesi olan yerlerdir, buraya hurafenin girmemesi lazım. Buralara da hurafe giriyorsa çok acayip bir durum olur...
ADNAN OKTAR:... Ben Darwinistlere göz açtırmam evvelAllah, atıp tutmalarına da müsade etmem, havada yakalar geri kafalarına küt diye çarpar söyleyeyim. Kardeşim atışa bak, atışın şiddetine, 30 bin yıl insaf artık ya. 30 bin yılda akılalmaz bir değişiklik meydana geliyor. Neandertal 30 bin yılda Homo Sapiens oluyor, bir anda, Allah Allah! Hiçbir canlıda rastlanmış bir olay değil. Yalan olarak söylediklerinde bile, zaten baştan sona Darwinizm yalandır da, yani diğer yalanlarında rastladığımız bir olay değil bu. Onlarda bile milyonlarca seneyi kullanıyorlar, yalanlarında, milyonlarca seneyi, delil olmamasına rağmen. Burada artık şuur kapanmış düz atışa geçmişler, 30 bin yıl yani. Konu insan olunca çünkü bütün mesele onlar için insanda, atın, eşeğin evrimi onları ilgilendirmiyor. Çünkü hepsinin kemiklerini onlara yedirdik. Teker teker böyle hasta çorbası gibi içtiler, onun üzerine gidemiyorlar. Ama bütün mesele insanda olduğu için, bütün dikkati de oraya verdiler, artık paniğin şiddetinden 30 bin yıla indirdiler evrimleşme hızını. Neandertal 30 bin yılda al sana Homo Sapiens olmuş. Hadi bakalım hayırlı uğurlu olsun diyorlar. Peki biz ne olacağız? Bizi nasıl aşacaksınız? Bak böyle koyduğumda otuttururum işte. Şimdi ben Homo Sapiens’in, 2. yarıda göstereyim fotoğraflarını, Neandertal’in de, hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Ve bakın dikkat edin, hiçbir hayvan kafatasında da değişiklik olmamıştır, hiçbirinde. Ne böceklerde, ne hayvanlarda. Bir tek insanda oldu diyorlar ne hikmetse, çünkü onları insan ilgilendirdiği için. Orada da atış yaptırmam. Hiçbir delil yok, bu tarz iddialarına dair hiçbir delil yok. Bilakis tam tersi Homo Sapiens’in hiçbir değişikliğe uğramadığı hepsinin bildiği bir gerçek. Neandertal de belli bir döneme kadar, muhtemelen ya bir savaş yaptılar, ya bir şey yaptılar zaten az sayıları, toplu katliamlar oluyor. Jenosit mi ne diyorsunuz ona, soykırım. Bir soykırıma uğramışlar anladığım kadarıyla, olabilir geçmiş dönemlerde savaşlar falan oluyor, hepsini kitle halinde öldürmüş olabilirler. Bir anda yok oluyor adamlar. Tarihte yok mu kitle katliamları? Var. Bir şekilde bir kitle katliamına uğramış adamlar. Yani iriyarı olmak demek ki kurtarmamış onları, inşaAllah. Daha ufak boylu olanlar demek ki ne bileyim artık bir özel yöntem kullanmışlar herhalde bir şeyler olmuş...
Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...İlanlar
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler