Adnan Oktar`ın 5 Şubat 2011 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Seyyid Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin, Seyda Hazretleri’nin hayatı, geçenlerde okumuştum, önemli. “Seyda Hazretleri”, Muhammed Raşid Erol, “içinde bulunduğumuz devrin ahir zaman olduğunu sık sık bahseder, deliller getirir. Kötülüklerin, günahın arttığını, buna karşılık yapılan iyilik ve ibadetlere kat kat sevap verileceğini müjdelerdi.” Bakın ne diyor? “Bu zamanda” Seyda Hazretleri diyor bunu, Muhammed Raşid Erol; Nakşibendi şeyhi, Menzil Cemaati’nin o ünlü, büyük lideri; çok muhterem, çok mübarek bir insandır. Allah rahmet etsin. Bakın; “bu zamanda” diyor, “insanların binde biri bile” bakın, “binde biri bile” yani bin kişiden biri bile “ahirete dünyadan fazla kıymet vermiyor.” Yani “ahireti önemli görmüyorlar” diyor, “dünyayı önemli görüyorlar.” “Dünya işinde eksiklik olunca hastalanıyor ve yataklara düşüyor.” Mesela bir parayı ödeyemediği vakit yahut istediği bir çantayı alamadığında yahut bir süs malzemesi alamadığında “hastalanıp yataklara düşüyor” diyor. “Fakat ahireti elinden gitse hiç umursamıyor.” Yani; “ahiretle ilgili herhangi bir şey onu hiç etkilemiyor” diyor, “Allah rızası için olan bir şey.” “Dünyası ahiretinden bin kat makbul olmuş oluyor. Hal böyle olunca nasıl Allah insanlardan razı olur?” “Böyle bir insandan Allah razı olmaz” diyor, inşaAllah. Yani bin tane yönü varsa, dokuz yüz doksan dokuz tanesini dünya için kullanıyor. “İnsanın yanında değerli şey Allah’ın rızası, dostluğu ve ahiret olmalıdır.” “İnsan Allah rızası için yaşamalıdır” diyor. “Sahabeler zamanında birisi namaza yetişemezse matem tutardı.” Sırf cemaate yetişemediği için. “Evde cenaze varmışçasına üzülürdü. Arkadaşlar cemaati kaçırdı diye” yani cemaatle namaz kılamadı diye, “ona taziyede bulunurlardı. İşte ahiret ve Allah rızası, aşkı ve sevgisi yanlarında bu kadar kıymetliydi.” Yani; “o kadar çok Allah’ı seviyorlardı ki” diyor, “sahabeler; Allah rızası, Allah aşkı, Allah sevgisi o kadar kıymetliydi ki cemaatle namaz kılamadıklarında, geç kaldıklarında bundan müthiş rencide olup, rahatsız olurlardı” diyor. “Tabii ki onlar Cenab-ı Hakk’ın yanında makbullerdi. Bu zamanda” ahir zamanda “bu zamanda” diyor bak Seyda Hazretleri diyor bunu, Muhammed Raşid Erol Hazretleri. “İnsanların binde dokuz yüz doksan dokuzu Allah yolunu terk etmiş.” “Binde dokuz yüz doksan dokuzu” yani; “bin kişiden bir kişi Allah yolunda” diyor. Bakın; “bu zamanda insanların binde dokuz yüz doksan dokuzu Allah yolunu terk etmiş ve ibadetten habersiz hale gelmiş.” Şimdi bu ne? Bu deccaliyet işte. “Deccaliyet çıktı” diyor. Bin insandan dokuz yüz doksan dokuzu Allah’ı terk ettiyse deccaliyet geldi demektir. Deccaliyetin zaten başka açıklaması yok. İlk defa oluyor bu ahir zamanda, dünya tarihinde ilk defa oluyor. “Bu zamanda insanların binde dokuz yüz doksan dokuzu Allah yolunu terk etmiş ve ibadetten habersiz hale gelmiş ve ibadetten habersiz hale gelmiş.” İbadetten haberi bile yok deccalın etkisiyle. Adam diyor ki; “yok” diyor, “deccal gelecek” diyor. Deccal gelecekse bakın ne diyor? “Bu zamanda insanların binde dokuz yüz doksan dokuzu Allah yolunu terk etmiş.” Peki, gelen deccal nereye, kime neyi anlatacak? Zaten bin kişinin dokuz yüz doksan dokuzu Allah’ı terk etmişler, dini terk etmiş. Zaten bitmiş işte. Deccalın bunun üstüne görev yapacağı nedir? Deccal zaten dünyayı dinsiz yapmayacak mı? Binden dokuz yüz doksan dokuzu dinsiz olduysa geriye ne kalmış? Bitmiş işte, deccal deccallığını yapmış. Bak; “geriye kalan binde birinin ise” diyor Seyyid Muhammed Raşit Erol Hazretleri, “geriye kalan binde birinin ise” bak, “bin kişinin dokuz yüz doksan dokuzu sapıttı” diyor. “Binden bir kaldı” diyor. “Onlar ise” diyor, “ahiret işleri çok perişan ve gevşek durumdadır.” Deccalın geldiğinin net açıklaması işte bu. “Artık insanın da, dünyanın da sonuna gelinmiştir.” Biz ne anlatıyoruz? “Yetmiş yıl var” diyoruz. “Kıyamet iyice yaklaşmıştır. Artık vaaz, nasihat devri değildir. Çünkü hiçbir tesiri olmuyor.” Kimin tesiri olur? Ancak Mehdi (a.s.)’ın. Çünkü emanet Mehdi (a.s.)’a verilmiş. Hidayet Mehdi (a.s.)’da, hidayet onun kanalıyla yayılıyor. Onun için bak Seyda Hazretleri diyor ki; “artık vaaz ve nasihat devri değildir. Çünkü hiçbir tesiri olmuyor.” Emanet Mehdi (a.s.)’da olduğu için. “Çünkü dünya sevgisi, keyfi ve sefası çok artmış.” Yani deccaliyetin kullandığı her türlü dünyevi imkan; içki, eğlence, sefahat, hepsi artmış. “Allah’ın emirlerine karşı gelme çoğalmış.” “Helale harama karşı insanlarda bir bağlılık kalmamış. Yani helal haram ayrımı yapmıyorlar” diyor. Bu ne zaman oluyor? Deccal devrinde oluyor hadiste. Bak; “helal ve haram gözetilmez olmuş.” Bak, detay detay deccaliyeti anlatıyor. “Bu devirde irşat oldukça zorlaşmış, insanlar dini arkasına atmış, Allah-u Teala’dan bahsedildiği zaman rahatsız olmaya başlamışlar.” Bak; “Allah-u Teala’dan bahsedildiği zaman rahatsız olmaya başlamışlar.” Bu deccal devrinde olan bir şeydir. Allah’ın bahsedilmesinden insanların rahatsız olması, Allah anıldığında kaçması, hadislerde de vardır, deccal devrinin özelliğidir. Bakın, son noktayı koyuyor. Deccaliyetin en önemli delili, Mehdi (a.s.)’ın çıkışının en önemli delillerinden bir tanesi; “din garib olmuştur” diyor, acayip. Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin babası Gavs Hazretleri, büyük Nakşibendi Şeyhi. Muhammed Raşid Erol Hazretleri’nin babası, biliyorsun, Muhammed Raşid Erol Hazretleri’ni yetiştiren odur, Gavs Hazretleri’dir. O da seyyid. Tabii, babası seyyid olunca o da seyyid olmuş oluyor. Muhammed Raşit Erol Hazretleri de seyittir. “Muhammed Raşit Erol Hazretleri’nin babası olan Nakşibendi Şeyhi, Büyük Mürşit Gavs Hazretleri’ne soruluyor: “Efendimiz bu kadar cezbe ehli, muhabbet ehli, vird ehli vardır.” Yani; “ehl-i tarik olan kardeşlerimiz vardı” diyorlar Menzil Grubu içerisinde. “Şimdi hepsi gevşemişler ve tembellik içindedirler. Bu niçin böyle oluyor?” Gavs Hazretleri buyurmuş: “Evet, artık hidayet kalmamış da ondan. Bizimkisi bu zamanda vallahi” diyor, Allah adına yemin ediyor, “vallahi bir idaredir, aldatmaca gibi bir şey. Çünkü” diyor, bak müjdeyi veriyor “çünkü tam hidayet artık Hz. Mehdi (a.s.)’ın elindedir.” “Mehdi (a.s.)’a tabi olun” diyor. Yani “benim yapacağım, bizim yapacağımız bir şey yok” diyor. “”Mehdi (a.s.)’a tabi olun. Çünkü tam hidayet artık Hz. Mehdi (a.s.)’ın elindedir. Tam manasıyla” tam manasıyla; böyle oturmuş, ezici, etkileyici, mükemmel, güzel “tam manasıyla hidayeti o yapacak.” Yani Mehdi (a.s.) yapacak. “Eğer hidayete vesile olmasını istiyorsanız gidin, Mehdi (a.s.)’ı bulun” diyor. “Yapacak olan odur” diyor. “Bizim yapabileceğimiz bir şey yok” diyor, “fazla bir şey yok” diyor. “Tam manasıyla eğer hidayet istiyorsanız” bak, “tam manasıyla hidayeti o yapacak” diyor. “Biz ise çoluk, çocuk nasıl aldatılırsa, eğlendirilirse öyle yapıyoruz” diyor. Çok uzun konuşma, ben bir kısmını aldım, anlattım...
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler