Adnan Oktar`ın 16 Şubat 2011 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR:Evet, şefkat, merhamet, Cenab-ı Allah’ın bizlere verdiği çok önemli bir duygu. Küfür mantık gözüyle bakar, şefkati mantıksız görür, merhameti mantıksız görür. Eskiden Uzay Yolu dizisi vardı, orada Mr. Spock vardı, kulakları uzun hatırlıyor musunuz? O her şeye mantıkla bakardı. Küfürde de hep mantıkla bakılır. Mesela adam dostudur, çıkarıyla çatışır, onu direkt terk eder. “Niye böyle yaptın?” dersin, “mantıklı olanı yaptım” der. Vicdanlı olanı yaptın mı? Yok. “Ama mantıklı olanı yaptım.” Mantık, hep insanı küfür ve dalalet içerisinde tutmayı genellikle emreder. Mesela mantığa göre affetmek, mantıksızdır. Adam “niye affedeyim ki? der. “Direkt intikam alırım der. Mantığa göre, yardım etmek de mantıksızdır. Çünkü “benim ihtiyacım var” diyor, “niye vereyim ki başkasına parayı” diyor. “Fazla bile olsa” diyor, “mantıken fazla olan daha iyidir” diyor, “o yüzden mantıksız gördüğüm için, parayı vermem” diyor. Yani bir başkasını koruyup kollama, insanın vaktini ve parasını alan bir şeydir, imkanlarını alan bir şeydir. “Vaktimi niye harcayayım, mantıksız” diyor, “paramı niye harcayayım, yine mantıksız” diyor. İslam, mantık değil de, vicdan üzerine kuruludur. Vicdan ve akıl üzerine kuruludur. Küfür de, zeka ve mantık üzerine kuruludur. Yani mesela adam, ahreti, ahiret inancını mantıksız görür. “Ölen bir insan, bir daha dirilmez, mantıksız” der. Ama akıl ve vicdan, sonsuzluk içgüdüsünde olduğunu görüyor, Kuran’ın hak olduğunu görüyor, Allah’ın hükümlerinin Kuran’ın mucizelerinin genel özelliğinden, genel doğruluğundan, vicdanen Kuran’ın hak olduğuna ve ölümden sonraki hayatın varlığına kanaati geliyor. Mesela firavun mantıkla bakıyor. Musa (a.s) devrinde, Hz. Musa (a.s)’a bakıyor, Tevrat’ı inceliyor, Tevrat’ta, Mehdiyet ile ilgili bölümler var, İslam’ın dünyaya hakim olacağı bölümler geçiyor. “Bu benim malımı, mülkümü elimden alacak” diyor mantıken. “Ben bunları bırakırsam, Musa (a.s)’ın kavmini, bunlar orada güçlenir, gelir beni devirirler, benim gücümü elimden alırlar. En iyisi ben bunları esaret altında tutayım” diyor, bu mantık olmuş oluyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütü ne diyor? “Güneydoğu halkı dindar” diyor, “din de bizim en büyük düşmanımız olduğuna göre, PKK’yı onlara musallat edelim, PKK’yı kuralım, PKK, Güneydoğu halkını komünist, dinsiz yapsın” diyor. Bu mantıktır. Mantıkta mesela tahammüllü olmak yoktur. Bir insan konuşur, uzun konuşur bazı insanlar, geveze tabir ederler ya öyle bir insan olur, nezaketli bir insan, onu mahcup etmez. Sabreder dinler onu. Ama nezaketsiz bir insan, sıkıldığını söyler ve seni dinlemek istemiyorum der. Niye böyle yapıyorsun dediğinde, mantıksız, neyini dinleyeceğim, mantıksız mantıksız konuşuyorsun der. Onu dinlemek de mantıksızdır. Halbuki ona şefkat göstermek, aşağılamamak, küçük düşürmemek bir şefkattir, acımadır. Onu refüze etmemiş olursun. Mesela farz edelim, Allah vermesin, bazı insanlar bakımsız olurlar, ter kokar, gelir, birden yanından kalkmak, onu küçük düşürür, mahcup eder. İnsan ona zor da olsa tahammül edip, onu mahcup etmeden, çok dolaylı yoldan onu ona hissettirirse, hiç hissedemeyeceği, en nezaketli bir üslupla hissettirirse, bu bir vicdandır. Ama öbür türlü, derhal sıçrayıp kalkıp, homurdanarak giderse, bu bir aşağılamadır, zulüm olur ve mantık üstüne hareket eden insanlar, hep yalnız kalıyorlar. Tek kalırlar. Aklını, vicdanını kullanan insanlar genellikle dost çevresi edinebilirler, sevdikleri olur. Mesela evliliklerde de, “niçin evleniyorsun” diyorsun, “mantık evliliği yapıyorum” diyorlar değil mi, duyuyorsunuz. Evliliklerin büyük bir bölümü mantık evliliğidir zaten söylerler. Hatta “ben” diyor, “aşk evliliği yapıyorum” diyor ama aşk evliliği dedikleri o da mantık evlilikleridir. Mesela diyor ki; “boyu, posu yerinde, yaşı da bana uygun” diyor, yaşının niye sana uygun olsun istiyorsun? “Yaşlı olursa, ölür gider” diyor, “benden önce ölür, o mantıksız olduğu için, genç olursa zor ölür yani vakit alır ölmesi, o yüzden genç olması daha iyi benim için” diyor. Halbuki hiç belli olmaz. Genç olan da çok rahat ölebiliyor değil mi? Yaşlı olan da çok uzun süre yaşayabiliyor. Genç olan hastalanıyor, gücünü kaybediyor, yaşlı olan da çok genç ve dinç kalabiliyor, sağlıklı kalabiliyor. Mesela “parası var” diyor, mantıki görüyor ama iflas ettiğinde, parasını kaybettiğinde de mantıken “parası olmayan bir adamla niye beraber olayım” diyor. Zaten boşanmaların büyük bir bölümü iki nedendendir. Birisi paradır, öbürü de, karşıdaki şahıstan zevk almamasıdır. Başka bir nedeni yoktur. Bunu o kadar çok çoğaltabiliriz ki, yüzlerce çoğaltabiliriz. Kuran, işte bunu ortadan kaldırıyor Cenab-ı Allah. Bize, güzel hayatı, hayatı disiplinli ve anlamlı hale getirmeyi, Kuran bize öğretiyor. Mesela adam, güzel bir insan, güzel huylu bir insan, fakir oluyor, fark etmiyor Müslümana. Aynı değer ve saygıyı gösteriyor. Patavatsızlık da yapsa, ona karşı alttan almayı biliyor, sinirlenmiyor, affedici davranıyor. Ben yazın görüyordum, arabayla gidiyorlar, adam sollamaya çalışıyor, el kol hareketi yapıyorlar arabadan birbirlerine, çok yaygın o, çok da çirkin, çok kızdırıcı ve sık sık da görüyoruz, bir de adet haline gelmiş. Adam, eliyle işaret etti, in aşağı dedi, indiler aşağıya, sille tokat birbirine girdiler. Adamın kalemleri bir yere fırladı, birinin gözlüğü dışarı fırladı, arbede yaklaşık bir buçuk dakika sürdü, iki tarafı da arabalarına bindirdiler ve gönderdiler. Şimdi bu rezalet. İki taraf da acı çekmiş oluyor. İki taraf da birbirini tahrip etmiş oluyorlar. Halbuki şefkatli olsa, öyle bir şey yaptığında, birisi alttan alsa, sevecen davransa, gönül alıcı olsa, kapanır. İki taraf da saygılı olursa, zaten hiçbir şey kalmaz. İslam’ın, Kuran’ın yaşanmaması, hayatın her noktasında bela getiriyor, her noktasında. Her yerde sıkıntı meydana getiriyor. Evliliklerde meymenet olmuyor, arkadaşlıklarda meymenet olmuyor, dostluklarda meymenet olmuyor, birçok şeyde meymenet olmuyor. Çok sıkıcı bir hayat oluyor. Mesela genç kızlara bakıyorum, konuşuyorum, hemen hemen büyük bir bölümü yalnızlar. Bir tane arkadaşları var, iki tane arkadaşları var, çok nadir üç tane. Halbuki bir genç kızın yüzlerce arkadaşı olması lazım, sırdaşları olması, sohbet edebilmesi lazım, konuşabilmesi lazım. Bütün ömürlerini yalnız yaşıyorlar...
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler