Adnan Oktar`ın 25 Şubat 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: “Hocam genellikle mesaj çekiyorum ama her ne hikmetse bir türlü cevabını dinlemek nasip olmuyor. İnşaAllah bu sefer dinleyebilirim. Sorum şu; eşim Sofi, ben ise Nur Talebesi. Biz Hz. Mehdi (a.s)’ı araştırıp mı bulacağız? Bulmakla mükellef miyiz? Hem siyasi bir lider ise de, bize o geniş siyasi dairede bir Sofi ve Nur Talebesi olarak ne hizmetimiz olabilir ki? Anlayamadığım bir nokta da şu; biz kendi mensubu olduğumuz grubun hizmet tarzını mı bırakacağız? Daha dış dairede mi hizmet edeceğiz? Saygılarla, ellerinizden öperiz” diyor, “Yeliz Hanım.” Şimdi güzel Yeliz, eğer Müslüman aklı başında, samimi, candan bakarsa, bence olayları çok net görür. Öyle karmaşık bir şey yok. İslam aleminin bir kardeşliğe ihtiyacı var. Bir kere mezhep ayrılıklarının kalkması gerekiyor. Bu çok açık. Yani Şii, Alevi, Bektaşi, Sünni bir ayrım olmayacak. Sevecekler birbirlerini. Dolayısıyla Nurcu, Nakşibendi, Kadiri böyle bir ayrıma da gerek yok. Bunların da kalkması gerekiyor. Sevgi içerisinde olması gerekiyor. Ama sonra tek tek anlatayım. “Eşim Sofi” yani herhalde Menzil Cemaati’ne mensup, sen de Nur talebesisin. Çok güzel, her iki kanal da, her iki cadde de çok güzel. “Biz Hz. Mehdi(a.s)’ı araştırıp mı bulacağız? Bulmakla mükellef miyiz?” Evet, araştırmak durumundasın. Peygamberimiz (s.a.v) bunu bize emrediyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın eşkalini belirtiyor. Bakın adres de belirtiyor, eşkal de belirtiyor, zaman da belirtiyor. Hepsini belirtiyor. Bunu boş yere anlatmamış Peygamberimiz (s.a.v). Adres niçin verilir, eşkal niçin verilir? Gidip arayıp, bulun diye verilir. “Bulmakla mükellef miyiz?” Peygamber (s.a.v) ne diyor? “Karda, buzda, soğuk bir havada da olsa, yerde sürünmek suretiyle de olsa, mutlaka gidin, O’na katılın, bulun” diyor. Bunu ben söylemiyorum. Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor. “Hem siyasi bir lider ise.” Nereden biliyorsun siyasi bir lider olduğunu? Hemen hüküm vermişsin. Bak anlamazlıktan geliyorsun. Çok yaygındır insanlar arasında anlamazlıktan gelmek. Çok rastlarsınız okullarda, iş yerlerinde, adam açıkça anlar, bir türlü anlamaz havasını atmaz üstünden, sürekli anlamaz havasında. Bak bir de saflığa vermişsin kendince. “Bir siyasi lider ise” mesela bu dürüst bir ifade değil. Sert gibi oluyor üslubum ama ben candan konuşuyorum. Ne zaman ben siyasi lider dedim? Bediüzzaman siyasi lider diyor mu? “Hz. Mehdi (a.s) siyasetten özellikle çekilecek” diyor, açıklıyor. Risale-i Nur’da birkaç yerde birden geçiyor Hz. Mehdi (a.s)’ın siyasetten uzak duracağı. “Siyasi bir lider ise de, biz o geniş siyasi dairede bir Sofi ve Nur talebesi olarak, ne hizmetimiz olur ki?” Tabii kocanla beraber evde kahve içersin. Sen köfte yaparsın, o kızartır. Sen salata yaparsın, o pilavı karıştırır. Mutlu şekilde yaşarsınız. “Ne hizmetimiz olur ki?” O zaman biz de diyelim ki “bizim ne hizmetimiz olur ki?” Ben de gidip evleneyim, işime gücüme bakayım. Ne demek ne hizmetimiz olur? İman hakikatleri anlatırsın, Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlatırsın, mezhep ayrımından kaynaklanan bu fitneyi ortadan kaldırmak için, çeşitli mezheplerden insanlarla görüşürsün. Onlara şefkatle yaklaşırsın. Kuran Mucizeleri anlatırsın. Bediüzzaman’ın harikalarını anlatırsın. Risale-i Nur’dan anlatırsın. “Anlayamadığım bir nokta da şu.” Bak ben sana söyleyeyim, anlayamadığın hiçbir nokta da yoktur, her şeyi anlıyorsundur. “Biz kendi mensubu olduğumuz grubun hizmet tarzını mı bırakacağız?” Niye bırakasın? Risale-i Nur hizmeti gayet mükemmel bir hizmettir. Yani Hz. Mehdi (a.s) modeli bir hizmettir. Üstüne Mehdiyet’i ilave edeceksin. Bir güzellik varsa, üstüne bir güzellik daha ilave edersin, en güzel şekle getirirsin. Menzil cemaati, onlar da Hz. Mehdi (a.s) talebesidir. Ama üstüne, Mehdilik ilave edilir. Mevcut sistemin üstüne, Mehdilik ilave edilir. Sistem yok edilmez. Bir insanın evi varsa, onun içini ihya eder, dizayn eder, güzelleştirir. Evini yıkıp yeni bir eve geçmez. “Daha dış dairede mi hizmet edeceğiz?” Hayır. Daha dış daire yok. “Saygılar, ellerinizden öperim” diyor. Güzel Yeliz benim biraz üslubum sert ama sevdiğinde insan bazen böyle üslup da kullanır. Yani onu o anlamda alma. Bir şeyi fark edememiş gibi olmak sana yakışmaz. Bence sen fark ediyorsundur. Hz. Mehdi (a.s) hareketini çok açık hissedersin. İslam aleminde bak gelişiyor olaylar, gazeteciler ne diyor? “Ya bir türlü anlam veremiyoruz. Bir sosyal patlama oldu. Amerika destekliyor herhalde ” diyorlar. Amerika’nın nesine? Amerika son derece tedirgin olur böyle bir olaydan. Amerika, uslu uslu duran Kaddafi’den gayet memnundu. Tam istediği gibiydi Amerika’nın. Petrol alıyor, bilmem ne alıyor, herşeyi tıkır tıkır gidiyordu. Diğer ülkeler de Amerika’nın kontrolünde son derece rahattı. Diktatörler vardı. Gayet rahattı Amerika. Amerika şu an ne olacağını bilmediği bir sistemden son derece tedirgin olur. Nereye gideceğini bilmiyor Amerika şu an. Dolayısıyla orada anlamazlıktan gelmenin bir anlamı yok. Mesela Fransızlar diyorlar ya “Türkiye’de bir gelişme olacak, bir türlü anlayamadık. Çok mükemmel başarınızın sırrı nedir?” Başarının sırrı Mehdiyet’tir. Anlamazdan geliyorsunuz. Anlamazdan gelme ahir zamanın müthiş bir hastalığıdır. Büyük bir beladır. Adama mesela “Buraya girme” dersin, “burada rahatsızlık meydana geliyor” dersin, anlamazlıktan gelir paldır küldür içeriye girer. Mesela “şunu söyleme” dersin, anlamazlıktan gelir, gider söyler. Onun gibi, burada anlamazlıktan gelinecek bir şey yok. Bediüzzaman’ın da zamanında anlamazlıktan geldiler. Bu da bir oyundu. Çok mantıksız bir oyundu...
Güncel Yorumlar
Devamı ...Ahir Zaman Alametleri Gazete Kupürleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler