Adnan Oktar`ın 9 Mayıs 2011 tarihli saat 10:00’daki A9 Tv röportajından
ALTUĞ BERKER:Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili bir sergi vardı, Sultanahmet’teki Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde. 8 Mayıs’ta açıldı. Üstad’ın sekiz yamalı cübbesi, harp madalyası, mahreç beratı ve o yıllara ait birçok belge ilk kez teşhir ediliyor. Görüntüleri var, uygun görürseniz gösteriyorum Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bakayım.
-VTR- Sultanahmet’teki Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ndeki Bediüzzaman Said Nursi Sergisi
ADNAN OKTAR:Şimdi Bediüzzaman Said Nursi öyle bir şey yapmış ki Hz. Mehdi (a.s) karşıtlarını can evinden vurmuş. Bir de Bediüzzaman’ı bayağı meşhur da ettiler, acayip sevdirdiler ve hakikaten de milyonlarca talebesi var. Ama Bediüzzaman’ın bir özelliğini unuttular; “Ben Hz. Mehdi (a.s)’ın pişdar bir neferiyim, öncü bir askeriyim. Ona ortam hazırlıyorum” diyor. Bizim o yönünü ortaya koyacağımızı tahmin etmediler, birçoğu can evinden vuruldu, kıvranıyorlar. Hatta bir kısmı Bediüzzaman’ı reddetmeye kadar işi vardırdı, paniğin şiddetinden ama artık iş işten geçti. Bediüzzaman kadar net konuşan alim yok, o çok net konuşuyor, rakamla; “1400 sene sonra gelecek” diyor, rakamını açıkça vermiş. “Benden 100 sene sonra gelecek” diyor, çok net söylüyor ve “İstanbul’da çıkacak” diyor. Çıksınlar işin içinden çıkabilirlerse, anti-Mehdi taraftarları. Cübbeli’yi apar topar Fatih Altaylı çıkarttı, garibanın yapacağı bir şey yok. Baktı olacak gibi değil, hemen Bediüzzaman’a yüklendi, dedi ki; “30 cihette Ehl-i Sünnete uygun olmadığını bir alim söyledi” dedi. Kurnazlık yapıyor, tam şark kurnazıdır, kendi söylemiyor. “Ben okumadım” diyor; şimdi bak, çift vurgu var burada, yani kaale almamış oluyor kitapları, eserleri, haşa. Risale-i Nur o kadar önemsiz ki bunun için, tenezzül dahi etmemiş, sayfasını dahi açmaya gerek duymamış; o kadar batıl görüyor, o kadar yanlış görüyor. Herhangi bir İslami eseri, bir alimi, mesela Elmalılı’yı bir insan mutlaka okur, normal bir Müslüman okur; Ömer Nasuhi Bilmen’i mutlaka okur ama Bediüzzaman’da itina göstermemiş, muhatap olmamış adam, kaale almamış. “Kaale alan bir alim okumuş, 30 cihette Ehl-i Sünnet’e uygun olmadığını görmüş” diyor. Niye demiş bunu, biliyor musun? Bediüzzaman’ın Mehdiyet’in pişdar, öncü bir neferi olmasından, Bediüzzaman’ın kendi ifadesiyle. “Hiçbir cihette ahir zamanın o acib şahsı gibi olamam” diyor, Bediüzzaman. “Ancak, onun öncü bir askeri, pişdar bir neferiyim, ona yer hazırlayan bir dümdarıyım” diyor Bediüzzaman. “Benim görevim bu” diyor. Zıpkınla vurulmuş fok gibi çırpınıyorlar, acayip çırpınıyorlar. Bediüzzaman’ı ünlü yaptıklarına, yapacaklarına bin kere pişman oldular, acayip daraldılar. Bediüzzaman öyle bir açmaza sokmuş ki bunları, tam kilitlemiş. Diyor ki Bediüzzaman, hadisi vermiş, ebcedinde; “hicri 1400’den, hicri 1506’ya kadar bir çalışma var. 1506’da ne Hıristiyanlık, ne Musevilik, ne Müslümanlık artık gelişme gösteremeyecek, gittikçe gerileyecekler; 1543 yılına kadar, 1543’ ten sonra herkes ateist, dinsiz olacak 1545’te de kıyamet kopacak, Allah’ın izniyle” diyor. Senin holdingciler bir baktılar 70 sene var, 70 seneden de az. Acayip daraldılar, ne yapsınlar? Bediüzzaman’ı inkar. İnkar edilecek gibi mi? İnkar edilecek gibi değil, iş işten geçmiş. Fethullah Hoca’nın talebelerini de öyle, Bediüzzaman’la bağlantısını koparmaya çalıştılar. Nereye koparıyorsun, nereden bağlantıyı koparıyorsun? Zaten sistem onun üzerine kurulmuş. Fethullah Hoca’nın yanından Risale-i Nur’u çektin mi sen, bütün sistem çöker, hiçbir şey kalmaz geriye, ben size söyleyeyim. Nitekim de müthiş bir bereketsizlik, uğursuzluk sardı Bediüzzaman’a karşı olanları, Bediüzzaman’a karşı tavır alanları akıl almaz bir lanetleme ve uğrusuzluk ve bereketsizlik sardı, görüyorsunuz; hepsini tenzih ederim, bir kısmını. Hem Allah’ın lanetine uğradılar, hem müthiş bir uğursuzluk sardı, hem müthiş bir bereketsizlik, hem müthiş bir aşağılanma, hem müthiş bir dışlanma ve küçük düştüler. Güya kendilerini büyüteceklerdi, Allah onları küçük düşürdü. Hepsini tenzih ediyorum, ilgili şahısları söylüyorum. Mehdiyet’i de örtbas etmeye çalışacaklardı, Bediüzzaman öyle sağlama almış ki, yüzlerce sayfa yazmış Mehdiyet’i. Tekrar tekrar söylüyor; bir daha söylüyor, bir daha söylüyor, kaçacakları gibi değil, acayip daraldılar, acayip. Zıpkın yemiş dana gibi çırpınıyorlar ama kurtulacak vaziyetleri yok tabii. Bana, “niye sürekli anlatıyorsun?” diyorlar. Kardeşim, yakalamışım, bırakır mıyım? Tabii ki bırakmam. Akıl almaz bir haksızlık, akıl almaz bir adaletsizlik ve Bediüzzaman’a büyük bir oyun var. Yanlarına bırakmayacağız tabii ki, inşaAllah.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler