Adnan Oktar`ın 24 Mart 2011 tarihli A9 Tv ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... “Mehdiyet konusuna gelince, Adnan Oktar Bey bir taraftan Mehdilik iddiasının küfür olduğunu söylüyor, diğer taraftan sözlerinde ve eserlerinde adres gösterir gibi Mehdilik imasında, hatta iddiasında bulunuyor röportajlarında” diyor. Kardeşim, Mehdiliği anlatacak bir yol varsa bana gösterin, ben sizin dediğiniz gibi anlatayım, söz veriyorum sizin dediğiniz gibi anlatacağım başka bir yolu varsa. Nasıl anlatayım başka türlü? Şimdi alnı geniş deyince, ben alnı dar mı diyeyim, değiştireyim mi? Saçı siyah diyor, sakalı var diyor, sakalını söylüyorum. Kevseçtir, meczum, cezmedilmiştir, diyor, Arapça söylüyor. Nasıl söyleyeyim, gizleyeyim mi yani? Vaktini Bediüzzaman net söylüyor. Darwinizm’e ve materyalizme karşı mücadele edecek diyor, bunu gizleyeyim mi ben, ne diyeyim? Yok, Hz. Mehdi (a.s.) Darwinizm’e ve materyalizme taraftar mı diyeceğim? Ne varsa onu söylüyorum. Benim de hiç niyetim yok, öyle bir şeye ihtiyacım da yok; ne maddi ne başka yönden. Evin en güzeli bende, elhamdülillah. İnsanların en güzeli benim çevremde, en güzel yiyecekleri yiyorum, en güzel kıyafetleri giyiyorum, zorum ne? Farz edelim öyle bir şey olsa, bana ne getirecek maddi? Getireceği bir şey yok ki ve çok zorduk Mehdilik, çok zordur insanı idare etmek, değil mi? Bütün hayatını vereceksin, çok zordur, güzel bir görev ama zordur. Ayrıca ben alimim de demiyorum, cahilim diyorum ben. Günahkarım, hatalı bir insanım diyorum. Bana benzeyin dedim mi kimseye, ben süperim diyor muyum? Demedim ki. Sahabelere benzeyelim, Peygamberlere benzeyelim, diyorum. Benim bildiğim bu kadar, cahil bir insan olarak araştırıp, okuyorum, hep kitap fotokopilerinden okuyorum, ezberden anlatmıyorum, Allah rızası için gayret ediyorum. Bunu anlatma diyorsun, bütün Ehl-i Sünnet alimlerinin hepsi Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatmışlar, Şiiler de anlatmışlar. Cübbeli, günde 5 vakit anlatıyorlardı, diyor. Vakti gelmiş, İslam alemi paramparça, sürünüyorlar, mahvolmuş vaziyetteler nasıl anlatmayayım? Ne anlatayım peki, yalan mı söyleyeyim, gizleyeyim mi, değil mi? Bana bir yol göstersinler, başka bir yol varsa söz bir, Allah bir yapacağım. Yol da göstermiyorlar. O öyle anlatılmaz böyle anlatılır desinler, çözüm göstersinler. Çözüm yok, anlatma diyorlar. Anlatmamak olmaz. Şöyle anlatırsanız bir mahsuru yok desinler, onların dediği gibi anlatacağım söz, bekliyorum göndersinler şu an, inşaAllah. “Adnan Oktar Bey’in bu sözlerimi canlı yayında değerlendirmesini istiyorum.” Değerlendirdim işte, anlattım. Siyami Arslan kardeş, hadi yaz gönder, ben de ellerinden öpeyim seni. Ayağından da öperim, benim öyle büyüklük iddiam yok, el pençe divan dediğini yapayım. Bediüzzaman’ın Mehdiyet ile ilgili anlattıkları ısrarla saklanıyordu, ben İstanbul’a geldiğimde. Sıkıysa Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahset, anında aforoz oluyordun, birçok yerde öyleydi. Bakın gürül gürül anlattım, herkes şimdi şahs-ı manevi muhabbetinden vazgeçti, Hz. Mehdi (a.s.) şahıstır diyorlar. Bakın İsmail Hoca bile vazgeçti. Allah aşkına, rica ediyorum, şu acayip sesler çıkararak konuşmasın. Yazık talebelerine falan, ben utanıyorum, onu yapmasın. Şahsen bağlantı kurmam mümkün olmadığı için söylüyorum. Bir de ilave ederek kendi kendine yalan yanlış şeyler çıkarmasın; yok 30 metrelik sandıktan bahsediyor. Nerede var öyle bir şey? Yok. Önce Risale-i Nur’dan Bediüzzaman’ın anlattıklarını güzelce doğrudan anlatsın, bir de bizim siteleri incelesin, ben yanlış bir hadis verdiysem, bak şu yanlış desin. Ben bunu istiyorum. Bana desinler ki, şu sitendeki şu hadis yanlış, şu anlatımın yanlış, net anlatsınlar. Şunu yanlış söylüyorsun desinler, düzelteyim; ama kaynak vererek, samimi olarak, inşaAllah. Mesela ben çocukken, Ankara’dayken annem dedi ki; benim oğlum çok dindar, konuşuyorduk, sohbet ediyorduk, tanıdıklar vardı. Adam dedi ki; namaz kılıyor mu? Annem; yok kılmıyor, dedi. Ben kıpkırmızı oldum, acayip utandım. Bakın uyarıya nasıl açıkmışım. Hemen Ankara’da Ulus Meydanı’na gittim, koşarak gittim, pazardı. Heykelin orada, alt tarafta koridor gibi bir yer var, orada yerde kitap satılan yerler var. Oradan Namaz Hocası aldım, hemen okudum, okur okumaz pratik uygulamaya geçtim hemen, demek ki açığım. Mesela bilmiyordum ben Ehl-i Sünnet nasıldır, onları öğrendim. Hüseyin Hilmi Işık Hocamız’ın “Tam İlmihal” kitabını aldım, size de aldırdım.
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Sonra Ömer Nasuhi Bilmen’i aldım, Nimet-i İslam, İmam-ı Gazali. Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’nı aldım okudum, halen de okuyorum, allame değiliz. Anlatsınlar, doğrusu neyse yapayım. Ben saplantılı bir adam olsam aklım alır, saplantılı biri değilim. Doğruyu, hakkı bana anlattıklarında, tamam Allah razı olsun diyorum, yapıyorum...
ADNAN OKTAR:... Reşat Balcıoğlu, diyor ki özetle, aynı fikirlerinde kardeşimiz tekrar etmiş, mükerrer. Şimdi Reşat Balcıoğlu kardeşimiz şöyle yapacak; bana bir alim çıkaracak, bir hoca çıkaracak yahut bir kardeş veyahut kendi gelecek. O, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatırsa, söz ben susacağım, anlatmayacağım. Yani bana, Hz. Mehdi (a.s.)’ı, bütün hadisleri mükemmel anlatan birini getirecekler. Anlatan yoksa, ben anlatacağım, başka çare yok. Yani mükemmel anlatan biri olursa, söz ben anlatmayacağım, ama, anlatan olmayınca ne yapalım? Örtbas mı edelim bu hadisleri? Gizleyelim mi? Başka anlatan yok, mecbur anlatacağım, inşaAllah. Ya gelsin Reşat kardeş kendi anlatsın, ya da ben anlatayım. Değil mi?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah, Hocam.
ADNAN OKTAR: Ama bak, Reşat anlatmaya başladı mı, Reşat’a da derler; sen de herhalde Mehdilik iddia ediyorsun, diyecekler...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler