Adnan Oktar`ın 26 Nisan 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Dabbet’ül arz, beraberinde Hz. Süleyman (a.s)’ın mührü olacak” diyor. “Müminlerin yüzünü inci gibi parlatacak” diyor, “damgası damgaladığında.” O altı köşeli Hz. Süleyman (a.s)’ın mührüyle damgalayacak. Geçenlerde bazı aklı evveller benim resmimim üzerine altı köşeli yıldızı alnımın ortasına damgalamışlar. Bak, ne diyor burada? “Mümine gelince, müminin yüzü inci gibi pırıl pırıl olacak” diyor. “İki gözünün arasına mümin yazılacak. Beraberinde Hz. Süleyman (a.s)’ın yüzüğü olacak, bununla Müslümanların yüzünü damgalayacak” diyor.
ALTUĞ BERKER: Göstereyim mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Bak, onlar da mavi mürekkeple benim yüzümü Hz. Süleyman (a.s)’ın yüzüğüyle damgalamışlar. Mümin alameti olarak geçiyor hadiste. Dabbet’ül arz zaten bilgisayar, internettir. Onlar da bilgisayarda, internette bunu yapıyor zaten. “Dabbet’ül arz’da olacak bu” diyor. İnternette olacağı hadiste belirtiliyor. Orada da, “gelecek Hz. Süleyman (a.s)’ın yüzüğüyle alnına damgayı basacak” diyor ve “yüzü pırıl pırıl parlayacak” diyor. “Mümin alametidir” diyor, inşaAllah. Bunlar da onu yapmışlar. MaşaAllah. Bak, “Hz. Süleyman (a.s)’ın mührü elinde olacak” diyor. Hz. Süleyman (a.s)’ın mührü altı köşeli yıldızdır, inşaAllah. Bak, Dabbet’ül arz için; “batıda olan kimsenin gördüğü gibi, doğuda olan da rahatlıkla onu görebilecek” diyor. Şimdi Amerika’da olan da görüyor, Türkiye’de olan da görüyor, aynı anda. Nasıl olur? İnternet ile oluyor işte. Bir hayvanı bir insan hem Amerika’dan hem Türkiye’den aynı anda görüyorsa bu nasıl olabilir? Bir kere ufuk çizgisine göre, büyük bir hayvan bile olsa yine göremez. Mümkün değildir. İnternetin dışında hadisin hiçbir açıklaması yok. Üzerinde her çeşit renkten olduğunu söylüyor. “Parlaktır” diyor mesela. Parlak ekranı, değil mi? Her türlü renk mevcut. “İki boynuzunun arası süvari için bir fesah mesafesi kadardır” diyor. Uçsuz, bucaksız, inşaAllah. “Gözü hınzır gözü gibi” diyor. Var mı onda bir göz, üzerinde?
ALTUĞ BERKER: Kamerası var üzerinde.
ADNAN OKTAR: Kamerası var, değil mi? Bak, “hınzır gözü gibi” diyor. “Fil kulağı gibi” diyor. Açıp, kapayınca fil kulağı gibi açılıp kapanıyor. Değil mi, bak; aynısı, fil kulağı gibi. İnsanlara tebliğ yapılacağı belirtiliyor. İnsanlara hitap edeceği belirtiliyor Dabbet’ül arzın. Sesli olarak hitap ediyor. Bütün insanlar zaten şu an konuşmalarımızı duyuyorlar internetten. Ama bak, hadiste ne diyor; “batıda olan kimsenin gördüğü gibi, doğuda olan da,” bak, dikkat et; “rahatlıkla onu görebilecek” diyor. Bu çok önemli; “rahatlıkla.” Yani herhangi bir emeğe ihtiyaç duymadan, oturduğu yerden. Rahatlık ne demektir? Oturduğu yerde, huzurla. Amerika’daki adam da görüyor; Türkiye’deki, Rusya’daki adam da aynı anda görüyor. “Yüzü insan yüzü gibidir” diyor. Zaten internette görülen insan yüzü. Baktın mı insan konuşuyor zaten. Şu anda da benim internette yüzümü görüyor insanlar ve hitap ediyorum insanlara. “Tükelli mihum” diyor Allah ayette. Hitap eder, söyler. “Nas’a” diyor, insanlara. Bütün insanlara hitap ediyorum şu an internetten. Ama ne kanalıyla? Dabbet’ül arz kanalıyla. Aynısıdır. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v) hadislerinde yer altında yüzlerce kilometre kuyruğundan bahsediyor. Binlerce kilometre kuyruğundan bahsediyor. “Yerin altındadır” diyor. Yeraltında internet kabloları binlerce kilometre uzaklıkta. Her yeri kaplamış vaziyette. “Gayet kıllıdır” diyor. O ince ince kablolardan kaynaklanan bir kuyruğundan bahsediyor, yeraltını kaplayan. “Yerdeki insan gördüğü gibi, gökteki insan da aynı anda onu görebilir” diyor. Bu ne ile olur? İnternetle olur işte. “Sesi her yerde duyulur” diyor. Ayette Cenab-ı Allah; o sözün manası tahakkuk edip vuku bulduğunda (zuhura geldiği zaman),” Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde, Hz. İsa Mesih (a.s) zuhur ettiğinde, kıyamet alametleri zuhur ettiği zaman, “yerden mamul,” neyden yapılıyor bu? Titan, alüminyum, demir, bakır, çinko, kobalt ve silikon kullanılıyor. Yani silisyum. Bunlardan ne? Hep yerde bulunan mineraller. Ayet ne diyor? “Yerden mamul” diyor Cenab-ı Allah. “Zuhura geldiği zaman yerden mamul bir dabbe çıkarılır ki bu insanlara ayetlerimize kati bir kanaat beslemez olduklarını,” yani “Kuran’a inanamadıklarını, iman zafiyeti olduğunu, Kuran’ın mucizelerini bilmediklerini, Kuran’ın hakikatlerini anlayamadıklarını onlara söyler. Hatırlatır” diyor. “Tükelli mihum nas” diyor, “bütün insanlığa hitap eder” diyor, dabbe. Ve bütün dünya aynı anda onu izler, görür” diyor hadiste. Bütün dünya. Ve on binlerce kilometre kuyruğundan bahsediliyor. Nedir bu? On binlerce kilometre kablo, yer altında. “Başı bulutlardadır” diyor. “Ayağı yerin altındadır” diyor. “ Batıda olan insanlar gördüğü gibi, doğudaki insanlar da rahatlıkla onu görür ve duyarlar” diyor hadiste. Ve “gözü vardır” diyor, “domuz gözü gibi de gözü vardır” diyor. “O gözüyle görür” diyor hadiste.
“Müminlerin yüzü inci gibi parlayacak” diyor. “Pırıl pırıl olacak.” Anlatımlardan, iman hakikatlerinden içleri açılacak, içleri ferahlayacak. Demek ki Dabbetül arz’da Hz. Mehdi (a.s) zuhur edecek, Hz. Mehdi (a.s)’nin savtı, görüntüsü zuhur edecek. İnsanlar Hz. Mehdi (a.s)’ı gördüklerinde içleri açılacak, içlerine bir ferahlık gelecek. İnci gibi yüzleri pırıl pırıl olacak, inşaAllah. “Kafiri damgalayacak, yüzü simsiyah kesilecek” diyor. Çok ağrına gidecek. Hz. Mehdi (a.s)’ın hitaplarını görmek; İslam’ı, Kuran’ı duymak, onu ızdıraba sürükleyecek. Tansiyonu yükselip moraracak, canı yanacak. Ona işaret ediyor ayet. “Yeryüzünde bir yıldız gibi seyredecek.” Yani müthiş bir hızla hareket edecek. Münafıklara da aman vermeyeceği belirtiliyor Dabbet’ül arzın. Demek ki Hz. Mehdi (a.s), Dabbet’ül arz kanalıyla münafıklara nefes aldırmayacak. “Cereyanı münafıkaneyi öldürüp dağıtacak” diyor Bediüzzaman. Yani “fikren öldürüp dağıtacak” diyor Hz. Mehdi (a.s), değil mi? Bak, bir mürai sahtekar münafığın arkasına yanaşıp diyor ki; “ey falan! "Şimdi mi namaz kılıyorsun" diyecek” diyor. Yani “sahtekarlık yapıyorsun; senin namazın bir oyun ve gösteriş, sahtekar bir yobazsın, normalde imansızsın; küfre hizmet eden, yaltaklanan bir aşağılıksın” diyecek Hz. Mehdi (a.s) Dabbet’ül arz kanalıyla. “Ama Müslüman gibi görünerek, Müslümanları aldatıyorsun” diyecek. “Dabbetül arz kafir ve münafığı ayırt edecek” diyor. Demek ki Hz. Mehdi (a.s), Dabbet’ül arz kanalıyla münafığa ayrı tavır koyacak, mümine ayrı tavır. Mümine sevgi, şefkat gösterecek; münafığı da deşifre edip aşağılayacak ve onun haysiyetsizliğini ortaya koyacak, delillendirecek. Yaptığı üçkağıtçılıkları, sahtekarlıkları anlatacak. Fakat, dikkat edin, namaz kılan münafık bu. Yani sarıklı, cübbeli münafıklar olacak demek ki, değil mi? Takva görünümünde, Ehl-i Sünnet görünümünde münafıklar olacak, onları ihbar edecek Hz. Mehdi (a.s). Hadis onu anlatıyor.
“Yerle gök arasında, herkesin duyabileceği bir sesle konuşacak” diyor. Yer ve gök, herkes duyacak. Dünya yerinde kim varsa, göğünde kim varsa; Amerika’daki yer, Amerika’daki gök; Türkiye’deki yer, Türkiye’deki gök, hepsi aynı anda Dabbet’ül arzı duyuyor. Nedir bu?
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah Hocam, internet.
ADNAN OKTAR: Değil mi? İnternet. Açık.
“Şam’a yönelip haykıracak, bütün Şamlılar sesini duyacak. Yemen’e dönüp haykıracak, bütün Yemenliler sesini duyacak.” Yani “o bölgenin tamamı duyacak” diyor. “Bütün Arap ülkeleri, bütün İslam ülkeleri, her yer sesini duyacak” diyor...
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler