Adnan Oktar`ın 1 Mart 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Milli Görüş kavramının temelinde kutsal metinlerin, yani dinin inancın yer aldığını, dolayısıyla içinde demokrasinin pek bulunmadığı bir görüş olduğunu yazmış. Bunun sebebinin de, “kişinin referansı kutsal metin olunca yaşama farklı bakar, dünyadaki sosyolojik gelişmelerin ürettiği evrensel değerler olunca çok daha farklı bakar” mantığıyla açıklamış. Din ile demokrasi arasında bir bağ bulunmadığına vurgu yapmış. Bu nedenle Milli Görüş taraftarlarının ve dindar kesimin aslında demokrasiye çok yakın değilken, 28 Şubat sürecinden sonra mecburen yakınlaşmaya başladığını, dolayısıyla Milli Görüş anlayışının da bu süreçten sonra kırılmaya uğradığını söylemiş. Ak Parti’nin çizgisinin ise demokrasiye daha yakın olduğunu belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Şimdi Mehmet Altan solcudur ama zeki çocuktur, kültürlüdür. Şimdi böyle dar görüşlülük ona yakışmadı. Demokrasi ne zaman ortaya çıktı? Zamanı belli. Din ne zamandan beri var? Çok çok öncesinden var. Demokrit miydi o, bir vatandaş vardı demokrasiyi ortaya çıkartan zat? Bu nereden öğreniyor? Bir kaynağı var, bir kitap var okuyor. Demokrasinin kaynağı yine kutsal kitaplardır. Demokrasi ne demek? İnsanların fikirlerinde özgür olması, yani kalben bir rahatlık, suhulet, ferahlık olması, insanların eziyet çekmemesi. Allah’ın bizden istediği budur. Özgür, sevinç dolu bir ortam. Gerçek demokrasi budur. Gerçek demokrasiyi de Hz. Nuh (a.s.)’ın Kitab’ı, Hz. İbrahim (a.s.)’ın Kitab’ı, suhufları bunlar öğretmiştir dünyaya. Marks, sosyal adaleti Tevrat’taki Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili detaylı açıklamalardan öğrenmiştir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın sosyal adaletini, Kral Mesih’in sosyal adalet anlayışını, dinsiz sosyal adalete çevirmek istemiştir. Karl Marks hem anneden, hem babadan hahamdır. Dolayısıyla Tevrat’tan öğrendiklerini hayata geçirmeye kalkmıştır, kendi kafası değildir. Demokrasiyi de kutsal kitaplardan öğrenmişlerdir. Allah bizim özgür olmamızı ister. Mesela ben demokratım, ama Kuran’dan öğrendim ben demokrasiyi. Demokrasi anlaşılsın diye, başka kelime karşılığı yok da onun için söylüyorum. Şimdi sandalyenin karşılığı nedir? En fazla iskemle falan dersin, işte sandalye. O özgür düşüncenin adı demokrasi bilindiği için, Kuran’da demokrasi olarak geçmiyor ama Kuran onu bize tarif ediyor. Bizim mutlu olmamız, sevgi dolu olmamız, kafamızın rahat olması, psikolojik olarak baskı altında olmamamız, Kuran bizden bunu istiyor. Bunun adı demokrasidir. Komünistler Rusya’da demokrasi getirdiler, nasıl demokrasiydi? Tam bir kepazelikti, tam bir acı sistemi ve şiddet, panik sistemiydi, dehşet sistemiydi. Komünistler demokrasiyi en şiddetli savunan adamlardı. Hep demokratik bilmem ne cumhuriyeti; nerenin demokrasisi? Sürünüyor halk. Çin’de halka bir bakın, böyle bakıyor adamlar, gözleri ayna gibi adamların, bitmiş. Öyle demokrasi olur mu? Demokrasinin ölçüsü insanların yüzüdür. İnsanların yüzünde bir neşe varsa, huzur varsa, sevinç alameti varsa, orada demokrasi vardır. İnsanların suratı asıksa, orada demokrasi yoktur. Konu budur, ölçüsü budur, ondan gerisi hikaye. Onun için Mehmet Altan burada yanlış bir teşhis koyuyor. Mühim olan sevilen, seven, dostluğun, kardeşliğin olduğu, özgürlüğün olduğu, şiddetin, acının olmadığı bir ortamdır. Bunu sağlayan sistem işte İslam’da var. Açsın Mehdiyet’e baksın, Mehdiyet’in bütün detaylarına baksın, bize nefis bir hayat, nefis bir ideal, nefis bir ortam sunuyor. Buna demokrasi denir işte. Biz komünist modeli demokrasi istemiyoruz. Avrupa tipi demokraside de insanlar mutlu olmuyorlar. Avrupa’da kimse kimseyle dost değil. Mesela oğlan çocuğu veya kız çocuğu 18 yaşına geliyor evden ayrılıyor, babasını, atasını, kimseyi tanımıyor, muhatap dahi olmuyor, adam yerine dahi koymuyor. Yaşlı amcalar, yaşlı dedelerin hepsi huzur evine doluşuyorlar. Muhatap dahi olmuyorlar onlarla. Demokrasi bunu getiriyor işte. Ve suratlarında en ufak bir neşe ifadesi yok, mutluluk ifadesi yok. Bazen Fashion TV’yi açıyorum, böyle neşelenmiş havalar falan, parmaklarıyla çeşitli işaretler yaparak, elinde bir şişe var zırt pırt onu gösteriyor, ışıklar yanıp sönüyor falan, kardeşim sen nihayetinde zehir gösteriyorsun, ne gösteriyorsun yani, neyine neşelensin adamlar? Sen parayı vermesen o genç kızlar orada o neşeyi gösterecekler mi sana? Tombul bir adam var orada, ikide bir onu çıkartıyorlar falan. Hiçbirinde gerçek neşe olduğunu görmedim. Hiçbir yerde sevinç yok. Hepsi suni ve çok ürkünç ortamlar, kimin ne olduğu belli değil, abuk sabuk vakalar yani, bayağı tedirgin edici bir ortam. Adam orada nasıl mutlu olsun? Orada demokrasi olsa kaç yazar, ne olur yani? Demokrasi insana hakikaten derin bir neşe getirmesi lazım, derin güven getirmesi lazım, kafa dinçliği olması lazım, gönlünün ferah olması lazım. Burada yok. Ne demek demokrasi o zaman? İslam işte benim dediğim pozitif unsurları, güzel unsurları getiriyor. Bu da Mehdiyet’le gelir. Milli Görüş Mehdiyet’in aşamalarından bir aşamadır. Mehdiyet’e zemin hazırlayan sistemin adıdır Milli Görüş. Ve bunu herkes biliyor, bilmeyen yok. Erbakan Hocamız’ın aşkı İttihad-ı İslam’dı, başka da bir şey yoktu. Oğlu Fatih de, o da koç yiğittir. Fatih’i bütün kardeşlerimiz böyle canı gönülden desteklesinler, sevsinler. Fatih çok akıllı, yaman bir delikanlıdır. Biz ondan çok şey bekliyoruz. Ve çok büyüyecek Saadet Partisi. O mantık da çok büyüyecek, bunu da göreceksiniz.
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler