Adnan Oktar`ın 24 Nisan 2011 tarihli A9 Tv, Kanal Avrupa, Çay Tv ve Tv Kayseri röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bu mailimi tekrar gönderiyorum ama benim bir fikrim var; İstanbul’da büyük bir alana 5000, 6000 metrekare bir kütüphane kurulsa, ismi de ‘Yaratılış Kütüphanesi’ olsa, içinde bir bölümünde sizin kitaplarınız olsa, bir bölümünde de devamlı video anlatımı olsa, bir bölümünde fosiller gösterilse ve anlatılsa, bir bölümünde iman hakikatleri anlatılsa hatta kütüphane hem İngilizce, hem Türkçe olsa, tüm dünyadaki insanları da çeker. Bunu yapmak zor bir şey değil aslında. Sizi izleyen herkes elinden geldiğince bundan memnun olur, yardım eder” diyor, kalben diyor herhalde. “Bu kütüphane çok hızlı bir şekilde yapılabilir, tabii Yüce Allah dilerse, inşaAllah. Allah yardımcınız olsun” diyor, İslam Beycan. Benim daha güzel bir fikrim var İslam. Ben diyorum ki; 10000 metrekare, 20000 metrekare bir kütüphane kuralım İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Adana’da, Bursa’da, Samsun’da. Buna ‘Yaratılış Kütüphanesi’ diyelim. Benim kitaplarımın tamamı olsun, ayrıca ücretsiz kitaplar dağıtılsın orada, tır hesabıyla kitap getirelim, ücretsiz dağıtılsın, iman hakikatleri anlatılsın. Hem İngilizce, hem Türkçe, hem Fransızca, hem Almanca, Sırpça 70 dilde yaklaşık yahut 40 dilde yayın yapılsa, çok iyi olur. Benim daha güzel bir fikrim var, ben de sana böyle güzel bir fikir veriyorum. Bismillah, başla. Berker’im ne diyorsun? Ben daha güzel fikir vermiş oldum.
ALTUĞ BERKER:Fikir veren çok olur ama yapmaya gelince, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kerata, bunun mali kaynağı nasıl olacak, kim yapacak bunları önemli görmüyor. Fikir zaten verirsin. Almanya’da da yapılabilir, Berlin’de yapalım, Münih’te yapalım, New York’un ortasında yapalım daha iyi, Avrupalıların buraya gelmesini bekleyeceğimize, biz onların ayağına gidelim. New York’un merkezinde, 30000 metrekarelik geniş bir alan üstüne, arazi üstüne büyük tesislerle, hem oraya bir camii de yaparız, külliyeler yaparız, büyük dev bir salonda da kütüphane yaparız, gelenleri de ağırlayacak bir yer yapalım. Benden de sana güzel bir fikir. Moskova’da yapalım bir tane, değil mi? Londra’da yapalım. Bu biraz, neyse bir şey demeyeyim. “Hocam bize kitap gönder” göndereyim, tamam. “Kütüphane açın, şunu yapın” keratalar bana akıl vereceğinize, kendiniz yapsanıza, değil mi? Öyle kolaysa. Bir kişi bunların hepsini nasıl yapsın? Nereden bulsun bunun parasını, imkanını? Bana verdiği akla bak, değil mi? Kahire’de de açalım, İslam ülkelerinin başkentlerinde açalım, yapalım. Nasıl oluyorsa bir yap da görelim, inşaAllah. Sen onu yapacağına kerata, evinde küçük bir kütüphane aç, millete akıl vereceğine, oradan hizmet et yahut bir arkadaşının, bir ahbabının iş yerine 10 tane kitap al, orada hizmet et. Bir insanın, bunların hepsine güç yetiremeyeceğini çocuk olsa anlar. Kolay iş mi bunlar? Şu televizyonun kuruluşu bile acayip pahalıya mal oldu, son derece güç bir şey. Oturduğunuz yerden ahkam kesiyorsunuz, değil mi? Kitap dağıtmak, tebliğ yapmak, çalışma yapmak geceli, gündüzlü, yurt dışında konferanslar vermek kolay iş mi? Sen onu diyeceğine git, salon kirala, geniş bir yer, orada konferans verelim. Kolay iş mi? Konferans salonları son derece pahalı, kolay bir şey değil, orada kitap dağıtmak çok pahalı bir şey. Akla ne ihtiyaç var kardeşim, bizim elemana ve desteğe ihtiyacımız olduğunu düşüneceksin, değil mi? Müslümanlar ittifakla birbirlerini destekleyecekler, birbirlerine yardım edecekler, bana söylemeye bile gerek yok. Bulunduğu ilde küçük bir ev, dükkan kirala, ufak bir dükkan kiralarsın, orayı bir galeri haline getirirsin. Hem satış yapılan bir yer, hem de bir müze haline getirirsin, kimse de sana bir şey diyemez, değil mi? Kendi dükkanına koy. Bu tip akıllar vermek, bunun ucu bucağı yok. Ben öyle akıllar veririm ki, ucu bucağı olmaz. Bunlar hep parayla, imkanla, adamla yapılıyor. Biz bir avuç insanla hareket ediyoruz, çok küçük bir arkadaş çevrem var. İtle, kopukla ayrı uğraşıyoruz, iddia edilen Ergenekon terör örgütüyle ayrı uğraşıyoruz, çok fazla mahkemelerim var, aleyhimde davalar açılıyor, onlarla ayrı uğraşıyorum. Cübbeli’nin yanında bazı tipler var, onlarla ayrı uğraşıyoruz. Küfürden adamlar var, onlarla ayrı uğraşıyoruz. İnternetin iti, kopuğu oluyor, onlarla ayrı uğraşıyoruz. Komünistiyle, Darwinistiyle, materyalistiyle, değil mi? Binbir yerde faaliyet yapıyoruz zaten, inşaAllah. Onun için akıl vermeden ziyade, küçük de olsa, bir hizmet çok çok yerinde olur. Hatta bir tane Yaratılış Atlası alıp, bir arkadaşına hediye etmiş olsan, bana vereceğin akıldan bin kat daha faydalı olur, inşaAllah...
ADNAN OKTAR:... Çeşitli derneklere yardım etmemiz için yazılar gönderiyorlar. Şimdi, elinizi vicdanınıza koyun Allah aşkına yani biraz akılcı düşünün. Yani Türkiye’de yüzlerce dernek var. Fakirler-fukaralar var herkes bana yazıyor. Şuna yardım edin şu caminin kuruluşunda yardım edin. Tamam yapalım güzel, peki bu yapılanlar ne bu çalışmalar ne? Bilmem ne derneği, bilmem ne derneği. Yani bilmiyorum burada ben olsam bayağı akılcı bakarım, vicdanımla bakarım. Bu kadar hizmet veren bir insana, böyle bir dava insanına işte televizyon oluşması için gayret eden, radyo için gayret eden, kitaplar dağıtan bir insana ben destek olacağıma, oturup hala ondan yardım istiyorsam bende bir sorun vardır, bir anormallik vardır o zaman. Bu vicdanlı bir hareket mi bu? Bilakis, sen böyle bir davaya bütün gücünle yardımcı olacakken, bana akıl verenlerin ucu bucağı yok, yardım talebinde bulunanların ucu bucağı yok. Bu nasıl bir akıl nasıl bir vicdandır anlamıyorum. Ben günde üç dört saat uykuyla devam eden bir insanım, otuz senedir tatile gitmiş de değilim. 24 saat İslam’a hizmet için uğraşıyorum ve elime geçen her türü imkanı İslam için kullanıyorum. Yani şimdi ben, kitapların çalışmasını, bu çalışmaları durdurup, bu derneklere yardımlarla mı uğraşayım? Şu aklı başında olan bir insanın yapacağı bir şey mi bu? Bilakis böyle mühim bir davayı bütün gücüyle destekleyeceklerine önüne gelen benden yardım istiyor. Yani anlamıyorum ben bu mantığı. Tamam da yani nasıl olsun bu? Bir insanın gücü kaç yere yetebilir? Hangi imkânlarla nereden bulalım alıp da getirelim? Önüne gelen istiyor. Peki, hangi kaynaktan gelecek bu belli değil. Yani darphane var sanki sürekli çalışıyor, bizde başındayız böyle sepetlerle taşıyoruz. Bizim arkadaşlarımız da akşama kadar ticaretle uğraşıyor çocuklar, hem tebliğ yapıyorlar hem çalışıyorlar. Ancak bu kadar yetişiyor bizim gücümüz. Burada vicdanlı ve akıllı olsunlar. Yani bu çok acayip bir mantık. Yani yüzlerce yardım talebi geliyor bu kadar mı basiretleri kapalı bu insanların ben anlamıyorum. Hem az buz da değil milyarlık talepler. Kardeşim öyle bir gücümüz olsa zaten biz yeni bir kanal kurarız, radyo kanalları kurarız, kitap dağıtırız. Hizmetin ucu bucağı yok. Güzel Allah razı olsun ama bunu düşünmemelerine ben şaşırıyorum. Kim bilmez bir müze açmayı, bir sergi açmayı bilmez. Bunlar dünyanın parasıyla oluyor. Biz kebapçıları falan kullandık hatta sergiyi yapmak için, sergilere yer bulamadığımız için. Bunlar kolay şeyler mi? Burada biraz ehli vicdan olmak lazım...
ADNAN OKTAR:... Türkiye’nin her tarafına dağıtıyorduk kitapları, hakikaten yüz binlerce kitap dağıttık. Mesela bu bana akıl verenler olmuyor mu kitap konusunda. Aklım duruyor, hayret ediyorum. İmkanım olurda zaten ben durur muyum? Beş kuruş elime geçse anında İslam’a, Kuran’a harcıyorum. Akademideyken öğrenci kredisi almıştım. Ne yapayım dedim? Bayağı birikmiş para, iyi bir para. Dedik tabii yapılacak şey tek. Kitaba yatırmak. Olduğu gibi tamamını kitaba yatırdım. Yine alıyordum öğrenci kredisini yine yatırıyordum. Okula yürüyerek gidiyordum bak yürüyerek. Olduğu gibi kitaba yatırıyordum. Bütün millet bilir beni T cetvelimle, o çizim dosyalarımla. Ta akademiye kadar, Fındıklı’ya, akademiye kadar hergün yürüyerek gidip geliyordum. Camii de, bitişik de Molla Camii var. Fethullah Hocam’ın şiirinde geçer Molla Camii. Zamanı gelince onu da söyleyeceğim, inşaAllah. O camiiye dikkat çekmiştir. Yani bir kapatma gibi yapmışlar. Ama Molla Camii ile ilgili ona işaret etmiştir. Akademiyle bitişikti. İmamın kürsüsünün arkasında bir boşluk buldum. Orayı kitap deposu yapmıştım. Akademiye kitap akışı için. Çıkıyordum, okulda dağıtıyordum kitapları. Polis araması vardı kapıda. Dikkati çekmemek için on, on beş tane dosyanın içine koyuyordum yassı kitaplardı, dikkat çekmiyordu. Dağıtıyordum, geliyordum yine alıp, yine gidip dağıtıyordum. Kutlular Ağabey falan çok iyi bilir. Yeni Asya’ya giderdim sürekli, bütün paramı oraya yatırırdım. Bana akıl verenler oradan biraz düşünsünler onun için söylüyorum. Pantolonun dizi yırtılmıştı. İçeriden uhu ile yapıştırdım. Annem dedi ki; “üstün başın dökülüyor. Git kendine takım elbise al” dedi, annem. Para verdi. Tam şimdi gideceğiz. İçime sinmiyor. Bir türlü aklım yatmadı. Yine götürdüm kitaba yatırdım. Annem bir daha verdi. Yine götürdüm kitaba yatırdım. Annem ondan sonra para vermemeye başladı. Biz de uhu ile yamayla öyle okula gidiyorduk. Benim fotoğraflarımda görürsünüz. Nokta Dergisi’nin kapağında dizim böyle bombe yapmış. Torba yapmıştı. Parayı veremiyordum, kıyamıyordum. Oturuyorlar bana akıl veriyorlar. O zaman şaşırıyorum. Tabii kuruşuna kadar, santimine kadar kitaba yatırıyordum paramı. Halamdan miras kaldı. Şuanın parasıyla yüz kırk milyar kadar. Tamamını kitaba yatırdım. Olduğu gibi, son kuruşuna kadar, İstanbul’daki bütün büfelere ilan yapıştırdık. Kardeşim dedik burada bedava kitap dağıtılır. Büfeci dağıtmıyorsa ona da para verdik. Dedim ki;”al dağıt bunları, para vereceğim ayrıca” dedim. Sigara alanlar, bilmem ne. Sigaranın yanında adamlar kitabı veriyorlardı. On binlerce, yüz binlerce kitap dağıttık. Dağıttırdım, bütün paramı verdim. Onun için yani bana akıl verenler, ona göre akıl versinler, inşaAllah. Benden para yardımı isteyenler de ona göre yardım istesinler. Ben nereye harcanacağını bilirim paranın. İmkanı elime geçtiğimde, inşaAllah...
Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Gözardı Edilen Kuran Hükümleri
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler