Adnan Oktar`ın 14 Şubat 2011 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... “Resulullah (s.a.v.) insanların en mülayim huylusu, en yiğidi, en adili ve en namuslusu idi. O insanların en cömerti idi. Allah’ın kendisine verdiklerinden hurma, arpa ne olursa olsun yalnız senelik yiyeceğini ayırırdı, geri kalanını Allah yolunda harcardı. Kendinde bulunan bir şey istendiğinde onu ihsan ederdi” diyor.
“O hayâ olarak da insanların en mükemmeliydi. Rabbi için kızar, şahsı için öfkelenmezdi.” Yani Allah rızası için buğz ediyor. Şahsı için öfkelenmiyor. “Peygamber Efendimiz (s.a.v.), üzerindeki ağır sorumluluğu ve karşılaştığı türlü zorluklara rağmen son derece tevekküllü, teslimiyetli, huzurlu bir insandı. Hayatının her anında imanın neşesi ve şevki içindeydi. Hem bu imanın neşesi hem de güzel ahlak nedeniyle daima güler yüzlü ve candan bir tavrı vardı.
“Hz. Enes (r.a.): ‘Resulullah (s.a.v.), çocuklarla şakalaşmada insanların en önde olanıydı.’” Çocuklarla en ziyade şakalaşan Peygamberimiz (s.a.v.).
“El-Berâ (r.a.): ‘Peygamber (s.a.v)’i, Hz. Hasan (r.a.) omzundayken gördüm.’” Peygamberimiz (s.a.v.)’in omzunda geziyor Hz. Hasan (r.a.), çocukken. Yani sarılıyor, dedesinin omzunda geziyor.
“Peygamberimiz (s.a.v.) kızı Fatıma (r.a.)’a şöyle derdi: ‘Haydi şu oğulların Hasan (r.a.) ve Hüseyin (r.a.)’ı çağır bana.’ Ondan sonra ikisini göğsüne basar, koklardı.” Onlar da koşarak dedelerine gelip, sarılıyorlar.
“Babam beni, Abbas (r.a.) da oğlu el-Fadl (r.a.)’ı Resulullah (s.a.v.)’a gönderdi. Huzurlarına girdiğimiz zaman bizi sağlı sollu oturttu. Bizi öylesine bir kucakladı ki, daha kuvvetlisini görmedik.” Yani kuvvetle kendisine bastırıyor, sevgiyle.
“Çocuğa karşı mülayim davranmak Allah Resulü (s.a.v.)’in adetlerindendi. Allah Resulü (s.a.v.), bir seferden döndüklerinde çocuklar kendilerini karşılardı. Allah Resulü (s.a.v.) de durur, sahabelerine çocukları kaldırmalarını emrederdi. Onlar da çocukların kimini llah Resulü (s.a.v.)’in önüne, kimini de terkisine bindirir ve bazısını da kendileri bineklerine alırlardı.” Peygamber (s.a.v.)’in atında gidiyorlarmış onlar da.
“Resulullah (s.a.v.), Hz. Fatıma (r.a.)’ın evinin önüne geldi ve oturdu. ‘Burada çocuk var mı?’ diye sordu. Hz. Fatıma (r.a.)’ın çocuğu, Resulullah (s.a.v.)’in torunu süratle koşarak geldi, Resulullah (s.a.v.)’in boynuna sarıldı. Resulullah (s.a.v.), çocuğu öptü. Çocukla o kadar iç içe olmuştu ki, bir defasında yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine katılmak için birlikte koşmuştu.” Çocuklarla beraber koşuyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bir de yobaz kafasına bak, bir de Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in mantığına bak. İşte onun için diyorum “yobazlıkla Asr-ı Saadet Müslümanlığı çok farklı” diye. Bak buradaki candanlık, buradaki neşe; bir yobazda böyle bir çocuk sevgisi olur mu?
ALTUĞ BERKER:Olmaz.
ADNAN OKTAR:Bambaşka mahluklar. Onlar assın, kessin, saldırsın.
“Cabir ibn-ü Samüre (r.a.) da aynı konuda şunları anlatmıştır: ‘Resulullah (s.a.v.) ile birlikte ilk namazı kıldım. Sonra Resulullah ehline gitti, onunla ben de çıktım. Onu bir kısım çocuklar karşıladı. Derken onların yanaklarını bir bir okşamaya başladı. Benim yanağımı da okşadı. Elinde serinlik ve hoş bir koku hissettim.’” Sürekli Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de gül kokusu var.
“Kız, ne güzel evlattır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “şefkatli, yardımsever, munis, kutlu ve analık duygularıyla doludur.” Peygamberimiz (s.a.v.)’den hadis bak; “kız, ne güzel evlattır.” Bir de yobazların kadınlara bakış açısına bak, bir de Peygamberimiz (s.a.v.)’in üslubuna bak. Bak; “kız, ne güzel evlattır; şefkatli, yardımsever, munis, kutlu ve analık duygularıyla doludur.” Yobazlarda muazzam bir kadın nefreti vardır.
“Peygamberimiz (s.a.v.)’in yardımcısı Hz. Zeyd (r.a.)’ın oğlu Üsame (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.) ile ilgili şunları anlatmıştır: ‘Resulullah bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan (r.a.)’ı oturtur, sonra da ikimizi birden bağrına basar; “Yarabbi, bunlara rahmet et, çünkü ben bunlara karşı merhametliyim” diye dua ederdi.
O zaman bak Peygamberimiz (s.a.v.), bu anormal zihniyeti nasıl vurguluyor ve bunun yanlışlığını nasıl anlatıyor: “Bazı kimseler Peygamber (s.a.v.)’in çocuklarla oyun oynamasını, onlarla ilgilenmesini anlamıyorlardı.” Bakın, çok manidar bu. Yani, yobaz zihniyetin kalıntıları. Hastalık yani. Tabii, ben sahabeleri tenzih ederim ve samimi müminleri tenzih ederim; fakat münafıkları kastediyorum. “Bir defasında Akra bin Habis (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.)’i Hz. Hasan (r.a.)’ı öperken gördü ve şöyle dedi: ‘Benim on çocuğum var, şimdiye kadar hiçbirini öpmedim.’ Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.); ‘merhamet etmeyene merhamet olunmaz’ buyurdu.” Yani çocuk sevmemek acayip bir harekettir. O devirde münafıklar çocuklara karşı çok soğuk ve sevgisizler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in çocuklara sevgi göstermesini, onlara sıcak davranmasını, sevecen davranmasını anormal karşılıyorlardı. Yani, onun peygamberliğine yakıştıramıyorlardı. “Bizim çocuğumuz içeri bile giremez. Sevgi göstermeyiz.” Hatta o gelenek birçok yerde devam etmiştir. Münafık geleneği… Yani çocuğuna sevgi göstermek ağrına gider, göstermek istemez adam. Onu küçük düşürücü bir şey olarak görür. İnşaAllah. Fakat tabii, sahabelerde bazen hata oluyor, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) uyarıyor, onlar düzeltiyorlar. Onları tenzih ederim ben. Fakat münafıkların bir vasfı olarak var. İnşaAllah.
“Ben ev halkına Resul-i Ekrem (s.a.v.)’den daha şefkatli, daha merhametli davranan bir kimse hayatımda görmedim. İbrahim, Medine’nin Avali kısmında, süt annesinin yanında bulunurken, Peygamberimiz (s.a.v.) onu görmeye gider, biz de beraberinde bulunurduk. Peygamberimiz (s.a.v.) içeri girer, oğlunu alır öper, sonra dönerdi. Sonra bir gün gittiğimizde Resulullah çocuğu getirtti, bağrına bastı. Ona bazı sözler söyledi, onunla konuştu.”
“Hz. Ali (r.a.) anlatıyor: ‘Peygamberimiz (s.a.v.) bize ziyarete gelmişti, o gece bizde kaldı. Hasan (r.a.) ve Hüseyin (r.a.) uyuyorlardı. Bir ara Hasan (r.a.) su istedi. Peygamberimiz (s.a.v.) hemen kalktı ve su kırbasından bir bardak su aldı, çocuğa verdi.’” Bak, bizzat çocuğa hizmeti bir güzellik olarak görüyor. Halbuki oradakiler de yapabilir ama Resulullah (s.a.v.) şefkat ve sevgisinden bizzat kendi veriyor. Bir yobaz yapar mı bunu? Acayip ağırına gider, enaniyetine ağır gelir.
Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Allah’tan korkun. Çocuklarınızın size itaatli olmalarını istediğiniz gibi, siz de onların aralarında adaletle davranınız.” Adaletli davranacak çocuklara.
“Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocukları arasında adaletli davranmanızı sever.” Ona da bir öpücük, ona da bir öpücük. Çünkü ağrına gider, değil mi? Bak ona nasıl titiz Peygamberimiz (s.a.v.).
“Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın.” İkram edin; hediyeler alın, oyuncak alın. Çikolata alırsın, hoşuna gidecek bir şey alırsın. İnşaAllah.
“Çocuğun, babası üzerindeki haklarından biri ismini ve edebini güzel yapmasıdır.” “Çocuğun, babası üzerindeki haklarından biri ismini ve edebini güzel yapmasıdır.” İsmi güzel olacak, edebi güzel olacak inşaAllah.
“Peygamberimiz (s.a.v.); ‘küçüklerimize şefkat etmeyen bizden değildir’ diyerek, çocuklara gösterilen şefkatin önemini belirtmiştir.”
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler