Adnan Oktar`ın 7 Nisan 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: Acun’un bir ifadesi vardı Hocam. “19 yaşından beri ölümle yaşıyorum” diyor.
ADNAN OKTAR:Evet. O zaman 19 yaşındaydı, benim yanımdaydı, talebemdi o zamanlar Acun. Kaç yıl benim talebem olmuştu, 10 yıl mı?
ALTUĞ BERKER: Olmuştu Hocam.
ADNAN OKTAR:10 yılın üstündedir evet. Eşi de talebemdi, kendisi de talebemdi. O zamanlar hakikaten annesi, babası da büyük bir trafik kazası geçirdi. Trafik kazasında yanarak öldü annesi, babası. Kızı, küçük köfte, her tarafı kırıldı, kemikleri falan. Sonra tedavi oldu. Bayağı sevimli bir şeydi, çok şekerdi. Onun evine giderdim. Bizim çocuklarla orada sohbet ederdik, ders yapardık. O, bir giderdim sokakta top oynuyorlar. Ayartmış, öbür çocukları da ayartmış. Ne zaman gitsem eve ders yapmaya, sohbete bunlar sokakta, mahallede top oynar vaziyette; Ali Acun, Coşkun, Esat. Esat şimdi onun yanında, yine arkadaşı. Başka kimler vardı?
ALTUĞ BERKER:Herhalde Seyhunlar falan vardı.
ADNAN OKTAR:Evet, Seyhun falan hep ekiptiler. Mahalleye bir gidiyorduk, üstlerinde formalar falan teşkilat, altlarında da kocaman şortlar.
ALTUĞ BERKER:Dizde.
ADNAN OKTAR:Evet dizde. Alt kattaydı onun evi, hemen onları toparlıyordum, “hadi içeri” falan diyordum. Maç duruyordu ben gelince, içeriye girip dinliyorlardı, sohbet ediyorduk. Ali Acun’u öyle idare etmiştik yıllarca. Kocaman da bir kedisi vardı, dev bir kedisi. Çok hazır cevap ve çok yamandır, bayağı zekidir Ali Acun. Bazen doğru söylemezdi, onu köşeye sıkıştırırdım; daldan dala atlardı. Yine bir delil verirdim; “bak, öyle söylüyorsun ama şöyle” derdim, “ha öyle mi” derdi. Ona yine bir cevap verirdi, en köşeye kadar sıkıştırırdım, en sonunda pes ederdi. Hatırlıyor musun?
ALTUĞ BERKER:Tabii, çok iyi hatırlıyorum, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Ağabeyi de talebemdi, Doktor Ilıcalı. O da talebemdi, o da talebemdi. Yıllarca. Ilıcalı da 20 yıl falan talebemdi.
ALTUĞ BERKER:Cenker.
ADNAN OKTAR:Evet, Cenker. “19 yaşından beri ölümle yaşıyorum.” Ama ibret alıyor musun bakalım, işte sorun orada, değil mi? Programlarında Allah’ı anabilir, Kuran’dan bahsedebilir, İslam’dan bahsedebilir, Darwinizme karşı yapılması gerekenleri anlatabilir, kısa kısa. Kuran bilgisi iyidir bayağı. Çok iyi eğittik biz bunu zamanında. Darwinizme karşı da çok iyi bilgilendi. Çok konuşabilen de bir tipti, bilgilidir ama aşağı yukarı hiç konuşmuyor programlarında, değil mi? Hiç anlatmıyor, hiç bahsetmiyor. Halbuki hayat kısacık. Yarın bir gün hayat bitecek, herkes için bitecek, değil mi? Dünyaya bu kadar bağlanmanın bir alemi yok. Esat da bir hayli yaşlanmış. O da onun yanında sürekli. O da talebemdi, 10 yıl falan talebemdi...