Adnan Oktar`ın 3 Mart 2011 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Muhterem Hocam, Allah’ın selamı ve selameti üzerinizde olsun.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Kıymetli Hocam, Bursa’da sizleri ilgiyle dinliyorum. Son günlerde Kıbrıs ile ilgili "işgalci Türkiye defol" gibi, hiç de hoş olmayan bazı gösteriler basında yer alıyor. Bu gece de kısa süre bakabildiğim televizyondaki haberlerde, İstanbul’da yaşayan, Kıbrıslı öğrencilerin “Ayşe evine dön" şarkılarıyla, Kıbrıs’tan Türkiye’nin elini çekmesi yönünde gösteri yaptıklarını öğrendim. Kıbrıs hakkındaki düşünce ve görüşlerinizi çok merak ediyorum. Zira bundan yıllar önce, İsrail’in Kürt Kartı isimli bir kitabınızı okumuştum. İsabetli, ferasetli bakış açınızla yazdıklarınız birer birer gerçekleşiyor. Lütfen bu konuda, iki saatlik programınızda bilgi istirham ediyorum. Allah razı olsun, Bursa’dan hepinize selam olsun, Bayındır.” Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Bütün Türkiye’ye selam ediyorsun herhalde, bütün Türkiye adına, ben Aleykum Selam diyorum, inşaAllah. Kıbrıs’tan Türklerin çekilmesini isteyen kişiler, Kıbrıs’ı ilhak etmek isteyen Avrupa Birliği’nin bir projesi bu. Orada İslam’ı, Müslümanları istemedikleri için, Kıbrıs’ta ateist bir sistemin olmasını istedikleri için, Kıbrıs’ın tamamen kendi kontrollerine geçmesini istedikleri için bu bakir, güzel toprakların, bu güzel yurdun aralarında parsellenmesi için, 5-10 kişiyi yahut 50-100 kişiyi kiralamış adamlar. Verirsen adamlara ellişer milyon, yüzer milyon, yaparlar. Yani adam yatağından kalkıp, işini gücünü bırakıp, evine gelip o pankartı alıp, oraya asmaz durduk yere. Yani bir çıkarı olmadan onu yapmaz. Çünkü Türkiye’nin, Kıbrıs’tan çekilmesi, Kıbrıs’ı Avrupa Birliği’nin dişlerinin arasına bırakmasının ne anlama geldiğini herkes bilir. Dolayısıyla, mesela Kıbrıs’a asker çıkar, bakarsın köpek havlamaya başlar. Veyahut Türkiye’den bir insan gider, köpek sürüsü çıkar, havlar. Şimdi ne yapacağız, Türkiye’ye geri mi gideceğiz? “Hoşt” diyeceksin, o kadar. Devam edeceksin. Şimdi de oradaki adamlarda öyle defol dediklerinde, terbiyesizlik etmeyin diyeceksiniz, yolumuza devam edeceğiz. Kıbrıs’ın tamamı bizimdir. Yani hukuki açıdan, hukuk tekniği açısından bize ait bir topraktır. Tarihine bakarsanız, es kaza verilmiştir. Yani herhangi bir sebebi yoktur. Kargaşa ortamında, Osmanlı döneminde verilmiştir. Dolayısıyla Kıbrıs, teknik olarak bize ait bir topraktır. Kıbrıs savaşında da zaten Erbakan Hocamız, “tamamının alınmasını” söylemişti. Tabii, ben biliyorum o devirde, Ecevit’i ikna edemedi. Ecevit ancak o kadar kısmına kadar kabul etti. Normalde Ecevit hiç yanaşmıyordu zaten. Erbakan Hocam o kadar tatlı ki, o zaman ben hatırlıyorum, siz zannetmiyorum, hatırlamaznız, “Ecevit ile masaya oturduk; ıkınıyor, sıkınıyordu” diyor Ecevit için. “Bir çocuk gibiydi, onu kucağıma oturtturdum, pışpışladım, sustu” diyor. Ama insanlar neredeyse ölecekler gülmekten böyle, yani gülme krizi meydana geldi, gözlerinden yaş akıyor insanların, acayip sakin anlatıyor, sevimli bir sesi var ya. Yani Ecevit acayip sinirlenmişti, tabii gönül ister ki öyle olmasın ama inanılmaz sinirlenmişti Erbakan Hocam’ın üslubundan dolayı. Çok şakacıydı Erbakan Hocamız, rahmetli ama hemen hemen her toplantısınd olurdu; çok şen, neşeli bir ortam olurdu. Meclisteki konuşmalarında, bütün meclis yerlere yattı gülmekten, 12 Eylül’den önce. İsmet Sezgin’e, “buraya gel bakalım” diyor, İsmet Sezgin kalkıyor, karar da veremiyor, şaka mı yapıyor, ciddi mi yapıyor bilemiyor. Yani eğer filmi varsa onun, seyrederseniz görürsünüz, meclis artık uğulduyor vekillerin gülmesinden. Özetle söyleyeyim, Kıbrıs’ı vermeyiz. Kıbrıs’ı verdiğimizde, Türkiye’yi de veririz. Yani onu yapan adam, Allah esirgesin namusunu da verir, hepsini de verir, yani vermedik hiçbir şeyi kalmaz. Mahvolur yani. Dolayısıyla böyle ağzı bozuk insana rastlanır. Ahlaksızdır, takmayacaklar, önem vermeyecekler. Ne diyorsun Berker’im?
ALTUĞ BERKER:Çok haklısınız Hocam, inşaAllah. Siz Mehteran’ı Kıbrıs’ta vurdurduğunuzda, ben oradaydım. MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim, bir kere Kıbrıs’ta Mehter sesi yankılandıysa, konu bitmiştir. Yani ‘defol’ sözünden alınmak çok anormal. Yani çok çok özür dilerim, her yerde mesela gayrimeşru insanlar olabilir, saymak da istemiyorum, acıyorum bir kısmına, ağzı bozuktur, yani alınmak çok komik olur. Her yerde rastlanır bu. Alkollü adam vardır, sarhoştur, abuk sabuk konuşur. Yoluna gideceksin, muhatap olmaya gerek yok, kale almak yakışmaz. “Ayşe evine dön” şarkısı, evet o zamanlar, Dışişleri Bakanı’nın kızının ismi Ayşe’ydi, öyle bir şifreli konuşma yapılmıştı. Ecevit de o zamanlar İngiltere’deydi herhalde, bu Kıbrıs çıkartması için. Evet, oradan kalma bir şey. Böyle romantik şarkılarla falan kimse dönmez. Biz oraya gür sesimizle, delikanlıca girdik ve adaleti sağladık. Şarkıyla girmedik ki, şarkıyla çıkalım. Bıraksınlar bu edebiyatı. Konu bitmiştir, yani o konu kapandığı için o adamların şarkı, türkü söylemesi, isterse sabaha kadar darbuka çalsınlar, bizi ilgilendirmez. Kaale almaya gerek yok.
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...İlanlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...