Adnan Oktar`ın 12 Nisan 2011 tarihli A9 Tv ve Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... “Yaptığınız iş hiç de kolay değil biliyorsunuz. O yüzden Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Ben de bir nebze İslam’a faydalı olmak için sizin yazılarınızı, makalelerinizi yerel gazetede yayınlıyorum, inşaAllah. Hocam, sizden dua bekliyorum.” Güzel Ayşegül senden benim bir ricam var; bu A9 kanalını herkese tanıtmak. Gideceksin dayınlara, “Selamun Aleykum.” “Ayşegül, hoş geldin” diyecekler. “Bakın, gelin size bir şey göstereceğim” diyecek; alacak o aleti, A9’u onlara çıkaracak, değil mi? Bakacak uydusu yok. “Dayı, hadi yürü, gidiyoruz televizyoncuya” diyecek, adamla beraber uyduyu alacaklar, uydunun parçalarını gelip eve takacaklar güzelce. “Ben uydudan yayın göreceğim” diyecek. “Ondan sonra sohbet edeceğiz” diyecek, değil mi? Dayısını ikna edecek, amcasını ikna edecek, halasını ikna edecek ve güzel hizmet etmiş olacak. Çünkü her ev o zaman bir okul hükmüne gelmiş oluyor. A9 TV’nin girdiği her ev bir okuldur, bir üniversitedir. Ben kendim de açıyorum; bir tane küfür ifade yok. Bir tane gereksiz söz yok; bir tane mantıksız, akla uygun olmayan söz yok. Her şey ispatlı, her şey delilli, her şey mükemmel, gayet güzel anlatılıyor ve çok derin imana sebep olacak mükemmellikte. Böyle bir fırsat varken boş muhabbetler, boş sohbetler eden bazı kanallarla oturup uğraşmak çok yanlış olur, değil mi? Onun için bu kanalı açıp, akşama kadar yayına devam etsinler. Haberleri falan izlemek istiyorsanız tamam, haber kanallarına bakarsınız ki burada haber de olabilir. Sabah 9, 12, akşam 8 gibi haber de yapılabilir, ama illa istiyorsanız herhangi bir kanala girip haber dinleyebilirsiniz. Ama bunun dışında A9 üniversitedir. Her eve de bir hoca, bir alim getirmeniz şart. Her evin bir alimi olması lazım. Her evde bir alim, her mahallede bir alim, bir İslam alimi; güzel tebliğ yapan, mükemmel Darwinizmi, materyalizmi çökerten, etkisiz hale getiren, iman hakikatlerini çok güzel anlatan bir alim. Nasıl yapacağız? Bir beş katlı, üç katlı, iki katlı bir kütüphane kuracağız; dolduracağız oraya Harun Yahya eserlerini, Ömer Nasuhi Bilmen Hocamız’ın ilmihalini koyacağız, Ali Bulaç’ın Kuran Meali’ni koyacağız, bir tane de Yaratılış Atlası, o mahalle bitti demektir. O mahalleye ne komünist sokabilirsin artık ondan sonra, ne Darwinist, ne materyalist, ne şu, ne bu. Adam der ki; “komünistim.” “Gel hemşerim, gel otur, gel bir çay iç” dersin. “Al şu kitapları oku. Bu kitapları okuduktan sonra eğer komünistsen alnından öpeceğim ben senin” dersin. Olamaz, on sayfa okusa biter. Her mahalleye bir alim talebimiz var; her köye, her bucağa, her nahiyeye. Kale gibi, evelAllah...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler