Adnan Oktar`ın 12 Haziran 2011 tarihli saat 11:00’daki A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Bir genç kıza ne öğretilir? İyi bir koca bul, zengin bir adam bul. İyi koca, zengin kocadır mantığı var. Angut, mesela kaz gibi oluyor herif, acayip parası pulu olduğunda işte gözlerine baktığında vurulduğunu söylüyor. “Böyle göz ilk defa gördüm. Bu olamaz” diyor. O angut da, ona inanıyor. Halbuki o arabayı gördüğünde eli ayağına karışıyor. Bir kısım vakalar için söylüyorum, herkes için demiyorum. Şaşaalı düğün ister, işte gelinliğin kuyruğu otuz metre olacak, yerlerde sürünecek. İki tane çocuk onu taşıyacak. Sünnet çocuğu gibi o da ona seviniyor o şekilde olmasına. İsteyebilir, hoşuna gider ama bana biraz ilginç geliyor. Milletin karşısına geçip, tebessüm ederek, bir şeyin üzerine çıkartıp orada iki kişi oturtup millete. Ben daha sadelikten yanayım, inşaAllah. Düğün, eğlence, ben alemin şahını isterim tabii ki. Ben alemciyim, severim. İnce saz çalsın, kanun, klarnet, cümbüş, keman yeri göğü inletsin, o ayrı mesele güzel. Fasıl yapalım, yensin, içilsin. Ayrı mesele, içilsin derken, ayran, limonata falan. Ama öyle şeyler bana pek o kadar estetik gelmiyor. Şık güzel giyinmek çok hoş. Ama öyle sünnet çocuğu gibi giyinmek, bana bir kadında biraz acayip geliyor. Ama kimsenin de zevkine karışmam tabii. Benim şahsi kanaatim olarak söylüyorum. Özellikle yüksek bir yere oturtup ikisini de etrafa gülücükler dağıtması, bana, şahsıma biraz garip geliyor. Tekrar söylüyorum ama kimsenin zevkine karışmam tabii bir şey diyemem. İnsanın hayatı bu kadar dar olmaması lazım. Evlensin, üretsin, yesin, içsin, ölsün. Böyle olmaz. Biz dünyaya böyle yiyip, içip, üreyip, ölmeye gelmiyoruz. Burada yüksek ahlakı, sevgiyi, dostluğu, aşkı öğrenmeye geliyoruz, tutkuyu öğrenmeye geliyoruz. Mesela evlilikler komandit şirket gibi oluyor bazı insanlarda. Adam önden anlaşma yapıyor. Boşanırsa ne kadar para alacak. O ne kadar para alacak. Kim malları nasıl bölüşecek? Şimdi bu iş mi? İnsan sevdiğine böyle düşünür mü? Karısı varsa, sevdiği, bütün malı mülkü onundur zaten, ne istiyorsa alsın. Zaten Allah’ın emaneti, o çocuktan bir şey kaçırmak bir nimet mi? Allah vermesin, zaten boşandığında büyük bir felakettir. İnsan kedisini bile sokağa atamıyor. Otuz sene, yirmi sene, on sene veyahut altı ay da olsa, helali olan bir kadını kapıya bırakabilir mi? Nereye gidersen git denilir mi? Allah vermesin öyle bir şey varsa bile tabii ki onun bütün hayatını garanti altına alınması lazım. Boşanırsın, tamam cinsellikle ilgin alakan kalmaz. O yine kardeşindir, koruyup kollarsın. Başının belaya girmemesi için özen gösterirsin. İş bulmasını sağlarsın, rahat yemesini, içmesini sağlarsın. Yazık günah değil mi? Başkasının çocuğunu böyle sokakta bırakmak, ne yapıyorsan yap demek, uçurumdan atar gibi bir şey. Benim şahsıma, benim kendi görüşüm bu. Çok acı bir olay. Dolayısıyla insanın tek hedefi evlilik olmaması lazım. Mesela, ben bazı kapalı genç kızlar görüyorum. Tek amacı evlilik oluyor. İnsanın tek amacı; Allah’ın rızasıdır, İttihad-ı İslam’dır, Türk-İslam Birliği’dir, insanların mutluluğudur, sevmek, sevilmek, bütün insanları huzurlu ve güzel görmektir.