Adnan Oktar`ın 6 Mart 2011 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bakın Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? Yirmi ikinci sayfanın, yirmi ikinci maddesi: “Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek. Bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak”. Yani sürekli İslam aleminde ayaklanmalar, kargaşalar, olaylar çıkacak. “Ve bu durum bir münadinin”. “Bir münadi”. Melek değil. Münadi; seslenen, nida eden. Münadi; seslenen herhangi birisi demektir. “Bir münadinin semadan seslenerek” gökyüzünden, dünyayı kaplayan gökyüzünden seslenerek , “‘ey insanlar, emiriniz artık Hz. Mehdi (a.s.)’dır’ demesine kadar devam edecektir.” Şimdi radyo dalgalarıyla televizyon dalgaları semada oluyor. Bir münadi seslendiğinde, bir insan seslendiğinde bütün semayı ses dalgaları kaplıyor, bütün dünya seması. Zaten sema deyince belirli bir sema değil; çünkü “bu belirli bir bölgede, belirli bir yerde olacak” demiyor Peygamberimiz (s.a.v.). Bütün semayı kaplıyor, yani gökyüzünü kaplayan ses dalgaları. “Bir münadi” bir insan konuşuyor; radyodan, televizyondan, internetten konuşuyor. Radyo nereden yayıyor? Semadan yayıyor. Televizyon nereden yayıyor? Semadan yayıyor. “Semadan seslenerek; ‘ey insanlar, emiriniz artık Hz. Mehdi (a.s.)’dır’ demesine kadar devam edecektir.” Bir insanın hitabetinden bahsediliyor burada, melekten bahsedilmiyor. Bak, bu işine gelmediği için bu hadisi almamış. Çok uyanık. Derginin kapağına o hadisi koymuş. Çünkü onun imkânsız olduğunu bildiği için, onun kilitleyici olduğunu düşünüyor. Yani o cahil aklıyla, bu hadisle Müslümanların kilitleneceğini, dolayısıyla Mehdiyet’in savunulmasının imkansız olduğunu düşünüyor. Yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in hükümlerini, Peygamberimiz (s.a.v.)’in hükümleriyle çürüteceğini zannediyor. Kafası böyle işte, bu mantıkta. Halbuki Peygamberimiz (s.a.v.) ayrı ayrı açıklıyor.
Yirmi üçüncü hadiste; “Hz. Mehdi (a.s.) çıkarken başında bir sarık olacak.” Hz. Mehdi (a.s.)’ın başında; evinde sarık da sarabilir, başka bir yerde sarık da sarabilir; başında bir sarık olacak. Bu onun hükmünü oluşturur. Şimdi bak; “ve” diyor, ikinci bir yere geçiyor; “ve bir münadi” seslenen birisi var. Şimdi, başında sarık olması ayrıdır, Hz. Mehdi (a.s.)’ın başında bir sarık var, tamam; bir kere bile başına sarık sarmış olsa bu hadisin hükmü yerine gelir. “Ve bir münadi” bir insan; melek değil. “Bir münadi” seslenen. Melek olduğunda “melek” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Münadi; hitabeden, nida eden bir insan. “‘Bu Allah’ın halifesi olan Hz. Mehdi (a.s.)’dır, ona uyunuz’ şeklinde nida edecektir” konuşacaktır. Radyodan, televizyondan veyahut internetten hitap ettiğinde, bu dünyaya semadan yayıldığında bunun hükmü oluşmuş olur. Ne diyor bak buradaki hadiste de? “Semadan seslenerek” diyor. Bütün dünya semasını kaplayacak bir ses. Bak nitekim Cübbeli de konuşuyor, diyor ki; “her kavim” diyor, “kendi dilinden duyar” diyor. Mesela bak, biz burada konuşuyoruz; İngilizce ve Fransızcaya çevriliyor. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız konuşuyor; Rusçaya çevriliyor, İngilizceye çevriliyor, Fransızcaya çevriliyor, birçok dillere çevriliyor. Bir başka kardeşimiz konuşuyor; sekiz, on dile çevriliyor. Her yerden bu yayılıyor. Mesela Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıktığına dair bir haber olduğunda biz bunu nida ediyoruz, bir münadi olarak açıklıyoruz. Şeyh Nazım Hocamız nedir? Bir münadidir. O açıklıyor; radyolardan, televizyonlardan her yere birçok yabancı dilde semadan yayılmış oluyor. Semadan yayılıyor. Her kavim kendi dilinden duyuyor. Tercüme ediliyor anında...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zaman Alametleri Gazete Kupürleri
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...