Adnan Oktar'ın 21 Kasım 2010 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ..."Yahudilerle savaşacak ve onları öldüreceksiniz. Öyle ki taş dahi: ‘Ey Müslüman, işte Yahudi, arkamda (saklandı), gel, öldür onu!’ diyecek." Buhari’de var, Müslim’de var, Tirmizi’de var. "Yahudilerle savaşacak ve onları öldüreceksiniz.” Eğer Yahudi olan bir insan ateistse ve Müslümanlara saldırıyorsa, kan döküyorsa, çocukları öldürüyorsa, insanları öldürüyorsa zaten kendini meşru olarak savunursun sen. Buradaki hadiste meşru savunmayı söylüyor, gidip de gariban Museviyi öldürmek haramdır. “Öyle ki taş dahi: ‘Ey Müslüman, işte Yahudi, arkamda (saklandı), gel, öldür onu!’ diyecek." Şimdi mesela 4 yaşında bir çocuk var, 3 yaşında. Taşın arkasında duruyor, taştan da bir ses duyduk biz. “Ey Müslüman gel, Yahudi var arkamda öldür” dedi. Sen halüsinasyon görüyorsun demektir. Sana şeytan sesleniyordur. Çocuk öldürülmez, mazlum öldürülmez, kadın öldürülmez, değil mi? Ancak meşru müdafaada kendini savunabilirsin veyahut bir cana karşılıktır, bir cana karşılıktır. Hiçbir şekilde bunun dışında Müslüman kasten ve bilerek öldürüyorsa ve ailesi de bu cezanın verilmesini istiyorsa, cana karşılık can vardır İslam hukukunda. Bunun dışında adam öldürme yoktur. Dolayısıyla biz bir taşın arkasında Yahudi bir çocuk görsek, taştanda bize ses gelse, biz deriz ki; “biz halüsinasyon görüyoruz.” O sese uymayız. Yarın, bir gün psikopat çıksa dese ki; “bana taşlar, odunlar ses verdi, ben de gittim, Yahudileri öldürdüm” dese ne diyeceğiz, değil mi? Mesela on tane Musevi çocuğu, hepsini kesse adam, Allah vermesin. Nereden çıkarttın bunu desek, niye yaptın bunu? Bana taş söyledi de onun için yaptım derse, biz onun deli olduğunu anlarız ve cinayet işlemiştir bu adam, katildir. Alenen cinayet işlemiştir, zulüm yapmıştır ve karşılığı cehennemdir. Böyle garip bir mantıkla Müslümanları belanın içine sokmanın alemi yok. Hadisin anlamını iyi bilmek lazım. Ahir zamanda iletişime dikkat çekiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Mesela “ayakkabının topuğu konuşacak” diyor. Ayakkabının topuğu köseleden yapılıyor yahut bazen de ağaçtan yapılıyor, değil mi? Evet. Oraya saklanan bir teknik alet, oraya gizlenen bir teknik alete dikkat çekiyor. Mesela geçenlerde nitekim gördük. “Telefonunu sık sık unutanlar için telefon yapıldı” diyor. Ayakkabısının topuğunda telefon. Telefon çalıyor, ayakkabısını çıkarıyor, ayakkabısıyla konuşuyor. “Kişi ayakkabısıyla konuşmadıkça Mehdi (a.s.) zuhur etmez, kıyamet kopmaz” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Mehdi (a.s.) zamanının bir özelliği. O anlamda istihbaratın gelişeceğine dikkat çekiyor Resulullah (s.a.v.). Kayalarda, taşlarda, odunlarda, her yerde haber alma cihazları olacak, mikro kameralar, haber alma sistemleri olacak. Nitekim PKK’ya karşı arazide kayalar içerisinde gizli kameralar yerleştiriliyor, PKK’nın hareketini izlemek için. Kayadan, kayanın içerisinden gelen bilgiyle onlara karşı operasyon yapılıyor veyahut ağaçlara gizleniyor mesela, ağacın içerisine gizleniyor. Ağacın içerisine sezdirmeden, ağacın içerisine gömülüyor ve oradan bilgi alınıyor gizli kamerayla. Bu savunma savaşında oluşacak sisteme dikkat çekmektir. Mehdi (a.s.) devrindeki yüksek teknolojiye dikkat çekiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Yoksa masumu öldürmek haramdır. Hiçbir Musevi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında o şekilde katledilmedi. Hiçbir Hıristiyan katledilmedi. Peygamberimiz (s.a.v.) bizzat cübbesini çıkarıp, bak seriyordu, değil mi? Ehl-i Kitap onun üzerine oturuyordu, onlara hürmet ediyordu Peygamberimiz (s.a.v.), saygı gösteriyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında Müslümanlar, Hıristiyanların yanına hicret ettiler, onlara güvendiler, can güvenliği için. Onlarla kardeş oldular, gittiler sofralarına oturdular, yemeklerini yediler, Hıristiyan kadınlarla evlendiler. Gidip, “ey taş karını öldür” dese, adam gidip karısını mı öldürecek? Nitekim öyle akıl hastaları var, “ben ses duydum, çocuğunu boğ dedi, boğdum” diyor. Yahut “karını boğ dedi, boğdum” diyor. Bu akıl hastalığıdır. Böyle bir şey olmaz. Mazluma karşı Müslüman her zaman şefkatli ve merhametli olur, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:Söylediğinizle ilgili ayet okuyorum hocam. 5. Sure’nin 5. ayeti. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.)”
ADNAN OKTAR:Bak, Hıristiyan kadınla evleniliyor, Musevi kadınla evleniliyor. Sen ne diyorsun? “Taş bana haber verecek, ben de onu öldüreceğim” diyorsun. O zaman kadınla evlendin, ertesi gün diyecek ki sana, taştan ses geldi, “karını öldür” adam da gidip, boğup, öldürecek karısını. Şimdi bu bir psikopatlık değil mi bu? Niye evleniyorsun o zaman? Evlenmek ne demek? Sevgi var demektir, dostluk var demektir, kardeşlik var demektir, değil mi? Çocuklarının annesi oluyor artık insaf. Aynı yatakta yatıyorsun, aynı ortamda yiyip içiyorsun, sevgilin oluyor, artık insaf. Bunu çocuk olsa anlar. Bu Kuran ayeti okuduğumuz. Ayetle belirtiliyor. Bak, yemeğinden yiyorsun, beraber yemek yiyorsun, aynı ortamdasın. Yani bilmiyorum, anlayana yeterli bu anlattıklarım. Anlamayana bir sözüm yok...
Dergiler
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler