Adnan Oktar`ın 3 Haziran 2011 tarihli A9 Tv ve Kaçkar Tv röportajından
OKTAR BABUNA:Hocam, “İblis, bir şeyi yok etmek için onun sahtesini çıkarır” demiştiniz. “Hz. Mehdi (a.s) zuhur ettiği için, çok fazla sahte mehdi var. Bak, "ne kadar çok sahte mehdi var" diyor. Halbuki sahte mehdilerin çıkması Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametidir. Hz. Mehdi (a.s)’dan önce sahte mehdiler çıkacak” demiştiniz Hocam, inşaAllah. Bir de Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v) hadisinde; “Hz. Mehdi (a.s)’ın ellerinden ve ayaklarından zincirleneceğine işaret ediyor.” Hocam okuyayım mı hadisi, inşaAllah? “Mümin şahıs (Hz. Mehdi (a.s)) deccali görünce: "Ey insanlar! Resulullah (s.a.v)’ın zikir ettiği deccal işte budur" der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından "onu alın da yaralayın" der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir.” Yani, Hz. Mehdi (a.s)’a hücum edildikçe; ünü, şanı daha yayılarak artar, inşaAllah. “Bu sefer deccal onu (Hz. Mehdi (a.s)’ı) iki eli ve iki ayağıyla yakalar da fırlatır, atar.” Hem ellerinden, hem ayaklarından yakalayacağını, zincirlemeye işaret vardı, inşaAllah. “İnsanlar deccalin onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.” Hadiste verilen bu bilgilerden, Hz. Mehdi (a.s)’ın ellerinin ve ayaklarının zincirle bağlanarak yaşadığı dönemin hapishanelerine ve tımarhanelerine atılacağı anlaşılıyor Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:O zaman bu konuyu geçelim. Hocam çünkü açıkladı bitti. Baştan al bakayım sen.
OKTAR BABUNA:“Mümin şahıs (Hz. Mehdi (a.s)) deccali görünce: "Ey insanlar! Resulullah (s.a.v)’ın zikir ettiği deccal işte budur" der.”
ADNAN OKTAR:Deccali teşhis eden Mehdiyet’tir. Yani, Mehdi vasfı olanlar deccali teşhis ederler. “Deccal budur” der, vasfıyla anlatır, sistemini anlatır, silahlarını bulur ve karşı silahlarını, ilmi silahları gösterir. “Bunun ilmi yok edilmesi de bu şekilde olur der” ve yok eder. Yani sadece çözümü göstermez, çözümü uygular Mehdiyet. Bak, deccali teşhis eder, tanıtır, silahlarını gösterir, yöntemini-stilini gösterir, zaaflarını gösterir, nasıl yenileceğini gösterir ve en önemli kısmını söylüyorum; cayır cayır, kütür kütür ezer ve yener. Mehdiyet’in özelliği budur. Hadiste bunu görüyoruz. “Ey insanlar” diye, yani bütün dünyaya, insanlığa, Hz. Mehdi (a.s)’ın deccali tanıtacağını, Mehdi talebelerini tanıtacağını anlıyoruz. Yani vasfını, kişiliğini, her türlü özelliğini tanıtacağını anlıyoruz; tehlikeye dikkat çekeceğini anlıyoruz. Evet, şimdi devam et.
OKTAR BABUNA:Deccal hemen onunla ilgili emrini verir ve o zat, karnı üzerine uzatılır ve arkasından “onu alın da yaralayın” der.
ADNAN OKTAR:Onunla kahpece mücadele edeceğini gösteriyor deccaliyetin. Bak, “sırtından vururlar” diyor; yüz yüze, karşı karşıya değil, kalleşçe. İşte televizyonlarında, gazetelerinde, fısıltı gazetelerinde, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün hakim olmaya çalıştığı yerlerde, demek ki kahpece, gıyabında ona oyun hazırlayacaklar ve onu sırtından vurmaya çalışacaklar. Kalleş bir oyun içerisinde olacak deccaliyet. Deccaliyet namerttir zaten, kahpedir, kalleşçe hareket eder. Mehiyet, merdanedir, delikanlıca çıkar.
OKTAR BABUNA:“"Onu alın da yaralayın" der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir.”
ADNAN OKTAR:Deccaliyet, milyonlarca insan içerisinden diyor ki; “hah, en büyük tehlike işte bu” diyor, “Hz. Mehdi (a.s) bu” diyor. “Bizim de hedefimiz budur” diyor. Radyolarına, televizyonlarına, yobazlarına, üçkağıtçılarına, artık ne tarzda sahtekar hocası varsa, ne kadar sahtekar kilit noktada adamı varsa, devletin ilgili kurumlarında da nerede ajanları varsa, onların hepsine haber veriyor; basınla, televizyonla haber veriyor. “Bakın, tehlike çıktı ortaya” diyor, “işte kastettiğimiz, şeytanın bize bildirdiği, bizi yeneceği söylenen, bize ruhani, şeytani varlıkların bildirdiği kişi bu” diyorlar. “Ve bizim bunu mutlaka yok etmemiz gerekiyor” diyorlar, “ya öldürerek, ya manen öldürmeye çalışarak, ya iftirayla, ya hakaretle, ya hapsederek, ya başka türlü yöntemler kullanarak bir şekilde durdurmamız gerekir” diyorlar. Bak, iki taraf teşhis koyuyor karşı karşıya; Hz. Mehdi (a.s) deccale teşhis koyuyor, deccal de Hz. Mehdi (a.s)’a teşhis koyuyor. Hz. Mehdi (a.s) en büyük tehlikeyi görüyor, deccaliyet de en büyük tehlikeyi görüyor ve adamlarına; “yüzüne karşı değil; gıyabında, sırtından vuracaksınız” diyor, “kahpelik yapacaksınız” diyor deccaliyet. Evet.
OKTAR BABUNA:“Bu sefer deccal onu (Hz. Mehdi (a.s)’ı) iki eli ve iki ayağıyla yakalar da fırlatır, atar.”
ADNAN OKTAR:Demek ki Hz. Mehdi (a.s)’ın iki eline de kelepçe vurulacak. Bir kere kelepçeyi göreceğiz Hz. Mehdi (a.s)’da bu var. Ama ayağına da kelepçe vurulacak. Ayağa kelepçe vurulması pek rastlanan bir şey değil. Ama bir ayrıcalık, bir özellik olarak, bir hususiyet olarak, onun ayağına da kelepçe vurulacak. Açık, Peygamberimiz (s.a.v)’in ifadesi bu. Yaralamaya çalışacaklar, öldüremiyorlar, yaralamaya çalışıyorlar. Yani, manen yaralamak. Mesela der ya adam; “yaraladım,” onu manen yaralamaya çalışacaklar. İftirayla, hakaretle, baskıyla. Olabilir, işte hapse giren adam gibi gösterecekler, yalancı gibi gösterecekler, oyun oynayan menfaatçi gibi gösterecekler, çok büyük bir ihtimalle deli olduğunu söyleyecekler. Çünkü Kuran’da bütün Peygamberlere deli denmiş, Yani Hz. Mehdi (a.s)’a deli denmemesi mümkün değil, Adetullah’a göre. Bediüzzaman’a da deli denmiş; o akış içerisinde de mutlaka ona da deli deneceği aşikar. Peygamberlere atılan iftiraların bir benzeri ona da atılacak. Devam edelim.
OKTAR BABUNA:“İnsanlar deccalin onu bir ateş içine attığını sanırlar, halbuki o bir cennet içine atılmıştır.”
ADNAN OKTAR:Mesela hapishane, bakışa göre nedir? Cehennem gibidir. Ama Hz. Mehdi (a.s)’a göre orası Cennet gibi olacak. Çünkü orada durduğu süre içerisinde Allah’ın rızasını kazanacak. Allah’ın rızasının karşılığı nedir? Cennettir. Kalbinde de cenneti yaşadığı için hapishane ona Cennet gibi görünecek ve etki etmeyecek; hapishanenin tahribatı üzerinde görünmeyecek. Yani hapishanenin çökertici etkisi onda görülmeyecek. Hapishaneden dinç ve canlı çıkacak, güçlü çıkacak; hapishane ona yarayacak, bunu anlıyoruz. Hapishane olmazsa, belki de tımarhaneye de koyacaklar; o ifadeye göre öyle anlıyoruz, değil mi? Orada onun canını yakmaya çalışacaklar, belki ezmeye çalışacaklar. Cehennem gibi bir yerdir, orası da cehennem gibi bir yerdir. Ama oradan da diri ve canlı çıkacak, güçlü çıkacak. Nitekim Bediüzzaman’ı da koydular, gayet sağlıklı ve güzel olarak çıktı. Hem hapishaneye koydular hem de tımarhaneye koydular, hepsinden sağlıklı çıktı. İftira sonucu; iftirayla, oyunla. Deccalin adamlarının oyunlarıyla, iftiralarıyla atıldı. Mahkemelerin orada bir suçu yok, çünkü mahkemeye onu tezgahlayan, mahkemeye onu getiren zihniyet asıldır. Yani zemini hazırlayan zihniyet asıldır. Mesela, bir kısım gazeteler, dedikoducular, devlet içerisine gizlenmiş bazı ajanlar, oyuncular, deccalin avaneleri Bediüzzaman’ı müşkül durumda bıraktılar. Mahkemelerde meydana gelen zaruri durumu, yani kanunen delil oluşturmuşlar adamlar kendilerine göre; mahkeme de bu yönde karar vermiş oluyor. Mahkemenin burada bir suçu yok. Etrafı oluşturan, çevreyi oluşturan, zemini oluşturanlar suçlu.
Kitaplar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler