Adnan Oktar`ın 6 Mart 2011 tarihli Tv Kayseri röportajından
ALTUĞ BERKER: Hocam Ayşe Arman bir yazısında, Zülfü Livaneli ile yaptığı röportajını aktarmış. Şöyle bir soru sormuş Livaneli’ye. “Ölümü, ne sıklıkla ölüm aklınızdan geçer, ya da geçer mi?” diye bir soru yöneltmiş. Zülfü Livaneli de soruya cevaben; “geçmez olur mu, ama son zamanlarda ölümü uyku gibi algılamaya başladım.” Nietzsche’den bir alıntı yapmış. “Nietzsche: ‘Ben varken ölüm yok. Ölüm varken ben yokum’ diyor ya, öldüğüm zaman onun bilincinde olmayacağım ki, yeter ki bir idam mahkumu gibi beklenen, süründüren, acı çektiren bir ölüm olmasın, aniden gelsin” şeklinde cevap vermiş.
ADNAN OKTAR: Öldüğü an çok keskin bir görüntü ile birden boyut değiştirdiğini görecek. Yani önündeki görüntünün kalktığını görecek. Fakat küfür ehli ise müthiş azap çekecekler, çok şiddetli azap çekecekler. Eğer iman ehli ise, o andan itibaren cennet ortamında olmuş oluyor. Sürekli huzur içinde olmuş olacak. Ruhun varlığını açıkça gördüğü halde, bunu farketmiyor olması düşünülemez. Kuru inada da gerek yok, akıllı düşünsün. Göz görmüyor, ruh görüyor. Burun koklamıyor, ruh kokluyor. Göz sadece elektrik akımı oluşturur, o kadar. Yani dışarıdaki görüntüyü elektrik akımına çevirir, zayıf bir elektrik akımı olarak beyine verir. Burun da öyle, burun koklamaz. Burun, kimyasal maddelerden aldığı titreşimleri elektrik akımı olarak beyine verir. Parmak da dokunmaz, parmak uçlarının aldığı elektrik akımını getirir, beyine zayıf bir elektrik akımı olarak bırakır. Duymada da bu böyledir. Kulak duymaz, bütün kulaklar sağırdır. Oradaki sesi elektrik akımına çevirir, zayıf bir elektrik akımı olarak götürür beyine bırakır. Beyinde de ilgili merkezler alırlar, şuura getirirler. Şuur da şu kadarcık bir yer, şu kadar. Şuurdaki bu zayıf elektrik akımlarını; hepsi bir araya geliyor bakın, karışmıyor bu elektrik akımları birbirlerine, karışmıyor; ruh, bu elektrik akımlarını olmayan burnuyla koklar, olmayan gözüyle tam renkli 3 boyutlu görür; 3 boyutlu olarak, olmayan kulağı ile 3 boyutlu stereo olarak da duyar, olmayan parmağı ile de hisseder. Ruh diye işte biz buna diyoruz. Gerçek insan budur. Dolayısıyla beden ayrıdır, ruh ayrıdır. Bunu öldüğü vakit bütün açıklığı ile anlayacaktır. Hatta ölen kişi diyor ki; “eyvahlar bize, vaad edilen doğruymuş.” İlk söyledikleri şey bu, “eyvahlar bize” diyorlar. Onun için akılcı, samimi, önyargıdan uzak, kendini sıkmadan candan bakarsa bu gerçeği hemen görür, hemen. Yani kolay, rahatça anlaşılabilecek bir gerçektir bu. Allah, insanları bunu çok rahat anlayabilecekleri şekilde yaratmıştır. Nasıl biz suyu çok rahat anlıyoruz, ekmeği çok rahat anlıyoruz, nefes almayı çok rahat anlıyorsak, ruhu da bu kadar kolay anlarız. Yeter ki samimi olsun, kendini sıkmasın, önyargıyla yaklaşmasın.
Makaleler
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...