Adnan Oktar`ın 4 Şubat 2011 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Cinler yer, içer mi? İsimleri bize benzer mi? Sizin sohbetinizi anlattığım bazı kişiler bana sordu, suyu sevdiklerini duymuştum, dedim. En iyisini siz bilirsiniz Hocam...
ADNAN OKTAR: ... Cinler; zaman zaman ben arkadaşlarla beraberken, o köftelerle öyle bir cin çağırma seansı talep ediyorum onlardan, arkadaşlardan. Onlar üstadlar, onlar biliyorlar. Ben sadece seyir eden ve onun sağlamasını yapan konumunda oluyorum, yani doğru mu, yalan mı söylüyor gibisinden. Benim sağlamam; evde herhangi bir yere bir şey saklıyorum. Mesela evin diğer odalarına geçiyorum, kapatıyorum kapıları, evin herhangi bir yerine bir şey saklıyorum. Soruyorum, nerede ne var diyorum, şak diye söylerse, tamam. Doğru cinle muhatabız demektir. Mesela harf soruyorum, çünkü uzun cümlelerde sıkılıyorlar, yapamıyorlar, güçleri yetmiyor, bunalıyorlar. Harf sorduğumda peş peşe sürekli doğru söylüyor, eğer aklı başında cinse, normal Müslüman cinse. Fakat eğitim yapılmadan, Kuran’dan bahsedilmeden, dinden bahsedilmeden çağırmak onları çok yıpratıyor ve yoruyor. Bilmiyorum yani nasıl bir sistemleri varsa, çok sıkılıyorlar. Biz de, arkadaşlarımız da onlara özen gösteriyorlar. Cinler ortaya çıkmak istediklerinde böyle, eğer yanlış aklımda kalmadıysa ektoplazma denilen bir şey var, maddeye benzemeyen bir madde; bu Tapınak Şövalyeleri’nin elde ettikleri o manna var ya, o da mesela suyun içerisinde o, yani olabilecek en küçük parçacıklardan oluşuyor o. Suyun içinde bulut gibi görünüyor, hiçbir maddeye benzemiyor, çok garip bir madde manna. O da havanın içerisinde oluşan bir şey meydana getiriyor, ektoplazma denilen bir yapı meydana getiriyor. İlk o oluştuktan sonra onlar maddeye dönüşmeye başlıyorlar. Cin çağıranlar bilirler, o bir beyaz duman gibi oluşur, hafif beyaz bir duman gibi oluşur. Sonra yavaş yavaş şekil almaya başlar, sonra cisim gibi olur, cisme dönüşür. Hz. Süleyman (a.s.) bu ilmi tam biliyor. Mesela Hz. Musa (a.s.)’ın o kayaya vurup kayadan o suyun çıkması olayında da gene bu mannanın da vesile olması mevzu bahis, yani kayanın içerisindeki mannanın vesile olması mevzu bahis. Allah’ın dilemesi ile inşaAllah, mucizedir ama Allah tabii bazı mucizelere bazı şeyleri vesile edebilir. Cinlerde de; cin çağıranlara da tabii tavsiye etmem, şöyle yapsınlar böyle yapsınlar diye, fakat böyle bir olay olur. Sudan hoşlanıyorlar, doğru. Cin çağırırken zaten su konur. O köftelerin içmesi için veya yemesi için. Niyeyse hoşlarına gidiyor su. Güzel kokudan hoşlanıyorlar. Özellikle gül kokusu veyahut güzel bir parfüm kokusu ondan hoşlanırlar. Fakat en hoşlandıkları şey ayet, Kuran okunmasıdır, dinle eğitilmektir, Allah’tan bahsedilmesi ve cinlere şirk koşmamak. Cini bu delirtir, çok kötü etki yapar. Cinin müstakil bir güce sahip olduğuna inanmak haramdır. Cin doğrudan Allah tarafından yaratılır ve Allah tarafından yönlendirilir. Cinin öyle kendine ait müstakil bir gücü yoktur. Her ne yaparsa Allah yaptırır. Ne konuşursa Allah konuşturur. Cinin müstakil olduğuna inandın mı şirk koşarsın ve Allah vermesin, sapıtmış olursun, bambaşka bir şey olur o, müşrik olursun. Ki Kuran onu, Allah tel’in ediyor, Kuran’da uyarmış, ondan kaçınacağız, inşaAllah. Bir de boş iş için cin çağrılmaz, faydalı bir şey içinse çağrılır.
Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler