Adnan Oktar`ın 10 Mart 2011 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Erkeklerle müstehcen konuşan, ağzı bozuk, hafif meşrep bir kadın vardı” diyor. Hafif meşrep bir kadın, yani fahişe gibi, o şekilde. “Bir gün Peygamberimiz (s.a.v) bir yerde oturmuş yemek yerken bu kadın oradan geçiyordu. Peygamberimiz (s.a.v) hakkında şöyle dedi: "Şuna bakın, köleler gibi oturup, onlar gibi yemek yiyor."” Peygamberimiz (s.a.v) hakkında kadın şöyle diyor; “Bak, Peygamberimiz (s.a.v.) hakkında şöyle dedi, “şuna bakın, köleler gibi oturup, onlar gibi yemek yiyor.” Yani “onlar gibi yemek yiyor” diyor; “kölelerle beraber, köleler gibi yemek yiyor” diyor kadın, Peygamberimiz (s.a.v)’e öyle hitap ediyor. “Şuna bakın” diye de dikkat çekiyor. Bak, “köleler gibi oturup onlar gibi yemek yiyor.” Peygamberimiz (s.a.v), cevaben; “benden iyi köle olur mu?” diyor o hanıma. “Ben de Allah’ın kölesiyim” diyor. MaşaAllah, canım Peygamberim benim. “Sonra o kadına: "Sen de gel ye, buyur"” diyor. Kadını da çağırıyor, “sen de gel aramıza” diyor. “Kadın: "O halde elinle yemeği ver"” demiş Peygamberimiz (s.a.v)’e. Peygamberimiz (s.a.v) ona eliyle yemek yediriyor. Kadın, “ağzındaki lokmadan da bana yedir” diyor. Yani kendi ağzındaki yemekten, ağzına aldığı ekmekten, “ondan da bana, o lokmadan, o ısırdığın lokmadan, yemekten bana da ver” diyor. “Peygamberimiz (s.a.v) ağzındaki lokmadan ona verdi.” Hani ekmeği ısırır ya insan, geri kalanını da ona veriyor. Yalnız kendi eliyle yediriyor. “Ona verdi. Ki kadın yeyince,” ekmekten yeyince, yemekten yeyince, “haya ve utanma duygusu galip geldi ve bundan sonra ölünceye kadar çirkin bir iş yapmadı.” Kadın İslam’ı, Kuran’ı tam yaşamaya başlıyor. Taberani, Heysemi’de geçiyor, hadis. Peygamberimiz (s.a.v)’in tevazusu bölümüne bakabilirler. Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahlakı bu, sevgi dolu. Hristiyan’a da şefkat duyuyor, Musevi’ye de şefkat duyuyor, onları kurtarmaya çalışıyor. Kölelere şefkat duyuyor, onlarla beraber oturuyor. Gayri meşru kadınlara şefkat duyuyor. Genç kızlara şefkat duyuyor, sevgi duyuyor onlarla konuşuyor, hanımlarla konuşuyor. Herkesle muhabbet ediyor, sohbet ediyor; Peygamber çünkü. Peygamber hanım gördüğünde kafasını çevirirse ümmetinin yarısını tanıyamaz. Olur mu öyle şey? Mesela Hz. Yusuf (a.s) kaldığı hanımın evinde kadınla konuşuyor, yani yüz yüze muhatap oluyor. Kadın onu görüyor, o da kadını görüyor. Kadınlar toplanıyorlar, Hz. Yusuf (a.s)’ı çağırıyorlar. Bütün kadınları görüyor Hz. Yusuf (a.s). Onlar da ona bakıyor. Dün de söylemiştim Peygamberimiz (s.a.v)’e, Cenab-ı Allah; Peygamberimiz (s.a.v) sürekli evleniyor, maşaAllah. Yani Cenab-ı Allah onu öyle olağanüstü güzel, olağanüstü çekici yaratmış. Kadınlar aşık oluyordu Peygamberimiz (s.a.v)’e. Beğendiği kadınlar ona geliyorlardı, Peygamberimiz (s.a.v)’e kendilerini hibe ediyorlardı. Alıyordu Peygamberimiz (s.a.v) de. Bir kısmıyla da evleniyordu, nikahla evleniyordu. Ama bu Allah aşkından olan evlenme. Allah aşkından, Allah’ın tecellisini onda gördükleri için evleniyorlar. Ahiret için, sonsuza kadar onunla beraber olmak, sonsuza kadar eşi olmak için. Çünkü dünya hayatı ne kadar? 20 yaşında bir kadın düşünelim, iki on senede 40 yaşına gelir. Menopoza giriyorlar zaten 40 yaşında. İki on sene daha yaşadığını düşünelim, 60 yaş. Bu kadar dünya işte. Ama ahiret; yüz trilyon sene geçiyor, daha sıfır hükmünde, hiç başlamamış hükmünde oluyor. Yüz trilyon geçtiği halde. Yüz trilyon çarpı yüz trilyon sene geçiyor. “Ne kadar süre geçmiş?” diyorsun, daha hiç başlamamış gibi oluyor, daha başı bile olmamış oluyor sonsuzluk içinde, hiç başlamamış gibi. Yani sonsuzluğa oranla hiç hükmündedir. O kadar sene Peygamberimiz (s.a.v)’le beraber yaşayacak bu hanımlar. Ama dünyanın hırsıyla bakan bir insan, dünyada ne var görüyor zaten. Dünyanın aczini de görüyor, dünyanın zorluklarını da görüyor. Onun için o hanımlar orada akıllıca hareket edip kendilerini Peygamberimiz (s.a.v)’e hibe etmişler. Bir kısmı da evleniyorlar. Cenab-ı Allah ayette hitap ediyor, bak diyor ki; “güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de” diyor. Bakıyor Peygamberimiz (s.a.v), güzel buluyor, evlenmek istiyor. “Artık bundan sonra sana yasak” diyor Allah. “Evlenmek yasak” diyor, nikah yasak. Ancak “elinin altındakiler hariç” diyor. Yani “cariye olarak kendini hibe eden hanımlar hariç” diyor. Çok fazladır aslında kendilerini Peygamberimiz (s.a.v)’e hibe eden hanımlar da ama ağırlarına gittiği için bir kısım tipler anlatamıyorlar. Yani onu acayip bir şey olarak gördükleri için, Allah aşkı ile sevmeyi acayip görüyorlar. Onlar kaba şehvetin kafasında oluyor, bir kısmı. Yani kadın dedin mi kafasına kaba şehvet geliyor. Hayvani bir kafa geliyor, hayvani bir mantık geliyor. Peygamberlerde Allah aşkı vardır, Allah aşkı ile sever. Onu sevenler de Allah aşkı ile seviyorlardı, onun için ona aşık oluyorlardı. Allah’ın tecellisini gördükleri için aşık oluyorlardı. Allah özel bir güçle onları aşık ediyordu, mucize meydana geliyordu. Peygamberimiz (s.a.v)’i gördüklerinde adeta hipnotize oluyorlardı, aşık oluyordu. Allah da onlara sevdiklerini nasip ediyordu, muratlarına ermiş oluyorlardı. Allah muradını yerine getirmiş oluyordu, inşaAllah. Mesela Hz. Musa (a.s) da öyle. Giderken iki tane hanım görüyor, Peygamber kızları. Sırtını dönmüyor; elini, yüzünü kapatmıyor. Gidiyor, onlarla konuşuyor. Hanımlar da ona bakıyorlar, Hz. Musa (a.s)’a bakıyorlar. Diyorlar ki bak; “orada çobanlar var, biz onların yanına gitmiyoruz.” Çünkü kalitesiz, akılsız, küt adamın yanına aklı başında bir kadın gitmez. Kaliteliyse, güzel ahlaklıysa, Allah’tan korkan temiz bir insansa güvenir onun yanına gider. Ama it kopuksa, tehlikeliyse; elinden, yüzünden melanet akıyorsa anlar. Allah ona onu hissettirir ve gitmez, uzak durur. Bu bilinir. Kadınlar gitmiyorlar, “biz onlar sulamadıkça oraya gitmeyiz” diyorlar. Cahil insanlar, çünkü ne yapacağı belli olmaz. Ama Hz. Musa (a.s)’ı görür görmez beğeniyorlar. Babalarına tariflerine dikkat et; “güçlü ve güvenilir.” Bunu teşhis etmişler Hz. Musa (a.s)’da, demek ki bedenen de görmüşler. Güç nasıl anlaşılır? Görürse anlar insan, değil mi? Bedenini görmüş boydan boya demek ki. Güçlü. MaşaAllah, aslan gibiydi Hz. Musa (a.s). Boylu poslu, kara yağız, çok yapılı, geniş omuzlu, çok kuvvetliydi. Ve “güvenilir” diyor. Çünkü yüzündeki ifade, asalet, üslubundaki konuşma, bakışlarındaki canlılık, bakışlarındaki candanlık, sevecenlik, bakışlarındaki Allah aşkı onun güvenilir olduğunu gösteriyor. Kadın onu içgüdüyle anlar, Allah ona ilham eder. Bakar bakmaz anlamışlar ve babalarına söylüyorlar. Hz. Musa (a.s) onlara bakmış, onlar da Hz. Musa (a.s)’a bakmışlar. Biz Kuran’a göre mi hareket edeceğiz, Cübbeli’ye göre mi hareket edeceğiz? Ben Kuran’a göre hareket ediyorum. Hadis de ortada, bak görüyorsunuz. Taberani hadis alimidir; Heysemi, çok büyük alimlerdir, inşaAllah. Mesela Hz. Süleyman (a.s), Sebe Melikesi’ni çağırıyor. Kadın Sebe’den kalkıp geliyor. Bakımlı, gösterişli bir hanım. Hz. Süleyman (a.s) hemen elini yüzüne kapatmıyor. Onunla konuşuyor, alıp saraya götürüyor. Hatta sarayın zeminini kristalden yaptırıyor ama öyle bir kristal tekniği kullanılmış ki, muhtemelen ışıklandırma sistemi de kullanmış. Yani çok acayip bir şey olmuş ki su var zannediyor kadın. Ayette “bacaklarını sıvadı,” “ayaklarını sıvadı” diyor. Yani suya gireceğini zannediyor. “Onu bir su zannetti” diyor. Hz. Süleyman (a.s) “gir suya” diyor, “buraya gel” diyor, yani yanına çağırıyor. Kadın da onu su zannettiği için ona karşı sevgisinden, nezaketinden elbisesi de suya girmesin diye ayaklarını sıvıyor. Kuran’da ayet, Kuran ayeti. Bir de bakıyor camdan, su değil. Hayret ediyor tabii kadın. Hz. Süleyman (a.s)’ın devri olağanüstüdür. Yani teknoloji, bilim olağanüstüdür. Hz. Süleyman (a.s) konuşuyor Sebe Melikesi’yle, uzun süre misafir olarak kalmıştır. Sürekli eli yüzünde gezer mi Hz. Süleyman (a.s). Peygamber (s.a.v)’in sahabelerinin yarısı kadındı. Eli yüzünde, gözünde kapalı gezer mi Peygamber? Olur mu? Peygamberlik görevini yapamaz, öyle bir şey olur mu? Hepsini tanıyor. Onlar Peygamberimiz (s.a.v)’e bakıyor, Peygamberimiz (s.a.v) de onlara bakıyor. Cübbeli durup durup, yeni yeni açıklamalar getiriyor, yeni yeni mantıklar çıkarıyor. Benim bildiğim doğru olan bu, Kuran’dan anladığım bu. Yanlışsa bana yazsınlar, anlatsınlar...
Güncel Yorumlar
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler