Adnan Oktar`ın 16 Şubat 2011 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Tevbe Suresi, 24 “De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz,” yani arkadaş çevreniz, “kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü’nden ve O'nun yolunda mücadele etmekten daha sevimli ise,” Yani bunları istemiyor da, Allah yolunda mücadele etmeyi istemiyor da, “babasını, çocuğunu, kardeşini, eşini, arkadaş çevresini, kazandığı malları, az kar getireceğinden korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri, Allah yolunda mücadeleyi yani Mehdiyete tercih ediyorsa diyor Allah, “daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun.”“Ölüm gelinceye kadar bekleyin” diyor. Ölüm olduğunda, “Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez” diyor. Ölüm gelince ne yapıyor? Baban nerede? “Dünyada kaldı. Annen nerede? “O da dünyada kaldı.” Çocuklar? “Onlar da burada kaldı.” Aşiret? “O da burada kaldı” diyor. Kazandığın mallar? “Onlar da burada kaldı” diyor. Az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret, hoşuna giden evler? “Onlar da dünyada kaldı, hepsi orada kaldı” diyor. Sen neredesin? “Ahiretteyim” diyor. Kaç kişisin? “Tek başınayım, yalnızım” diyor. Şimdi “anlat bakalım” diyor Cenab-ı Allah veyahut buna benzer Cenab-ı Allah’ın nasılsa hitabı, onun anlatacağı bir şey olmuyor. Ne anlatsın? Hepsi kalmış. En güçlü olduğunu zannettiği anda, birden ölüm onu vuruyor, indiriyor aşağıya. Ölüm anında, kefene sararlar çenesinin altından, tülbent gibi ince bir bezle bağlarlar. Çenesinden, ağzı açılmasın, dili dışarı sarkmasın diye. Ayaklarını başparmaklarından birbirlerine bağlıyorlar, ayakları dağılmasın diye. Başka bazı işlemler, sonra onu genişçe bir Amerikan beziyle sarıyorlar, beyaz bir beze, kat kat sarıyorlar, bir daha belinden, ayaklarına yakın yerden iplerle bağlıyorlar, belinden, boyun kısmından bir daha bağlıyorlar, tam böyle adeta paket gibi. Ondan sonra, iki-iki buçuk metre kadar toprağı eşiyorlar, onu aşağıya sarkıtıyorlar ve toprağın içine bırakıyorlar. Mallar nerede? “Evde, dükkanda.” Sen neredesin? “Toprağın iki buçuk metre altında.” Üstüne toprağı herkes birer kürek atıyor, oradakiler de nezaketen birer kürek atıyor, elleriyle de atıyorlar toprağı, işçiler tamamen kapatıyorlar, beton kapakları var onun büyük beton kapakları da kapatıyor, elle tutulacak şekilde beton kapakları var, onun üstüne yeniden toprak örtülüyor. Artık ışık, ses hiçbir şey yok, yerin altında. Çocuğun nerede diyorsun? Çıt yok. Baban nerede? Çıt yok. Mallar nerede? Çıt yok. Ticaret diyorsun, araba nerede diyorsun, araba kapıda, kendi nerede, toprağın altında, köşk nerede diyorsun, “orada”, sen neredesin? “Toprağın altında.” Facebook’taki arkadaşların nerede? “Dışarıda.” Girsene oradan Facebook’a, bir sor bakalım hallerini, hatırlarını. Soramazsın. Git bakayım, bir sor bakayım dükkana, mallar nasıl gidiyormuş. Toprağın altından çıkamayacağın belli değil mi? Ne kadar zamanda oluyor? Birkaç on senenin içerisinde. Mesela otuz yaşında bir genç kız düşünelim, on sene sonra kırk yaşında bir teyze olmuş oluyor, yaşlanacak. Kırk, elli, altmış, yetmiş, dört on sene, kısa sürede ölüm gelir ki, o da kanser olmazsa, kalpten gitmezse, trafik kazası olmazsa, diğer hastalıklar olmazsa o da. Yani kısa sürede bu oluyor. Buna rağmen insanlar, ne dine yaklaşabiliyorlar, ne ahireti düşünüyorlar, Allah’ı düşünüyorlar, epey bir kısmı böyle. Akıbetlerini gördüğü halde insanların, böyle büyük bir bölümünün fütursuz olması, çok büyük bir mucizedir, çok şaşırtıcıdır. O onu havaya sokuyor, o onu havaya sokuyor. O ona övünüyor, o ona övünüyor. Allah diyor ayette; “mallarda ve çocuklarda, bir övünmedir, oyun ve eğlencedir dünya” diyor, “bir oyalanmadır.” Özellikle övünmeye çok meraklıdır insanlar. Arabasıyla övünecek, eviyle övünecek, eşiyle övünecek. Halbuki vefat ettiğinde, toprağın altında, hiç kimse yanına gelemiyor. Zifiri karanlıkta, çıt da yoktur inşaAllah. Soğuk, nefes alamayacağı bir ortamdır, nefes zaten almaz. Yüzlerce sene bekler toprağın altında. Allah’ın böyle bir son meydana getirmesinin nedeni, Kendisi’ni düşündürtmek ve Kendisi’ne yaklaştırmak. “Ama” diyor Allah, “ayet indirmemiz, Kuran indirmemiz, onların nefretini daha da arttırıyor” diyor Allah ayette. “Daha da azgınlaştırıyor” diyor insanı. Onun için ayette Cenab-ı Allah söylüyor, “Zaluma ve cehula” diyor, “zalim ve cahildir” diyor. Hatta melekler soruyorlar Allah’a, “kan dökecek, zulüm yapacak insanlar mı yaratıyorsun” diyorlar Allah’a. Allah, “siz bilmezsiniz, Ben bilirim” diyor Allah, mealen yaklaşık olarak.Ölümü iyi düşünmek lazım, samimi düşünmek lazım, o zaman insanların şımarıklığı pek kalmaz. Fashion Tv’ye bakıyorum bazen, oradaki çocuklar, delikanlılar da var, kızlar da var, düşünen insan görünümü çok çok nadir. Uçuyor. Oradan kazandıkları para da ucu ucuna onlara yetiyor yani birçoğu da fakir oradaki çocukların, yani bir şey de kazandıkları yok. O verdikleri emeğe göre, o yaşadıkları hayatın zorluklarına göre çok az bir şey kazanıyorlar. Fakat ortak özellik, o şamatada, o kargaşada Allah’ı pek düşünemiyorlar, düşünmüyorlar. Yani o, ona düşündürtmüyor, o ona düşündürtmüyor. Allah’ı düşündüren insanların çok olması çok önemli. Onun için Allah’ı seven, Allah’ı çok düşündüren dostlar edinmek lazım. Allah’ı seven dostlar edinmek lazım ki, insanın aklı Allah’a teksif olmada kolaylık bulsun. Sürekli Allah’ı unutturan insanlar içinde yaşamak çok zordur. Allah’a dikkatli teksif etmek insanlar için zor olur o zaman. Onun için Allah’ı seven dostlar edinmek lazım. Ama yobaz değil. Yani zır cahil değil. Veyahut hurafeci takımı değil. Gerçek samimi Müslümanlardan, inanan Müslümanlardan dostlar, arkadaşlar edinmek lazım.
Cahiliye Toplumunda İnsan Karakterleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler