Adnan Oktar`ın 14 Şubat 2011 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Bak Banu, ben sana pratik anlatayım. Sen kafanı oturup patatesle, yok insan geniyle falan kafanı karıştırma. Eğer fosil olayına girersen fosilde zaten ezilip gidersin. 350 milyon fosil yaratılışı ispat ediyor. “Hayır” de, gel karşıma çık. Ben canlı yayında seni çıkartayım buraya. 350 milyonun üstünde fosil. Tek bir tane fosil evrimi savunan mahiyette değil. Bunu kim diyor? Darwin’in kendisi söylüyor. “Tek bir tane” diyor, “ara fosile rastlayamadık şu ana kadar” diyor, “eğer bulamazsak” diyor, “evrim teorisi bitmiştir” diyor. Darwin’in kendisi söylüyor. “Bütün dünyanın katmanlarını aradık” diyor, “toprak katmanlarının hepsini aradık.” Kendi zamanında on binlerce işçi çalışıyordu çünkü. Her yeri taradılar. “Tek bir tane” diyor, “ara fosil bulamadık. Eğer bu böyle devam ederse ileride” diyor, “ve hakikaten” diyor, “dünya katmanlarının” diyor, “aralarında ara fosil bulamazsak ki” diyor, “milyonlarca bulunması lazım” diyor, “çok fazla sayıda bulunması lazım” diyor, “eğer bulamazsak” diyor, “benim teorim iflas etmiştir, bitmiştir” diyor, kendisi söylüyor. Banu, şeker Banu bak deden kendisi söylüyor; “ben iflas ettim” diyor. Şu an bulunamadı, yok, ara fosil yok. Sen nereden çıkıyorsun dedene sahip çıkıyorsun kerata Banu, sevimli Banu? Nasıl böyle heyecanla savunmuş kerata, bir şey biliyormuş gibi. İkincisi bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi mümkün değil. Bak, ağababanız çıktı, Dawkins midir nedir, elma yanak. Önce diyordu ki; “proteinler tesadüfen meydana gelir.” Sonra ben ona kitap gönderdim, Yaratılış Atlası. Okudu, beyninin yağları açıldı. Kolesterol plakları kafayı tıkamış bazı noktalarda. Kafasına kan gelmeye başladı. Anladı ki proteinler tesadüfen meydana gelemez. Bizim kitaplardan okuyan bazı arkadaşlar onu aldılar karşılarına oturttular. Dediler ki; “Dawkins” dediler, “sen şimdi ‘proteinler tesadüfen meydana gelir’ diyorsun ama” dediler, “bu olamadığı belli” dediler, “biliyorsun bilimsel açıdan mümkün değil. Sen bize bu işin doğrusunu söyle” dediler, “proteinler nasıl meydana geldi?” dediler. Seninki böyle havaya bakıyor, bakıyor, bakıyor, bakıyor. “Bir kısım” diyor, “uzaylı varlıklar” diyor, “bunu yapmıştır” diyor. Var mı filmi? Bu şeker Banu’ya gösterelim. Evet. Kerata bezelye yemeğinden de hoşlanıyormuş falan feşmekan. İpsiz sapsız ifadeler inşaAllah. O ne demekse?
Genlerin zaten yüzde ikilik kısmı çözülebildi. Yani insan geninin yüzde ikilik kısmı çözülebildi, yani yüzde bir buçuk, ikilik bölümü. Çözülen kısmında maymuna benzerlik var, patatese de benzerlik var, solucana da benzerlik var. Kardeşim ne alaka? Şimdi biz marulla, ayvayla, bilmem ne, kavunla insanı bağdaştıramayız, değil mi? O yüzden bu konularda akılcı ve samimi bakacak. Ayrıca Banu’nun haberi olmadığı bir konu var. Banu sana bu yazıyı yazdıran Allah, senin beyninin içindeki görüntüde sana bunu oluşturuyor. Senin haberin bile yok. Kaderde bu sana yazdırılıyor. Haberin bile yok. Sen şu an beyninin içindeki görüntüde bunları yazabiliyorsun. Bilgisayarın da beyninin içinde. Televizyon da, seyrettiğin televizyon da beyninin içinde. Haberin bile yok. Darwin deden uçuyordu. Bunlardan hiç haberi yok Darwin dedenin. Darwin dedenin resimlerine bakarsan anlarsın. Dedem böyle deniz tutmuş küçük güvercin gibi böyle kuş gibi bakıyor. Bu derinlikleri, bunu kavrayacak durumda değil inşaAllah.
VTR: Richard Dawkins Bizi Uzaylılar Yarattı Diyor!
ALTUĞ BERKER:Okuyayım mı?
ADNAN OKTAR:Evet. Ne düşünüyor?
ALTUĞ BERKER:“Olay şu şekilde gerçekleşmiş olabilir. Bundan çok uzun zaman önce evrenin herhangi bir medeniyet Darwin’in teorisinde öne sürdüğüne uygun olarak çok ileri teknoloji sahibi olacak şekilde evrimleşmiş olabilir ve bir hayat formu olmuş olabilir. Dünyamızdaki yaşamın tohumlarını atmış olabilirler. Bu bir olasılıktır. İlgi çekici bir olasılıktır. Kanıta ulaşabileceğimi zannediyorum” diyor. Devam edeyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR:Evet. Banu seyrediyorsun değil mi? Keskin akıllı Banu seni. Banu Kesken. Soyadı da Keskin. Tam cin, kerata. Tamam, işte gördü. “Uzaylılar yaptı” diyor özellikle. Hani proteinler tesadüfen oluyordu Banu? Demek ki dediğim doğruymuş. Bak, “yüksek akla, yüksek düzeye sahip, yüksek teknolojiye sahip çok akıllı varlıklar tarafından” diyor, “protein yapılmış olabilir” diyor, “başka türlü olmaz” diyor ve “dünyaya dışarıdan gönderdiler” diyor. Göktaşlarına binmiş proteinler, gelmiş. Kaç bin dereceye çıkıyor sıcaklığı, taş paramparça oluyor. Haydi farz edelim proteinleri taşın içine paketlediler diyelim geldi. Protein tozu paketini bir paket doldurdular. Bodycilere satıyorlar ya protein tozu. Bir paket doldurdular, taşın arasına koydular, dünyaya geldi. Güm diye düştü. Paket patladı, proteinler saçıldı. Ne olur? Banu’nun yüzüne de bulaşsa bir kısmı proteinlerin. Durur da durur. Hiçbir şey olmaz. Protein canlanıp Banu’yu oluşturmaz, Banu’nun dedesi olmaz, Banu’nun yediği domatesler, biberler, patlıcanlar oluşmaz. Hiçbir şey olmaz. Bunu da biliyorsun kerata. Sırf işte okulda arkadaşlarıyla öyle birbirlerini dolduruşa getiriyorlar. Akılcı bakacaklar, samimi bakacaklar. Bak en ağababaları; “tesadüfen olmaz bu iş arkadaş” diyor, bitmiş. Daha benim bunun üstüne fosil sunmama dahi gerek yok. Başlangıçtan bitmiş olay. “Mümkün değil” diyor, “ancak yaratılışla olabilir” diyor. Daha ne desin adam? Böyle işte Pakistan’da, Türkiye’de, Afganistan’da, Uzak Doğu ülkelerinde bazen bilgi eksik oluyor. İnsanlar tam yetişmemiş oluyor. Türkiye’de sürekli TRT’den, oradan buradan, Şeş TV’den Darwinizm anlatıldığı için Banular, böyle keskin zekalı minik tavşanlar bunlara inanıyor…
…
ADNAN OKTAR:… Banu aklın yattıysa, bak iki tane delil verdim. Bir, ağababanız olan adam; “tesadüfen olamaz. Bir üstün zeka, üstün teknoloji, üstün kabiliyete sahip varlıklar tarafından” diyor, “protein yapılmış olabilir” diyor. Ama bakın işin ilginç yanı, onlar da yapamaz proteini. Çünkü proteinin olması için başka bir proteine ihtiyaç var. Yani proteini ancak canlı bir hücre yapabiliyor. Mutlaka Yaratan olması gerekiyor. Mümkün değil. Ve uzaylıları da yaratan olması gerekiyor Banu, minik Banu. Fosilleri de anlattım. Bak, ara fosil yok. Darwin’in kendisi söylüyor. Darwin’in sözünü bulsana.
ALTUĞ BERKER:Okuyayım Hocam inşaAllah. Darwin, Türlerin Kökeni, sayfa 172’de şöyle diyor; “eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz?”
ADNAN OKTAR:Bak; “sayısız”, milyonlarca olması lazım.
ALTUĞ BERKER:“Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde?”
ADNAN OKTAR:Bak, matematik düzgünlük var, canlılarda simetri var, altın oran var, müthiş bir geometri ve müthiş bir düzgünlükte yaratılmış. “Bir karmaşa, bir kaos, bir anlaşılmazlık, karman çorman bir yapı olması gerekiyor” diyor, “müthiş düzgün, matematik mükemmellikte” diyor Darwin. “Bu nasıl oluyor?” diyor. Niye oluyor? Allah yaratıyor da onun için öyle oluyor.
ALTUĞ BERKER:“Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz? Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.”
ADNAN OKTAR:İşte bitti. Olay bu kadar…
Basında Harun Yahya
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler