Adnan Oktar`ın 24 Mart 2011 tarihli A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Günedoğu’yu ayırmak isteyenler şunu bilecekler; birlik, beraberlik esastır. Güneydoğu’daki kardeşlerimiz de Türkiye’nin büyümesini istiyorlar. Türk-İslam Birliği’ni istiyorlar. Küçülmek, bölünmek felaket getirir. TÜSİAD’ın açıklamaları falan, onlar pek iç açıcı değil. Onlar doğru şeyler değil. Teslimiyetçi bir üslup var. Yakışık almaz. Çünkü Doğu’daki hareket Marksist, Leninist, saldırgan bir hareket. Ve civar ülkeleri de içine almayı düşünen bir hareket. Yani ‘ver, kurtul’ mantığı çok yanlış. Bu konuda samimi olacaklar. İshak Alaton’un da oradaki çıkışları gereksiz. Bu tip hareketleri desteklemesi doğru değil. O kişilerin, o üsluplarını desteklemesi doğru değil. Çünkü Museviler hakkında zaten suizan eden insanlar var, onu körüklemiş olur. Hiç gerek yok. Büyük Türkiye’yi savunsun. Türk İslam Birliği’ni savunsun. Musevilerin de kurtuluşu orada, Hıristiyanların da kurtuluşu orada, İslam aleminin de kurtuluşu oradadır; Türk İslam Birliği’ndedir, inşaAllah.
ALTUĞ BERKER:TÜSİAD’dan bahsetmiştiniz Hocam az önce. Onunla ilgili bugün Ertuğrul Özkök ve Fatih Altaylı TÜSİAD’ın söz konusu açıklaması ile ilgili birer yazı yazmışlar. Ertuğrul Özkök yazısında; “İyi ki TÜSİAD üyesiyim. Cem Boyner’in "Türk toplumunun mutluluğu bölünmesinden daha mı önemlidir"sözü kulaklarımda çınlıyor. Ben, "Kürtlerle yaşamak zorunda mıyız?" diyeyazdığımda epey küfür yemiştim. Ama zamanın ruhu işte böyledir. Bakın artık bölünme dahil, her şeyi özgürce konuşmaya başladık” demiş.
ADNAN OKTAR:Cem Boyner’in anlattıklarının kaale alınacak bir yönü yok. Önemli bir insan da değil ayrıca. Kendini çok önemli zannediyor ama. Konuşmaları da anormal bir konuşma. Bütün milletimizin karşı olacağı bir konuşma. Anadolu’da hiçbir insan bunu kabul etmez ve öfkeyle karşılar böyle bir ifadeyi. Boş laflar bunlar. Bir kere din, namus, bayrak, bunlar gitti mi zaten her şey gitmiştir. Adam bölünmeden bahsediyor. Sen bölünmeyi kabul ettin mi hepsi gider, her şey gitmiş olur. Orayı kabul ediyorsa başka yerleri de kabul etmişsin demektir. Onlar ‘ver, kurtul’ ile rahat edeceklerini zannediyorlar; öyle bir şey yok. Çok tehlikeli konuşmalar, çok anormal konuşmalar, yanlış. Biz bu konuşmalarını kınıyoruz.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah. Fatih Altaylı da TÜSİAD’a cevaben; kendisinin de Türkiye’nin en az iki bölgeden oluşan federasyon olmasını, hatta ikinin az olduğu, belki on eyaletin oluşturduğu bir federal yapı kurulmasını; Kuzey Irak’ı da içine alacak şekilde bir Kürdistan eyaletimizin olmasını; Ege, Akdeniz, Doğu- Batı Karadeniz, Doğu- İç Anadolu, Marmara ve Trakya’nın ayrı eyaletler olmasını, İstanbul’un ise ayrı statüde tek başına bulunmasını; her birinin kendi parlamentosu, kendi dili olmasını teklif olarak getirebileceğini söylemiş. Ancak bunların çok iyi fikirler ve öneriler olduğu halde bazen Davutoğlu’nun dış politikası gibi kağıt üzerinde çok şahane duran şeylerin pratikte uygulamasının zor olduğunu bu nedenle TÜSİAD’ın önerilerinin de çok mükemmel olmakla birlikte pratikte zorluklarla karşılaşabileceğini belirtmiş.
ADNAN OKTAR:Adam inanılmaz pervasız, inanılmaz pervasız. Hayrettir yani, üsluba bak sen, pervasızlığa bak. Türk İslam Birliği’ne şiddetle karşı olan adam neye taraftar. İttihad-ı İslam’a şiddetle karşı olan adam neye taraftar...
ADNAN OKTAR:... TÜSİAD da çıkıyor Güneydoğu’daki ayrılıktan bahsediyor. Sonucunda da bunlar oluyor işte. Birlik ve beraberlik olsa bu olur mu? Sen, mevcut ülkeyi daha da küçültelim diyorsun. Türkiye’nin gücünü iyice azaltalım, yok edelim diyorsun; bu anlama gelir. Paramparça olmuş Türkiye’nin hiçbir şeye gücünün yetmeyeceği belli. Allah birlik ve beraberlik olmamızı istiyor. Ve aklın mantığın istediği de budur, doğru olan da budur. Avrupası, şunu, bunu herkes birleşirken bunlar ayrılıktan bahsetmekle çok büyük hata yapıyorlar. Bir de sanki kaale alınıyorlarmış gibi; falanca, feşmekanca falan. Tanımayız, bilmeyiz. Tanısak ne olur ayrıca? Onların ne dediği önemli değil. Onlar çok sarsıcı konuşma yaptıklarını ve fikirlerine de çok değer verdiğimizi zannediyorlar. Adam ne diyor? “Rahatımın peşindeyim” diyor. Konu bitmiş. Dinin menfaatlerini, vatanın menfaatlerini esas alan bir konuşma yapması lazım, değil mi? Türk İslam Birliği’ni savunması gerekir.
ADNAN OKTAR:... Hayır hasenat peşinde olalım. Türkiye’yi, Güneydoğu’yu bölmeye çalışıyorlar. Bilmem ne Boyner, yok ener, bilmem ne falan, bunlara gerek yok. Sanki çok çok mühim bir şahısmış gibi. “Ben dedim hadi Türkiye’de bir ayrılık olsun.” Olmaz. Ne diyor Boyner, nasıl diyor?
ALTUĞ BERKER:Bir ifadesi vardı burada ama, “Türk Milleti’nin mutluluğundan daha mı önemlidir vatanın bölünmezliği” diyor.
ADNAN OKTAR:Yani bölünmeyi ima ediyor gördüğüm kadarıyla, değil mi? Biz bunu kabul etmiyoruz kardeşim. Sen istiyor musun bölünmeyi?
SUNUCU: Hayır. Osmanlı zamanında da aynısını yapmışlardı. Müslümanları birbirine düşürüp bölmeye çalışıyorlardı.
ADNAN OKTAR:Tabii. Bölünmeyi isteyen hiç kimse yok. Bunlar ne diye böyle ortaya çıkıyorlar? Sokağa çıksınlar bakalım. Bütün modern genç kızlara, delikanlılara falan, herkese bir sorsunlar. Dindarlara da sorsunlar. Kimse istemiyor. Nereden çıkarıyorlar bunlar? Bu pervasızlık nedir? İshak Alaton niçin böyle bir şeyde ayağa kalkıp, gidip sarılıp öpmeler falan, sanki marifet yapmışlar gibi. Kardeşim, biz Musevilerin üzerindeki onlara yönelik olumsuz propagandayı, olumsuz düşünceyi ortadan kaldırmak için var gücümüzle gayret ediyoruz ki birçok kişi de olmadık laf ediyor. Çok zor durumda kalmamıza rağmen, Allah rızası için onlara şefkat gösterip, korumaya çalışıyoruz. Adam gidiyor, onları kucaklıyor. Şimdi o zaman ne der adam? “Türkiye’yi bunlar bölecek, ayıracaklar. İsrail’e verecekler. Mahvedecekler ortalığı.” Bu anlama gelir. Ne üzerine vazife kardeşim; gidersin, kucaklarsın. Türk İslam Birliği’ni savunsana; bütün millet seni bağrına bassın, sevsin. Biz sizi sevdirmeye çalışıyoruz, siz ne yapıyorsunuz. Biz ne anlatıyoruz, onlar ne yapıyorlar yani. Şimdi, mevcut dedikoduları tasdik eden bir konuşma yapıyor. Biz ne diyelim şimdi sana, onu yapınca? Nasıl anlatalım seni? Nasıl savunalım biz Musevileri? Ne gerek kardeşim? Ne güzel, koskoca Türk İslam Birliği olsun. Özgürce her yere gidelim, gelelim. Koskoca bir vatan olsun, değil mi? Devletler tabii üniter yapılarını korusun, rejimlerini korusun ama müthiş bir kardeşlik, dostluk ortamı olsun, sevgi ortamı olsun. Kardeşim, hangi Türk’ün kanında Kürt kanı yoktur, bana söylesinler bakayım. Bana bir tane Türk göstersinler ki kanında Kürt kanı olmasın. Bana bir tane Kürt göstersinler, kanında Türk kanı yok, bir tane. Güneydoğu’da, Mardin’in bir köyüne gidelim, bana bir Kürt bulsunlar; bakalım genetik koduna, mutlaka Türk kanı vardır. En halis Türk kasabasına gitsinler, mutlaka kanında Kürt kanı çıkar. Öyle saf bir ırk olmaz kardeşim. Bir de ayrıca biz ırkçı değiliz, Adem evlatlarıyız. Ne alaka, niye ayrılsınlar kardeşim? Ben Mardin’e niye pasaportla gideyim, bunlar çıldırdı mı? Onlar Türkiye’ye, İstanbul’a niye pasaportla gelsinler? Yok İstanbul ayrılacakmış, yok Antalya ayrılacakmış. Kabustan bahsediyor adamlar. Yok Kıbrıs’ı verelim.
ALTUĞ BERKER:Fatih Altaylı da öyle.
ADNAN OKTAR:Fatih Altaylı’yı boş ver. O bizim için önemli değil. Boyner de bizim için önemli değil. Bunlar benim muhatabım değil. TÜSİAD da öyle. TÜSİAD’ın hepsi değil ki; TÜSİAD yönetimini ele geçirmiş adamlar, belirli bir ekip, on kişi falan. Sevimli bir hanım var, onu da başına koymuşlar. Çünkü hanımlara genellikle bir şefkat duyulduğu için, saygı duyulduğu için, sempati duyarlar diye. Bir kere o hanımefendinin böyle işlere hiç girmemesi lazım. Ona hiç yakışmıyor, değil mi? Ne gerek var yani, niye bu insanlarla oturup muhatap oluyor? Niye böyle şeylere alet oluyor, üzerine ne vazife? Türk İslam Birliği’ni savunsana sen, çok kaliteli ve güzel bir insansın. Sen Türk İslam Birliği’ni savunsan bütün millet seni bağrına basar. Türkiye’nin bölünmeyeceği de belli, ayırmayacağımız da belli. Ben Kürt kardeşlerimi ayırmak istemiyorum, komünistlere vermek istemiyorum. Niye ayrılsınlar? Canım gibi kardeşlerim benim onlar. Birçok kardeşim var benim Kürt, nur gibi insanlar. Akrabalarım, tanıdıklarım çoğu Kürt. Niye ayrılsınlar? Hayır, bir de bunlar pratikte olacak iş değil. İstanbul’da birçok Kürt var. Ne olacak, onlara ayrı bölge mi açacağız? Her yerde Kürt var kardeşim, Ankara’da Kürtler var; Erzurum’da, İzmir’de her yerde Kürt var. Olacak iş mi? O zaman diyecekler ki; “İstanbul’un şu bölgesini Kürt bölgesi yapalım.” Bu nereye varır? Şu mantık mı? Bırakın bu sevdayı, bırakın bu kafayı. Özgür olmak istiyormuş, kardeşim herkes özgür olsun zaten. Kürt kardeşlerimiz de, herkes özgür olsun. Anadil; anadilde de konuş, ne dilden konuşursan konuş. Ne yapıyorsan yap. Sana kimsenin bir şey dediği yok. Diline kim bir şey diyor ki? Ama resmi dilin Türkçe olması son derece mantıklı. Kürt kardeşim buraya geldiğinde Türkçe bilmiyorsa mağdur olur. Bilsin Türkçe. Niçin Türkçe bilmesin? Üniversitelerde Kürtçe, Lazca, Zazaca ayrı üniversiteler olur mu? Bir tane olur, Türkçe öğrenir herkes. Mesela Amerika’ya gidiyor herkes İngilizce öğreniyor. Ortak dil İngilizce. Amerika’da İspanyol da var, şu da var, bu da var. Herkes kendi diline göre eğitim almıyor ki. Bir tane dil var, İngilizce öğreniyorlar. Dolayısıyla bu tip kargaşaya falan gerek yok, bu tip şeylere de gerek yok. Milleti tedirgin de etmesinler. Sanki şehitler boş yere şehit oldu havası veriyorlar. Yani öylesine gitti o çocuklar gibi. 30 bin, 40 bin kişi sanki öyle eğlence olsun diye haşa canlarını vermişler gibi. Kardeşim, 30 bin şehit verilmiş. Niçin verdik biz o şehitleri? Bir karış bile toprak vermemek için verdik. Vatan gitti mi, bayrak gitti mi, din gitti mi, namus gitti mi; hayat da gitsin, hiçbir şeyin anlamı yok o zaman, öyle şey olmaz. Vatan gittikten sonra geriye ne kalıyor, bitmiş yani. Yaşasan ne olur, yaşamasan ne olur. Bıraksınlar bu edebiyatı. Adamlar rahat etmek istiyorlarmış. Yok kardeşim. Bizim ecdadımız bilmiyor muydu rahat etmeyi? Allah rızası için bütün ömürleri mücadele ile geçti atalarımızın, değil mi?
Milletimiz bu bölünmeyle ilgili propagandadan hiç etkilenmesinler. Yıldırmaya çalışıyorlar psikolojik olarak; sürekli tekrar tekrar, “o zaman, aman verelim gitsin” diye. Böyle bir şey yok. Israrla “Türk İslam Birliği ” deyin siz. “Bölünme” dedikçe, “Türk İslam Birliği ” desinler kardeşlerimiz. Asla, orada bir yılgınlığa düşmesinler. Çünkü psikolojik bir mücadele bu. Israrla şunu çıkartıp, bunu çıkartıp, bizim hiç kaale almadığımız tipler. Anadolu’ya gidelim; Maraş’a sorun, hiç kimse bölünmeyi kabul etmez. Samsun’a gidin, “ne biçim soru” derler hatta “böyle soru mu olur” derler. Antalya’ya git, kabul etmezler. Edirne’ye git, kabul etmezler. Mardin, Siirt dindardır hepsi, çok temizdir. Oradan da PKK’nın silahlarını çekelim, namluları üstlerinden çekin sorun; hepsi “Türk İslam Birliği” der. Ama kardeşim kafasına G3 tüfeği dayarsan, “nereyi tercih ediyorsun?” diyor PKK tepesinde, adam da kerhen ve korkuyla, can havliyle onları kabul ettiğini söylüyor. Bu geçerli olmaz...
ALTUĞ BERKER:MHP’den Oktay Vural dün bir cevap verdi Hocam Boyner’e.
ADNAN OKTAR:Ne diyor?
ALTUĞ BERKER:“Bunları kimse şey yapmaz” dedi, dediğiniz gibi. “Siyasete girdin bu üslupla, yüzde bir bile alamadın” dedi.
ADNAN OKTAR:... Hakikaten eskiden insanlar gözlerinde büyütürdü bunları. Ben bunların perdesini bir indirdim aşağıya, şimdi millete çok alelade geliyor bunlar, değil mi? Eskiden acayip beğenirlerdi. Bunlar konuştu mu milletin nutku tutulurdu adeta. Sonra bak, bıyıklıyı aldılar, gönderdiler. Baktılar işe yaramıyor. Öbürü tamamen sustu. Eskiden çok iddialı çıkışları vardı. Ben eleştirdikten sonra, gerçek yüzünü gösterdikten sonra, perdesini kaldırdıktan sonra şu an hiç kaale almıyor insanlar. Daha önce onun bir demeci yeri yerinden oynatıyordu. Şu an hiç kimse kaale almıyor. Hatta bir tanesi, “en canımı yakan, bana eleştiri yapılması” diyor. Halbuki onu herkes eleştiriyordu. Benim eleştirimden sonra dümdüz oldu. “Kimdir?” diyeceksin. Söyleyeyim, Ahmet Hakan. Acayip garibanlaştı. Çünkü ben samimi anlattığım için, tam teşhis koyduğum için, röntgenini çıkartıyorum. Kendisi de inanıyor; ben anlattıklarımı çok dürüst, samimi anlattığım için kendi de kendi karakterini tanımış oluyor. Herkesin tanıdığını görüyor. İnandırıcı görüyor. Mesela ben üst perdeden, yandan falan, demagoji tarzı söylemiyorum. Ne varsa, hakikaten tam doğrusunu söylüyorum...
Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Harun Yahya Etkiler
Devamı ...