Adnan Oktar`ın 22 Nisan 2011 tarihli A9 Tv ve Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Türkiye’de gerginlikten kaçınmak lazım, insan nefsi kavgaya yatkındır. Allah ayette; “Zaluma ve cehula; zalim ve cahildir insan” diyor. Hatta Peygamberimiz (s.a.v.)’in de bu konuda çok fazla hadisi vardır. Melekler de ne diyorlar? “Ya Rabbi, dünyada kan dökecek, fitne çıkaracak, zulüm yapacak insanları mı yaratacaksın?” diyorlar, değil mi? “Allah siz bilmezsiniz, ben bilirim.” diyor. Onun için insan ruhunda barışa değil de, kavgaya eğilim vardır, savaşa eğilim vardır. Barışı savunan çok az insan vardır dünyada, çünkü barışı sonuna kadar savunan nadir insan olur. İlla ki kavga isterler. Bir noktaya kadar barışı savunur, ondan sonra patlar. Var ya Cüneyt Arkın’ın filmlerinde falan olur, önce çok barışçıldır, çok üzerine gelindi mi kırar geçirir hepsini, dümdüz eder falan hemen. Bruce Lee’nin filmleri falan da öyledir. Önce barıştan, kardeşlikten bahseder sonra orada bir tane adam bırakmaz. Birçok insanın ruhunda bu yatkınlık vardır, çok dikkatli olmak lazım. Yani böylelikle toplulukları, kitleleri birbirine düşürmeye kalkmak, insanların ruhundaki kabadayılık ruhunu ateşlemek çok çok tehlikeli olur. Türkiye’de bir iç savaş durumunda, Avrupa ve Amerika seyirci kalmaz. Böyle bir şeyde Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa, Amerika devreye girer ve Türkiye’yi paramparça ederler, Allah esirgesin. Kimse de pek bir şey diyemez o zaman, iki tarafı da ezerler, hep öyle olmuştur. Irak’ta da öyle oldu, Libya’da da öyle oldu, diğer ülkelerde de hep öyle olmuştur. Madem siz birbiriniz ile savaşıyorsunuz ben müdahale edeceğim, ikinizi de kurtaracağım, diyor Amerika, NATO, Birleşmiş Milletler. On binlerce ton bomba yağdırıyorlar hem bomba stoklarını tüketip, fabrikalara yeni üretim için imkân sağlıyorlar, hem yeni silahları deniyorlar. Olan o gariban ülkeye oluyor. Kabadayılık yapan iki taraf da çok zavallı durumuna düşüyor sonunda, kabadayılık yaptıklarına yapacaklarına bin pişman oluyorlar ama iş işten geçmiş oluyor. Müminler birbirine düşerse, Allah felaket getireceğini söylüyor Kuran’da. “Eğer birbiriniz ile dost olmazsanız” diyor Allah değil mi? “Büyük bir fitne ve bozgun olur, “ diyor. Size dış ülkeleri musallat ederim, insanları musallat ederim, belayı musallat ederim, sizi helak ederim, gücünüzü, kuvvetinizi, izzetinizi, şerefinizi yerle bir ederim, diyor Allah. Onun için birbirinizi sevin, birbirinizi kollayın, diyor, ayet açık. Kim birbirine düşerse Allah orayı helak ediyor, bunları hep gördük, yüzlerce örneği var. Son olarak da peş peşe örneklerini görüyorsunuz. Onun için çeşitli bahanelerle milletimizin yiğitlik, kahramanlık ruhunu birbirine karşı tahrik edip, iç savaşı ima eden üsluptan, görüntüden şiddetle kaçınmak lazım. Çok büyük bir haramdır bu, fitnedir. “Fitne katilden beterdir,” diyor Allah. Çok büyük fitne olur ve bunun sonucunda iç savaş eğilimi meydana gelir. Herkes kozunu paylaşmak ister, öyle bir arzu duyarlar. 50’yi 50 ile karşılaştırırlar, iki 50’nin 25’i gider, geriye 50 kalır. Bir daha karşılaştırırlar, 12,5-12,5 kalırlar. Bir daha karşılaştırılır, bir daha karşılaştırır, ta 1,5’a kadar falan düşürür. O 1,5’u da kendi yerle bir eder, konu biter. Küfrün yöntemi budur. Böyle şeyler kahramanlık değil, fitnedir. Şiddetle kaçınmak lazım.
ALTUĞ BERKER:Ever, inşaAllah Hocam. Libya’dan görüntüler var, resimler var Hocam.
ADNAN OKTAR:İşte bunlar da bak kabadayılık yaptılar, iki taraf da kozlarımızı paylaşacağız, dediler. Kıran kırana ikisi de birbirinden daha kabadayı, daha delikanlı olduğunu iddia etti, kırıp geçirdiler birbirlerini. Bak yüzlerce, binlerce mezar, akşamdan sabaha kadar Müslümanlar birbirlerinin mezarlarını kazmakla ilgileniyorlar, birbirlerini gömüyorlar. O karşı taraf sürekli adam gömüyor, bu taraf da adam gömüyor. Fabrikalar yerle bir, tesisler yerle bir. Fransa arada kullanılıyor, o da bütün silahlarını kullandı, tonlarca bomba yağdırıyor. Onun tabii ücretini onlardan tahsil edecek Libya’dan, bizi bu kadar kullandınız, diyecek. Dolayısıyla bu tehlikeyi açıkça görmek lazım, kabadayı ruhu son derece tehlikelidir. Müslüman birbirine kabadayı olmaz, küfre karşı kabadayıdır. Kabadayılık da akılla, bilimle, fikirle olur, düşünceyle olur, sopayla, değnekle olmaz. Kabadayılık yapan ülkelerin konumunu gördük işte; birbirlerine kabadayılık yapanların. Irak dünyanın üçüncü büyük ordusu deniliyordu, gayet iyi hatırlıyorum, üçüncü büyük ordu deniliyordu. Bir gecenin içerisinde dünyanın en zayıf, en gariban ordusu haline getirdi Amerika, en zavallı hale getirdi. Diz çöktüler, kumların içinde kayboldular. Kabadayılığın sonu işte bu. Halbuki birlik, beraberlik içinde olsalar, vatan, millet sevgisi olsa, bölünmeseler, Allah’a, Kuran’a tam tabi olsalar, Amerika oraya tek adım atamazdı, hiçbir şey de olmazdı, herkes bilir bunu. Libya da bak şu an ölüme doğru gidiyorlar, şu an komada, kanserleşti artık Libya, komaya girdi. Şimdi gelen vurur, giden vurur ve oradan nemalanacak Avrupa. Fransa nemalanacak, İngiltere nemalanacak. Amerikan bankaları acayip coştular; Amerikan bankalarının tam aradığı oldu. Bu bankaların lehine muazzam bir durum gelişti Libya’da. Şimdi Amerikan bankaları süratle kendilerini toparlamaya başladı Libya savaşından sonra, oluk gibi para akıyor onlara. Bütün o bombaların, şunun bunun paralarını teker teker toparlamaya başladılar, ekonomi de canlandı onlarda; tıkanan ekonomi o yönüyle, silah ekonomisi canlandı. Şimdi yine tonlarca bomba yağdıracaklar. Diğer ülkeler de sırada zaten, Suriye’yi de düşünüyorlar. Suriye’yi de birbirine düşürdüler, orada da kahramanlık ve kabadayılık ruhu var. Filistin’de de öyle, El Fetih ile diğer Müslüman kardeşlerimizi karşı karşıya getiriyorlar. O, ben senden daha kabadayıyım, o, ben senden daha kabadayıyım diyor, kabadayılar savaşı oluyor. Sonunda da İsrail geliyor hepsini dümdüz ediyor, yerle bir ediyor. O, ona sıkıyor, o, ona sıkıyor; kardeş kardeşe. Delikanlıysan, yiğitsen küfre tavır koysana, küfre kabadayılık yapsana. Küfrün karşısında birçok yerde Müslümanları görüyoruz ezikler, güçsüzler, pasifler, hatta zavallı konumundalar. Çıtını çıkaramıyor, gıkını çıkaramıyor, alenen korkuyorlar birçok yerde. Ama birbirine olduğunda acayip kabadayılaşıyorlar. Böyle horozlanmak, kabadayılanmak, bütün herkes tarafından görülüyor, görüyorsunuz. Bu acizlik, zavallılıktır. Müslüman’a kabadayılık yapmak bir yiğitlik değil ki, mazluma kabadayılık yapmak bir yiğitlik değil ki. Gücün yetiyorsa hasmına yap bakayım da bir görelim, madem öyle delikanlısın. Git Amerika’ya kabadayılık yap, git İngiltere’ye kabadayılık yap, git Fransa’ya kabadayılık yap, bak bakalım nasıl hakkını avucuna koyuyorlar, değil mi? Müslüman’a kabadayılık yapmak olmaz. Müslüman, Müslüman’a kabadayılık yapamaz. Çok büyük fitne ve günahtır. İslam alemine bakın hep böyle cemaatler birbirine düşmüştür, mezhepler birbirine düşmüştür. Irak’ta mesela gidiyorlar, Sünnilerin camiisine bomba koyuyorlar, camiiyi yerle bir ediyorlar, zafer naraları atıyorlar. Sonra Sünniler onların camiisine bomba koyuyor, sonra da onlar naralar atıyorlar. Tabii adı Sünni, iki tarafta da komünist adamlar. Sorsan Şii misin diye, Şiiyim der. Adam alenen komünist. Marksist-komünistler Müslüman adı altında olay çıkarıyor adamlar. Filistin’de Müslümanlar birbirlerini kırar geçirir, yıllardan beri herkes bilir. Libya da öyledir, Fas da öyledir, Cezayir de öyledir. Mezhep savaşları vardır, cemaatler arası mücadeleler vardır, kabileler arası savaşlar vardır, kırar geçerirler hep birbirlerini. Bu çok büyük akılsızlık. Müslümanlar ittifak edip, dünya çapında ittifak edip küfre karşı kabadayı olacaklar. İşte o zaman güzel olur. Kabadayı, mesela aklın, fikrin kabadayısı olacak, şefkatin kabadayısı olacak. Kabadayılık demek; efendilik, nezaket, şefkat ve merhamettir. Gidip kafasını, gözünü yardırmak, zulüm yapmak, mazlumları öldürmek, bombalamak, asmak, kesmek kepazeliktir bu, ahlaksızlıktır, aşağılık hareketlerdir bunlar. Öyle kabadayılık olmaz.
ALTUĞ BERKER: Bugün Yeni Şafak’ta, İbrahim Karagül de bu mahiyette bir yazı yazmış, ama ne yapılması gerektiğini söylememiş, dediğiniz gibi. “Bağdat, Libya, Bahreyn, Suriye, Tunus, Mısır, Yemen gibi ülkelerde yaşanan zulümleri, Müslümanlar’ın yaşadıkları acıları tek tek anlatmış. İngiltere, Fransa, İtalya hatta Çek Cumhuriyet’i gibi Avrupa ülkelerinde paylaşım masaları kurulduğunu, müthiş bir aç gözlülükle iç çatışma ve gerilim yaşayan ülkelere müdahil olduklarını, hiçbirinin bu ülkelerde yaşayan, yıllardır ezilen kitlelerle ilgili özel bir kaygısı olmadığını, yazmış. “Ve onlar sadece çatışmayı artırıp aradan neler kazanacaklarının hesabını yapıyor” demiş, fakat çözüme dair bir şey söylememiş.
ADNAN OKTAR:Tarihi filmlerde falan vardır, mesela bir mahallede kahvehane oluyor; bilmem ne kahvehanesi, falanca kahvehaneye meydan okuyor. Ulan delikanlıysanız gelin diyor, arbede çıkıyor, iki-üç kişiyi vuruyorlar, olan çoluğa çocuğa, insanlara, eşlerine oluyor. Mahvoluyorlar, adamlar hapishaneye düşüyor. Bir anlık öfke, bir anlık hayali kabadayılık arzusu mahvediyor aileleri ve insanları. İslam aleminde de böyledir, birçoğunda böyledir, ruhlarında bir kabadayılık ruhu oluyor. Ve garibana kabadayılık yaparlar, çok önemli bakın, garibana, mazluma, sessiz sedasız adama, yani gerçek hasımına yapamaz. Ona karşı zavallı, ona karşı boyun büküyor, ona karşı diz çöküyor, ona yaltaklanıyor, ama Müslüman mazlumsa, bakıyorsun adam panter kesilmiş. Müslüman adil olacak, şefkatli olacak, merhametli olacak, düzgün düşünecek ve barışı savunacak, barışın insanı olacak. Barışı, nefis ister gibi görünüyor ama barışı savunmak, sonuna kadar barışı savunmak çok güçtür. Peygamberler ancak savunabiliyor, mesela Hz. Mehdi (a.s) sonuna kadar savunabiliyor barışı. İnsanların barışa gücü yetmez. En sonunda mutlaka kavgayı ister. Bir noktaya kadar barış ister, çünkü barış onu sıkar, bunaltır. Kavga onu deşarj eder. Kafasını, gözünü patlatacak, kan revan içinde bırakacak, ondan sonra rahatlar, deşarj olur. Barıştan sıkıntı duyar, şeytan ona sıkıntı verir barışta. Onun için barışı muhafaza eden insanların görevi çok zordur. İrade kullanması gerekir, akıl kullanması gerekir. Sonuna kadar barışı götürmek, azim ve iradeyle götürmek, takva alametidir, derin iman gerektirir. Yoksa günlük barışı muhafaza etmek çok kolaydır, ömür boyu barışı korumak çok zordur. Mesela Hz. Mehdi (a.s) ömür boyu barışı koruyan bir insan. Yatıştırıcı olmak çok zordur, mesela öfkelendiğinde insan hemen deşarj olup, yıkıp, yakmak ister. Ama öfkeyi zapt etmek çok güçtür, vücudu sarsar bu ve derin takva gerektirir bu. Yani insanın ruhunda hemen intikam alma ruhu vardır, ama intikam almayıp affetmek nefse çok zor gelir, ruha çok zevk verir, ruh zevk alır, ruh rahatlar onda, inşaAllah. Onun için Allah sürekli “affı tut, iyiliği anlat, kötülüklerden yüz çevir” diyor Kuran’da. Affettiğinde savaş olmuyor zaten. Bak, “affı tut, kötülerden yüz çevir.” Kötülerden yüz çevirmek de çok önemli. Onlarla dalaşmamak, iddialaşmamak, olay çıkarmamak, halim olmak, dengelemek, denge üzerinde tutmak. Cennet, denge yurdu, huzur yurdu, her şey dengededir Cennet’te...
ADNAN OKTAR:... İddia edilen Ergenekon terör örgütü milletimizi birbirine düşürmenin bir yolunu arıyor. Çünkü önce millet birbirini bir kırıp geçirecek, sonradan da Amerika ve İngiltere Türkiye’nin üzerine konacaklar. Türkiye’de iç savaş olmadığı müddetçe Amerika müdahale etmez Türkiye’ye, nasıl cevap alacağını bilir. İngiltere ve Fransa da müdahale etmez. Ama şu an adamlar ekonomik krizin içinde ve açlar. Onların İslam ülkelerinde savaşa çok büyük ihtiyaçları var. Bütün İslam ülkelerinin kan revan içinde olmasını istiyorlar şu an. Tamamında kan dökülmesini, Avrupa ve Amerika’daki silah sanayinin buraya sürekli silah yapmasını ve dolayısıyla hem ekonomilerini canlandırmayı düşünüyorlar, hem zengin olmayı düşünüyorlar bu şekilde, hem de oradaki doğal kaynakları kullanabileceklerini düşünüyorlar. Tabii Anadolu’yu da işgal etmek istiyorlar, ama bunun için önce iç savaş istiyorlar. Onun için iç savaşı tahrik edecek üsluptan aklı başında olan yöneticilerimiz şiddetle kaçınacaklar. Ona ait tek kelime değil kullanmak, ondan şiddetle kaçınmaları gerekir. Bilakis hep birlik ve beraberlik, Türk-İslam Birliği, İttihad-ı İslam ve kardeşliğin üstünde durulması lazım. Tahrikin barışla, kardeşlikle kapatılması lazım. Tahrike karşı tahrik, felaket getirir, çok büyük fitne. Allah ayette açıkça söylüyor; “siz uçurumun kenarındaydınız, Allah sizi kardeşler kıldı” diyor ayette. Bu sistemi kırıp, yıkıp yeniden bambaşka bir şeye çevirmeye kalmak, “siz eğer birlik ve beraber olmazsanız,” diyor Allah; demin de söylediğim ayet, “yeryüzünde büyük bir fitne ve bozgun çıkar, mahvolursunuz” diyor Allah. “Ben içinizde fitne çıkarırım, birbirinize düşürürüm ve küfrü de size musallat ederim, bozguna uğratırım” diyor. Yapıyor Allah, görüyorsunuz işte. Teker teker İslam ülkeleri küfrün eline geçiyor. Birer birer işgal ediliyorlar. En nihai noktada istedikleri Türkiye ve İran’dır. Suriye arada düşürdükleridir. Türkiye ve İran’ı da düşürürlerse, Allah esirgesin, bütün İslam alemini esir alacaklar, tamamını; ve tamamını katletmeyi düşünüyorlar. Çünkü İslam aleminin tamamını deccal ordusu olarak görüyorlar. Yecuc ve Mecuc olarak görüyorlar, Yecuc ve Mecuc kavmi. İncil’e göre Yecuc ve Mecuc’ün tamamının öldürülmesi gerekiyor, tek kişi bırakılmadan öldürülmesi gerekiyor. Bu kafayla oldukları için şu an, İslam alemini kendi kafalarına göre Yecuc ve Mecuc konumuna sokmak için, sürekli Müslümanların liderlerini birbirine düşürtme politikası izleyerek, bunun zeminini hazırlamaya çalışıyorlar ve bayağı da başarılı oluyorlar, görüyorsunuz. Cahil adamları çok rahat tahrik edip, birbirine düşürebiliyorlar. Bak Libya’da anında hallettiler, Suriye’de anında hallettiler, sorun çıkmıyor. İran an meselesi, İran mesela Farisi olan kardeşlerimizle Türkleri birbirine düşürmeleri an meselesidir, çok rahat yapabilirler. Şiileri ve Sünnileri de birbirlerine düşürmeleri an meselesidir, çok rahat yapabilirler. Rejime karşı halkın mücahidlerini çok rahat ayaklandırabilirler, ama bir bekledikleri var, bir zemin ayarı yapıyorlar şu an. Türkiye’yi de birbirine katabilecek güçleri var, PKK kanalıyla ve diğer güçlerle. Ama Türkiye’de Müslümanlar, milliyetçiler, İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği’ni savunmada yekpare vücut olursa, ne İran’a güçleri yeter, ne Türkiye’ye güçleri yeter, o kilitlenme konuyu bitiriyor. Ama o kilit çözüldüğünde, yani Müslümanlar birbirlerine düştüğünde, artık Allah karşı tarafa yardım ediyor o zaman, küfre yardım ediyor. Müslümanların cezayı hak ettiği anlaşıldığı için Allah küfre yardım ediyor. Çünkü diyor ki Allah, bak bir daha söylüyorum. “Eğer birbirinizle iyi geçinmez, birbirinizle dost olmazsanız, ittihad etmezseniz, birbirinizi koruyup kollamazsanız, yek vücut olmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve bozgun çıkar” diyor. Şimdi fitne ve bozgunu başka bir ilah çıkarır demiyor Allah, “Ben çıkarırım” diyor, “Ben yaparım” diyor. Fitne ne demek? Birbirinize düşürürüm. Bozgun ne demek? Küfre ve dışarıdaki güçleri musallat ederim veyahut diğer güçleri musallat ederim, Allah’ın kullandığı birçok güç vardır, “mahvederim sizi, yerle bir ederim” diyor. Örnek mi? Yüzlerce örnek var, görüyorsunuz. Barışı sonuna kadar savunmak gerekiyor, kardeşliği sonuna kadar savunmak gerekiyor, irade ve akıl kullanılması gerekiyor. Sinirlenmeye gelmez, öfkeye gelmez. Müslüman öfkesini yutacak, ayette var. Kuran’da Cenabı Allah; “onlar öfkelerini yenerler” diyor. Yoksa insanın ruhunda vardır o, yani, beş yaşındaki çocukta bile kabadayılık ruhu vardır, değil mi? Kırıp yıkmak istiyor. Mesela çocuğa bir dondurma almıyorsun, ne yapıyor? Tepiniyor, yerlere atıyor kendini, camı çerçeveyi kırmaya çalışıyor çocuk, değil mi? Şiddet eğilimli. Var, insanların ruhunda var bu. Ama kimi çocuklar da çok munis olur mesela, tevekkül eder. Müslüman munis olacak, aksinde Allah; “intikam alırım” diyor ve yapıyor da Allah.
Kitaplar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler