Adnan Oktar`ın 11 Mart 2011 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Bediüzzaman, zaman zaman bedeni nuraniyet kesp ediyor. Madde olmakla beraber nuraniyet kesp ediyor ve uykuyla uyanıklık arasında bir moda giriyor, bir boyuta giriyor. Bir hayat şekli, özel bir hayat şekli, özel bir hayat boyutu. Orada oluyor bu. “Bunun gibi bir çok olay anlatıyor bu zatlar. Mesela Süleyman Hilmi Tunahan bir divan toplantısında, Bediüzzaman’a Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bu Risale-i Nur’la iman hizmetini yapma görevini verdiğini söylemesi de bir gerçektir” diyor. Bu doğru, Bediüzzaman ehl-i tariktir, cezbe ehlidir, süluku vardır, manevi makamlara giren bir insandır, harikaları vardır, kerametleri vardır. Bunu isterseniz yarın veya bir sonraki gün detaylı anlatabilirim. Ben hurafeyi bilirim bir kere, yalan olanları da biliyorum. Doğru olanları da biliyorum. Bediüzzaman’la ilgili doğru olanların hepsini anlatacağım. Mesela ilave olan, hurafe olanları da zaten hiç anlatmıyorum. Anlatmıyorsam hurafedir zaten. Ama bu doğru, mesela Bediüzzaman’a ertesi gün olacak olayların en ince detaylarına kadar gösterilmesi doğru. İspatlı, yüzlerce talebesi şahit. Ayrıca bakın, çok açık olarak Risale-i Nur’a yazıyor, matbaalarda basılıyor, “şu tarihte şu olay olacak” diyor. Otuz sene sonra, kırk sene sonra aynen dediği çıkıyor. Bunun açıklaması nedir? Olduğu gibi çıkıyor, ne derse çıkıyor.
ALTUĞ BERKER: Vefat tarihini vermiş mesela şiirde, siz daha iyi bilirsiniz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hepsini söylüyor.
ALTUĞ BERKER: “Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde Said'den yetmiş dokuz emvat” diyor. Hakikaten 1379’da vefat ediyor.
ADNAN OKTAR:Ladikli Ahmet Ağa da, onun hakkında da bilgi verebilirim. O doğru, hakikaten Hz. Hızır (a.s)’ın talebelerindendir Ladikli Ahmet Ağa. Hz. Hızır (a.s)’ın talebelerindendir. Ledün ilmi verilmiş kişilerdendir. Bir ekip oluyorlar; mesela elli kişi, yüz kişi, on iki kişi bir ekip oluyorlar, birbirlerini tanıyorlar. Ama tayyi mekan yapılırken, tayyi zaman yapılırken, uykuyla uyanıklık arasında oluyor, aklın ihtiyarının kalkmaması için. Kişi kendisini uykuda gibi zannediyor ama şu canlılıkta oluyor, şu netlikte oluyor, fakat uykuda olmuş oluyor. Uyku hali olmuş oluyor. Ona yakaza hali deniyor. Çok derin bir uyku ama görüntü netliği aynı hayattaki netlikte, şu anki netlikte. Uykuda olduğunu biliyor; yiyor, içiyor, maddenin sertliğini hissediyor, geziyor, konuşuyor. Ama uyku halinde, onun için aklın ihtiyarını almıyor. Mesela başka bir mekana gidiyor, başka bir yere gidiyor, başka bir zamana geçiyor, aklın ihtiyarını almaz.
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler