Adnan Oktar`ın 24 Mart 2011 tarihli A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Milletimiz bu bölünmeyle ilgili propagandadan hiç etkilenmesinler. Yıldırmaya çalışıyorlar psikolojik olarak; sürekli tekrar tekrar, “o zaman, aman verelim gitsin” diye. Böyle bir şey yok. Israrla “Türk İslam Birliği ” deyin siz. “Bölünme” dedikçe, “Türk İslam Birliği ” desinler kardeşlerimiz. Asla, orada bir yılgınlığa düşmesinler. Çünkü psikolojik bir mücadele bu. Israrla şunu çıkartıp, bunu çıkartıp, bizim hiç kaale almadığımız tipler. Anadolu’ya gidelim; Maraş’a sorun, hiç kimse bölünmeyi kabul etmez. Samsun’a gidin, “ne biçim soru” derler hatta “böyle soru mu olur” derler. Antalya’ya git, kabul etmezler. Edirne’ye git, kabul etmezler. Mardin, Siirt dindardır hepsi, çok temizdir. Oradan da PKK’nın silahlarını çekelim, namluları üstlerinden çekin sorun; hepsi “Türk İslam Birliği” der. Ama kardeşim kafasına G3 tüfeği dayarsan, “nereyi tercih ediyorsun?” diyor PKK tepesinde, adam da kerhen ve korkuyla, can havliyle onları kabul ettiğini söylüyor. Bu geçerli olmaz. Bir de bu polis tokatlamalar falan, bunlar çok ayıp yapıyorlar. Özgür, güzel, kardeşcil bir ortam var. Polisin şapkasını almak falan, cıvık hareketler; bunlar çok çok ayıp, çok büyük terbiyesizlik. Yakışık almıyor. Devletin bir memuru, ana kuzusu gitmiş, Allah rızası için o kadar riskli bir ortamda görev yapıyor. Üzerine düşen görev o, emredilmiş. Amirleri ne söylüyorsa onu yapıyor, değil mi? Gidip tokatlamak, bilmem ne falan, özellikle bir bayana hiç yakışmaz, çok çok ayıp. En azından özür dilemesi lazım, özür dileme de yok. “Sinirlendim, boş bulundum, böyle bir hata yaptım. Özür dilerim” demesi lazım, değil mi? Bu bir hoşluk olur. Arkasından gelen konuşmalar onu tasdik eder mahiyette. Ne istiyorlar, nasıl olsun? Oradaki vatandaşları da rahatsız ediyor. Kürt kardeşlerimiz orada rahat etsinler, bırakın. Gerginlik olmasın. Ne gerek? Seçime girin, kimsenin bir şey dediği yok. İstediğiniz gibi seçim konuşması yapın, propaganda yapın, ne yapıyorsanız yapın. Ama tedirginlik çıkartmaya ne gerek var? Olay çıkartmaya ne gerek var, değil mi? Polis görevini yapıyor. Görevinde bir hatası varsa, söyleyin. Mesela “şu hatası var” dersiniz. İçişleri Bakanı son derece halim selim bir insan, nezaketli bir insan, o dinler. Hükümet de öyle, tavrı ılımlı. Öyle sert, katı bir tutumu yok. Artık faili meçhuller yok, gece yarısı sessiz, sedasız adam alıp götürmeler yok. Her şey demokratik zeminde gelişiyor, hukuka bağlılık yoğun. Eğer varsa bu konuda bir şikayet, söylesinler. Ben de buradan söyleyeyim, değil mi? Bir can yakma, bir rahatsız etme varsa söylesinler, onun dışında ne alaka? Mesela onlar konuşma yaparken birkaç kez saldırı olmuştu; ben onu da kınadım, çok ayıp. Bırak adam konuşsun, sana ne, değil mi? Yani istediği gibi konuşacak, tabii ki fikrini söyleyecek. İnşaAllah, bunlar Türk İslam Birliği döneminde acı bir hatıra olarak hatırlanır. Geçmiş olacak, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Gözardı Edilen Kuran Hükümleri
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler