Adnan Oktar`ın 24 Nisan 2011 tarihli A9 Tv, Kanal Avrupa, Çay Tv ve Tv Kayseri röportajından
ADNAN OKTAR:... Mehmet Yaşar Balcı ve Soner; “Fethullah Hoca Efendi ve Zaman Gazetesi bunca yıl yaşanan zulümlere karşı, Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesinden neden bahsetmiyorlar? Saygılarımla.” Büyük cemaatlerin, büyük toplulukların kontrolü çok zordur, bayağı zor olur. Fitne çok rahat çıkar. Fethullah Hocamız dese ki, “Hz. Mehdi (a.s) hayattadır” bütün Türkiye karışır, çok acayip olaylar olur. “Nerede o zaman?” diyecekler yani çok acayip bir gündem olur. Onun için işte “şahs-ı manevidir” diyorlar. Halbuki Fethullah Hoca, Hz. Mehdi (a.s) konusunu anlatırken, yer, gök inliyordu, feryatlar ediyorlardı, cezbeye geliyorlardı Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsedince. Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğini açık, alenen söylüyordu, net söylüyordu, çok açık anlatıyordu.
ALTUĞ BERKER:Zaten kendi camiasının Hoca Efendi’ye hüsnü zannı var, eğer öyle bir şey olsa.
ADNAN OKTAR:Her cemaat tabii ki hüsnü zan eder. Diyorlar ki; “falanca şahıs asrın kutbudur” yahut “asrın müceddididir.” Mısırlı alimler de mesela Mahmut Hoca’ya diyorlar, o zaman niye Mahmut Hoca’ya bağlanmıyorsun? Kendi şeyhine bağlısın, kendi hocana bağlısın. Gönül almak için “asrın müceddididir” diyor. Mahmut Hoca’nın kitabını okuyor musun? Yok, kendi Hoca’nın kitaplarını okuyorsun. Mahmut Hoca’nın sözlerini kullanıyor musun? Yok, kendi kitapların, kendi fikirlerin, kendi hocan, bağlandığın yer belli. Tek tek gösteririm hepsini, inşaAllah. Zaman Gazetesi aslında doğru yapıyor. Şu bakımdan doğru yapıyor; Marksistlerle de bağlantı kuruyor, ateistlerle de bağlantı kuruyor, sosyalistlerle de bağlantı kuruyor. Onların özgürlükçü, demokrat olanlarını, demokrasiyi savunanlarını bir ittifak grubu haline getiriyor. Çünkü iddia edilen Ergenekon terör örgütü, deccaliyet, çok vahim bir yapılanma. Deccaliyete karşı olan Marksist yapılanmalar var, solcular var, çeşitli fikirden insanlar var. Deccaliyeti tepelemede onlarla ittifak ediyorlar, bu akılcı bir hareket. Çünkü deccal, çok vahim bir şey, çünkü o solcuyu da eziyor, komünisti de yakıyor, onu da mahvediyor...
ADNAN OKTAR:... Bir de ultra modern bir üslup kullanıyorlar, entelektüel bir üslup kullanıyorlar. Bu, dinsiz, ateist takımının itiraz edecekleri bütün noktaları tıkamış oluyor. İsteseler onlar, daha geleneksel bir üslup kullanabilirler ama özellikle kullanmıyorlar çünkü çok daha vahim, büyük bir tehlike var. Ona karşı çok modern bir görünümde, stille hareket ediyorlar ki, o stili de bizden aldılar. Kendileri söylediler, dediler ki: “Biz 10 yıl geriden geldik Hocam” dediler bana. Önemli şahıslar toplantı halindeydi, “Hocam biz sizi 10 yıl geriden takip ettik, geciktik ama öyle” dediler. Tıpatıp bizden alınan stildir bu, yöntemdir. Modern olmaları, başı açık hanımlara hitap etmeleri, Atatürk sevgisini de işin doğrusu biz öğrettik, Cübbeli’ye de ben öğrettim. ... Fethullah Hocam’ın talebelerine ben öğrettim, birçoğuna ben öğrettim, bu bilinir, inkar edilecek gibi değil. Kılık kıyafetin kaliteli olması, üslubun kaliteli olması, binaların kaliteli olması, her şeyin kalite anlayışını, bunu da bizden öğrendiler. İsterseniz getireyim daha önceki fotoğraflarını, hayatlarını ve şimdiki hayatlarını da getireyim. Tıpa tıp görürsünüz olayı, değiştiler, üslup olarak değiştiler, stil olarak değiştiler. Bence de iyi yapıyorlar. Mesela Mehdiyet’i de; Mehdiyet hem açılması, hem örtülmesi gereken bir konudur. Ben Mehdiyet’in perdesini kaldıracağım ama Mehdiyet’in perdesini örtenlere de ihtiyaç var. Hz. Mehdi (a.s)’ın, 70 perde arkasında gizlenmesi lazım, örtenler örtecekler. Samimiyetsiz örtenler var o ayrı mesele. Ama Fethullah Hocamız, şuurlu olarak örten bir insandır, Hz. Mehdi (a.s) deyince, cezbeye gelen bir insan. Talebelerindeki bu coşkun heyecanının kökeninde, yine Mehdiyet vardır ve Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişinin müjdesi ve içlerinde heyecanı vardır. Bütün Nur talebeleri, Fethullah Hocamız’ın talebeleri bilirler, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın şahıs olarak ineceğini bilirler. Ama üstlerinde o kadar çok baskı var ki, yani Fethullah Hocamın karşıtlarına bir bakın, bir tane insan bu, mazlum, hastalıkları olan, hassas bir insan ama çok zeki, çok akıllı bir insan. Ama bir de karşıtlarına bir bakın, ucu bucağı yok karşıtlarının. Cübbeli’den başla, say say say say bitiremezsin. Karşıtları, bir tane, iki tane, on tane, yirmi tane değil, çok çok fazla. Sırtındaki yük ne? Milyonlarca kristal. Geçilecek dehliz nasıl? Kayalıklı, bataklıklı, çamurlu, taşlar yuvarlanıyor, ateşler var onun içinden geçiyor. O zaman üstündekilerinin büyük bir bölümünü bırakmak durumunda kalıyor işte, Mehdiyet’i bırakıyor, İttihad-ı İslam’ı bırakıyor. Diyor ki; “İttihad-ı İslam asrımızda bir hedef değildir. Müslümanların böyle bir hedefi yoktur, İttihad-ı İslam diye bir hedefi yoktur” diyor. Bunu deyince CIA ne yapar? Bir rahat nefes aldırır yani yakasını bir parça bırakmış oluyor. “Hz. Mehdi (a.s) gelip geçmiştir” diyor yahut “şahsı manevidir” diyor yahut “hiç yoktur” diyor, oradan da bir yakasını bırakıyorlar, rahat hareket edebilmek için yapıyor. Ama o tazyik arttıkça, onlar da elindekileri bırakmaya başladılar, bırakıyor, bırakıyor, bırakıyor ama bırakma bir dereceye kadar olur. Artık, bir derecede, Allah esirgesin, öyle tehlikeli bir dereceye gelir ki, namazı da bıraktırırlar. “Kendileri gibi olmadıktan sonra senden razı olmazlar” diyor Allah ayette. Ashab-ı Kehf’te de var, Kehf Suresi’nde “Ya kendilerine benzetirler sizi ya taşlayarak öldürürler” diyor. Şimdi o camia da taşlanarak ölmemek için, elindekileri bırakıyor. Onun için Mehdiyet’e karşıyız üslubunun hiç biri geçerli değildir. Ama Faruk Beşer-şaşar Beşer; o gerçekten Mehdiyet’e karşı ve gerçekten de ona bir güç vermişler. Ama işte şimdi burada ateşle oynamış oluyorlar, bu çok tehlikeli. O zaman kitleler hakikaten Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmeyeceğine inanırlar. Yani onu bir taktik olarak görmezler, hakikaten inanırlar, o zaman felaket gelir. Çünkü Hz. İsa Mesih (a.s)’a tavır almak, Hz. Mehdi (a.s)’a tavır almak, felaketin diğer adıdır. Yani bu, Müslümanlara müthiş uğursuzluk getirir, tahmin, tahayyül edemeyeceği bir uğursuzluk getirir, her yeri uğursuzluk sarar, nitekim sardı görüyorsunuz. Tek çözüm; Resulullah (s.a.v.)’in sünnetine tam uyup, Hz. Mehdi (a.s)’ı samimi olarak beklemek ve karşılamak. Bediüzzaman’ın sözlerine tam uyup, Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğine kanaat getirip, Hz. Mehdi (a.s)’ı aramak. Eğer Bediüzzaman’ın dediklerini yapmış olsalardı, zaten çoktan bitmişti konu. Ama böyle hayatı kaymış, ayakta yürümekte zorluk çeken, canlı cenazelere uydular ki, Bediüzzaman; “Ölü bunlar” diyor yani “ayakta yürüyen ölüler, nesli cedidin; yeni nesilin yollarından çekilin, nesl-i cedid geliyor” diyor yani ‘Hz. Mehdi (a.s) cemaati geliyor’ diyor Bediüzzaman. Nereden görmüş bunu? Zaman kalkmış, görmüş. Böyle uyuzların, uyuntuların, hımbılların Hz. Mehdi (a.s)’ın önüne engel olduğunu görmüş, gördüğünü anlatıyor. Gördüğü görüntüyü anında söylüyor, “Ey hımbıllar! Ey uyuzlar! Önünden çekilin de Hz. Mehdi (a.s)’ın, faaliyetini yapsın” diyor, açık açık söylüyor, Risale-i Nur’da var. “Nesl-i cedid geliyor (yeni nesil)” diyor, Yani Fethullah Hoca’nın orada kusuruna pek bakmayın siz, “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyorsa, gelecek diye anlayın. “İttihad-ı İslam yok” diyorsa, İttihad-ı İslam var diye anlayın. Siz, onu bir şifre üslup olarak görün, o şekilde anlamayın. Fethullah Hocamız bir anlamda, öylece yakasını kurtarmış oluyor. Orada esir, esir konumunda, Türkiye’ye de gelemiyor. Nereye gitsin? Hiçbir yere de gidemiyor. Acayip bir durumda yani ve akıl almaz karşıtları var. Tuzu kuru tipler bunlar, tuzu kuru. Onları İttihad-ı İslam da ilgilendirmez, Türk İslam Birliği de ilgilendirmez, gününü gün yapan tipler, günlük menfaatlerine göre hareket eden tipler, ama Fethullah Hoca, uzun vadeli düşünen bir insan. Hz. Mehdi (a.s)’ın da rahat hareketini sağlamak için, kendince böyle bir maslahat yapıyor. Ama dikkat edin, “İttihad-ı İslam yok” diyorsa İttihad-ı İslam vardır. “Hz. Mehdi (a.s) şahs-ı manevi” diyorsa, bilin ki şahıstır. “Hz. Mehdi (a.s) gelmeyecek” diyorsa, gelecek demektir. Bu şekilde anlarsanız, Fethullah Hocamız’ı da rahatlatmış olursunuz, kalbi rahatlar, inşaAllah. O, bunu söyleyemez ama “gözlerimin içine bakın, anlayın” diyor...
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler