Adnan Oktar`ın 17 Şubat 2011 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Selamun Aleykum Değerli Adnan Hocam.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Ben sizi bir arkadaşımın hediye ettiği kitaptan tanıdım. Daha da yakından tanımak için biraz daha çok araştırıyorum internetten” diyor. “Size sorum, internette tanışıp evlenmek din konusunda ne kadar doğru? Önceden teşekkür ederim.” Nezrin, Azerbaycan-Astara’dan yazıyor. İnternette tanışıp, evlenmek; adamın kadını nasıl değerlendirdiği önemli. Eğer etten kemikten, işte ütü ütüler, yemek yapar, onun pisliğini temizler falan gibi görüyorsa, o zaman fark etmez. Nereden, nasıl temin edeceği yani o kadar sorun değil. İnternetten eşya satışı da yapıyorlar, değil mi? İşte “malın vasfı şu” diyor, şu model, şu şeyle beraber. Adam da diyor, “şu model şu şeyde bir şey arıyorum” diyor,” uygun olanlar arasın” diyor. “İngilizce bilecek” diyor, “şu boyda, şu kiloda, şu özellikte” diyor. Yani onun takvası, ahlakı, kişiliği, derinliği, tutkusu, Allah’a olan sevgisi, aklının keskinliği, ruhundaki heyecan adamı ilgilendirmiyor. Zaten bir anlamı da olmaz onun için, yani temizliği, derinliği onun için bir anlam taşımadığı için. İşte İngilizce bilmesi, ne kadar para kazandığı, “ben şu kadar kazanıyorum, sen ne kadar kazanıyorsun” diyor, “evim var, arabam var” diyor; araba, ev pazarlığı yapıyorlar zaten. Eğer arabada, evde, parada anlaşma olursa zaten geriye de bir detay kalmıyor, bir şey kalmıyor. Birçok vakada böyle, dikkatlice bakılırsa. Halbuki insan evlendiğinde Allah rızası için evlenir, Allah'ın tecellisini görmek için evlenir; sevgiyi, tutkuyu yaşamak için evlenir. O zaman Allah özel bir gücü ortaya koyar, tutku gücünü ortaya koyar. Tutku yoksa insanda bir şey yok ki; iki tane kolu var, iki tane bacağı var kadının, aynıdır aşağı yukarı. Sadece cinsel organları; birisi içbükey, biri dışbükeydir. Öyle ahım şahım bir şey yok. Hatta ayette, “çirkin yerleri göründü” diyor Allah, değil mi? İnsan acz içindedir; ağzını yıkamasa da ağzı kirlidir, kulağını yıkamasa kulağı kirlidir, saçını yıkamasa saçı kirlidir. Özellikle acz içinde yaratılmıştır, boydan boya. Her yeri için ayrı bakım uyguluyor insan, değil mi? Böyle kısa sürede yaşayıp kısa sürede ölüyor. Mesela 20 yaşında bir genç kız iki on senede 40 yaşına geliyor, menopoza giriyor, bitiyor. Yani vücudunda hemen çökme başlıyor; işte romatizmalar, kireçlenmeler, bel fıtıkları, şunlar, bunlar, işte rahim kanserleri; zaten kansere karşı sürekli bir savunma içinde insanlar, acz içinde yaratılmıştır, Allah her yerini acz içinde yaratmıştır. Mesela alerjiler, astımlar, gripler, nezle… Mesela bak şimdi grip salgını oldu, kırıp geçiriyor insanları. Sırf griple kalmıyor, arkasından astım krizleri meydana geliyor veyahut akciğer enfeksiyonları meydana geliyor. Acz içinde ama adamlar, bir kısım insanlar bunu önemli görmüyor. Sadece karşı tarafın ona ne sağlayacağını, yani vereceği maddi imkan nedir ona; ev mi verecek, araba mı verecek onun peşinde oluyor. Ev ve araba, tabii insan sevdiğine öyle bir şey sunmak ister ama evle, arabayla hiçbir şekilde olay olmaz, yani bir sevgi meydana gelmez. Sevgi için mutlaka akıl ve iman gerekir, derinlik gerekir. Akıl ve iman olmadı mı, aptal birisini nasıl seveceksin sen, neyini seveceksin? Farz edelim aldın, evi de var, arabası da var, bir et kitlesi olarak da aldın getirdin eve, ne olacak? Eve bir hayvan getirmiş gibi olursun. Ha bir hayvan getirmişsin ha onu getirmişsin, ne fark eder yani? İri bir hayvan. Laf, söz dinlemeyen, ne dediğini anlamayan, sadece yiyen, içen, yan gelip yatan bir mahluk gibi olmuş olur. Halbuki insan Allah’ın ruhunu taşır, o çok önemlidir; Allah’ın ruhunu sevdiğini bileceksin severken, Allah’ın tecellisini sevdiğini bileceksin. Saygı duyduğu için insan, değer verdiği için zevk alır, kadının güzelliği ordadır, helalinden zevk almanın sebebi budur. Saygı duyması, değer vermesi, onu Allah’ın tecellisi olarak görmesidir. Allah’ın tecellisi olarak görmedi mi, maymun gibi bir şey olmuş olur o zaten. Nesi kalıyor ki geriye zaten? Derisini kaldırsan altı kıpkırmızı kandır. Bir insanın derisi incecik, 1 mm deriden dolayı böyle güzel görünüyor. Derisi bir kalksa kaçacak delik ararlar insanlar. Nitekim bu antropoloji derslerinde filan tıp öğrencilerine gösteriyorlar, derisi kalkmış insanların resimleri vardır.
SUNUCU:İstanbul'da sergi de vardı Hocam, orda da öyle çok çirkin gözüküyorlar.
ADNAN OKTAR:Çirkin değil korkunç, çirkin yeterli bir kelime değil.
SUNUCU: Yaratık gibi gözüküyorlar yani.
ADNAN OKTAR:Bayağı korkunç. Adam onu görse kaçacak delik arar yani. En sevdiği kadın, en sevdiği şey bile olsa öyledir yani. Sonra da mezarın içinde zaten paramparça oluyorlar. Yani en güzel kadın bile, gözleri jöle haline gelir, akar. Burnu mezara düşer. Ağzından kanlı köpükler geliyor mezarın içerisinde, davul gibi şişer. Mesela rahmi cinsel organından dışarıya atılıyor öldüğünde. Yani dünyanın en iğrenç kokusu meydana gelir mezarın içerisinde, meydana gelen koku, onun üzerine daha iğrenç bir koku yoktur. Allah onu özellikle öyle yapıyor ki insanlar aczini iyice kavrasınlar diye. Paramparça oluyor insan. Ve ömür çok kısa sürede bitiyor, mesela 30 yaşında bir insan, iki on senede 50 yaşına gelir, üç on senede 60, dört on senede 70 yaşına gelir. O da kanserden, şundan, bundan ölmezse. On seneler de bir yıl gibi geçiyor, süratle geçiyor. Hayat çok çabuk geçiyor. Ve mesela bak biz birçok sanatçıyı gördük, genceciktiler, baktık hepsi yaşlı anne olmuş, yaşlı baba olmuş. Birçok ünlü sanatçı, biz hepsini tanıyorduk, görüyorduk. Yani gördünüz, gözümüzün önünde çöktüler. Mesela o Britney falan çok sevimliydi, gencecik bir kızdı yani, filinta gibi kızdı; yaşlı başlı, çok perişan bir insan olmuş. Yani diğerleri de öyle, şimdi tek tek saymayayım. Bu, insanlara Allah’ın aczlerini göstermesidir. Fakat insanlar birbirlerinden çok olumsuz etkileniyorlar, o ondan etkileniyor, o ondan etkileniyor. Mesela genç kızların kendi aralarında özel bir üslubu var, kendi dilleri var, her yerde ayrı özel bir dil kullanıyorlar. O dilin içerisinde ne Allah'tan ne dinden bahseden pek olmuyor bazı yerlerde. Öyle olunca onlar da toplumun kalabalığına uyuyorlar, ‘uydum kalabalığa’ kafasında. O zaman Allah’ı düşünecek; ölümü, ahireti düşünecek halleri olmuyor, sarhoş gibi oluyorlar. Toplum onlara uyuşturucu etkisi yapıyor. Ağır bir alkol komasına girmiş gibi oluyorlar yahut uyuşturucu komasına girmiş gibi oluyorlar. Mesela toplumun içerisinde züppelik yapan iki-üç kişi oldu mu hepsi uyuyor ona, onlar da züppe oluyorlar, onlar da züppelik yapmaya başlıyorlar. Mesela biri delilik yaparsa, o ondan daha fazla delilik yapıyor, yani “ben senden daha fazlayım” der gibi. Mesela biri bir çılgınlık yaparsa, o daha fazla bir çılgınlık yapıyor. Halbuki takvada yarışacaklarına, züppelikte yarışıyorlar, çakallıkta yarışıyorlar. Halbuki Allah “takvada yarışın” diyor. Güzel ahlakta yarışmaları lazım. Mesela kim daha züppeyse, içinde ona karşı nefret oluyor ama onu mutlaka geçme arzusu oluyor, daha züppe olmaya gayret ediyor. Mesela o, farz edelim vücudunun bir yerini keserse, o da sigara söndürüyor orasında burasında, manyaklık olsun diye. Yani psikopatlıkta sınır tanımıyor adam. Var ya işte silahı kafasına dayıyor, bir o sıkıyor, bir o sıkıyor filan, Rus ruleti. Mesela bak psikopatlık yarışıdır bu. Dikkat ederseniz gençler arasında, bir kısım gençlerin içerisinde psikopat olmada biraz geride kalmak onlar için onur kırıcı oluyor. Ne kadar psikopatlıkta daha ileri giderse, ona daha çok saygı duyuyorlar ama cahiliye saygısı, cahiliye değeri. Mesela hayta, böyle kabadayı delikanlılar arasında ayrı bir itlik yarışı olur. Mesela kim daha çok adam bıçakladıysa, kim daha çok adam vurduysa onu daha çok makbul görürler, daha değerli görürler. Buna kim daha fazla sataşıyorsa, kim kepazelik çıkarıyorsa onu daha değerli görürler. Kızlarda stil tamamen ayrı oluyor; onlarda da ne kadar argo konuşuyorsa, ne kadar züppelik yapıyorsa, onu daha çok makbul görürler, mesela daha cinslik yapıyorsa. Kim efendiyse, kim terbiyeli ve saygılıysa onunla da alay ederler. Mazlum ve efendiyse ona çeşitli lakaplar takarlar, onu yıldırırlar. O da o yılmaya karşı hemen onlara uyum göstertir, o da züppe olur, o zaman ona bu müdahale kalkar. Böyle bir toplum oluştuğunda, adam tabii tanışmak için çeşitli yöntemler kullanıyor, evlenme mantığında. Evlenmede tamamen, mesela bazı insanlar iki hayvanın tamamen mutlu yaşaması sistemine göre olay hareket ediyor. Mesela bir hayvanın neye ihtiyacı vardır? Bir mağaraya ve barınağa ihtiyacı vardır, yiyeceğe ihtiyacı vardır, üşümemeye ihtiyacı vardır; iki hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada teknik anlaşma yapıyorlar. Yani “iki hayvan beraber yaşayacak” diyor, “yiyeceğe ihtiyacı var” diyor, “buna anlaştık” diyor, “şu, şu, şu” diyor, “barınma yerlerinde anlaştık” diyor, “hadi bakalım, şimdi hayata başlayalım” diyor. Bir Müslümanda böyle olmaz. Dehşet vericidir Müslüman için o. Müslüman, Allah’ın bir tecellisi olarak ruhta derin bir zevk üzerine kuruludur onun sistemi, tutku üzerine kuruludur. Ruhunun temizliği, kişiliğinin temizliği, onun dürüstlüğü, yalan söylememesi, sırdaşlığı, arkadaşlığı, Allah’tan korkması, Allah’ı sevmesi, güvenilir olması, çok çok hayati bir konudur güvenilir olmak. Mesela küfürde güvenilirlik yoktur, adamın ne zaman nerede kalleşlik yapacağı belli değildir. Mesela evleniyorlar, bir hafta sonra kadın bütün eşyaları arabaya dolduruyor, adam bir eve geliyor evde hiçbir şey yok. Tam takır kuru bakır, gayet makul görülüyor. Kimi dinsizliğinden yapmıyor, kimi cahilliğinden yapıyor, ayrı mesele. Mesela kadın kanser oluyor, bir göğsünü alıyorlar; adam “aşkım bitti, çok seviyordum seni ama Allah aldı kalbimden, bilemiyorum neden. Sakın yanlış anlama, onunla alakası yok” diyor. Onunla alakası olmaz olur mu? Direkt onunla. Sen etle kemikle evlendiğin için, et kemik gidince, ‘öküz öldü ortaklık ayrıldı’ kafasında oluyor adam. Yani onu hayvan gibi gördüğü için, hayvanın teknik özelliklerini kaybettiğini gördüğü için onu bırakıyor. Nasıl kurbanlık alırken adamlar kör topal hayvanı almıyorlar ya, o da onu almıyor yani, o kadar. Bir an önce kurtulmaya çalışıyor. Sosyetede çok görürsünüz böyle, kanser olur, bilmem ne olur, anında adamla alakayı bitirirler. Kişiliği onu gerektirir adamın. Ölüyorum, bitiyorum diye evleniyorlar; bir hafta sonra, bir ay sonra ayrılmanın peşinde oluyorlar. Çünkü evlendiğinde bakıyor hiçbir şey yok. Yani normal kendi gibi bir insan; tuvalete gidiyor, yemeğini yiyor, işte acizlikleri var, bir olağanüstü bir şey yok. Ondan o zaman bir an önce kurtulmanın peşinde oluyor. Çünkü ilk başta şehvetle yaklaşıyor, o hayvani gadabı sakinleştiğinde daha makul bakmaya başlıyor. Daha makul bakınca, “bunda ne var ki? Boş yere ben buna harcama yaptım; ev aldım, araba aldım falan. Ben enayilik yapmışım, hiçbir şey yok bunda” diyor. Hakikaten de bir şey yok tabii ki. Sen çünkü ahlakına, dinine, aklına, kişiliğine, sevgisine önem vermediğin için tabii ki, etine önem verdiğin için et sana o kadarını sunar. Ne yapacaksın yani? Sen 60-70 kilo eti almış eve getirmişsin, değil mi? Sana 60-70 kilo et işte onu yapacaktır. Hanımlarda da bu oluyor. Mesela “yakışıklı delikanlı” diyor, sığır gibi herifle gidip evleniyorlar mesela. Aklı yok, fikri yok adamın, münasebetsiz espriler yapıyor, münasebetsiz konuşmalar yapıyor; sürekli enaniyet, kendini büyütmenin peşinde ve çıkar peşinde; kadını da sükse için kullanıyor yanında, yani arkadaşlarına hava atmak için kullanıyor. Kadın onu anlıyor, o da onu anlıyor, ikisi laf dalaşına giriyorlar; o onu ezmeye çalışıyor, o onu ezmeye çalışıyor. Gizlice kinlenmeye başlıyorlar birbirlerine, sonunda öfke patlama noktasına geliyor ve ondan sonra da ayrılıyorlar. Hatta geçenlerde ünlü bir hanımefendi vardı, televizyona çıkmış anlatıyor; “sürekli birikti, birikti, birikti, birikti diyor ve bir patlama olarak oluştu” diyor. Kardeşim, sen birikeceğini bilmiyor muydun? Başta gidiyorsun sığır gibi adamla evleniyorsun. Sen de sığır kafalısın. İki sığır birleşince işte böyle olur; patlama da olur, çatlama da olur. Sen Allah rızasına önem vermezsen; sen şöhreti, parayı, köşe dönmeyi esas alırsan, işte Allah ayağına böyle dolandırır. Çünkü insandan çıkacak bir şey yok ki. Etten, kemikten hiçbir şey çıkmaz. Et bildiğin normal et, kemik bildiğin normal kemik ve kan. İnsan başka bir şeyden oluşmuyor ki. Et, kemik, sinir, kan. Biraz da yağ dokusu vardır. Biz Allah’ın ruh olarak tecellisini çok seviyoruz. Ona karşı sevgimiz var. Çünkü o zaman Allah ruhumuzda özel bir güç meydana getirir, o güce biz sevgi duyuyoruz. Yoksa ete, kemiğe durduk yere sevgi olmaz. Hatta Allah tiksinme hissi verir, iğrenirsin. O yüzden birbirlerinden iğreniyorlar, tiksiniyorlar. Allah tiksinme hissi verir. Müminlere Allah sevme hissi verir. Tutku ve aşk hissi verir. Şiddetli bir sevgi hissi verir. Müminlere has bir özelliktir bu, Allah’ın gizli bir mucizesidir bu. Küfür bunun farkına varmadığı için eşit şartlarda zannediyor. Halbuki eşit şartlarda değildir...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler