Adnan Oktar`ın 21 Haziran 2011 tarihli saat 22:00’daki A9 Tv ve Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Müminde şefkat var. Yani Allah’a inananda şefkat var. Şefkat bir kere dinmeyen bir duygudur, hiçbir şekilde azalmaz. Kadın hastayken, şefkat doruk noktaya çıkar. Allah esirgesin sakatlanırsa, şefkat doruk noktaya çıkar, yaşlanırsa doruk noktaya çıkar, daha da şiddetlenir, acze düşerse, mesela bir yere düşse Allah esirgesin şefkat devreye girer, bir şeye gücü yetmezse şefkat devreye girer. Şefkat, çok zevkli bir duygudur. Yani şehvet gibi özel bir duygudur, ruhta şiddetli etki yapar. Çok güzel bir duygudur. Ve bitip-tükenmek bilmeyen güzel bir şefkat, sürekli ruhta hakim olur. Mesela o bir şey bilemediğinde, küfür kafasındaysa, ona düşman olur, öfkelenir kızar. Ama iman gözüyleyse, şefkati artar, bilemediğinde. Daha çok koruyup kollamak ister. Mesela bir şeye gücü yetmezse, şefkat duyar, daha çok sever. Ama zulüm gözüyle bakan, bir şeye güç yetiremezse, ona karşı öfke duyar ve nefret eder, kızgınlık duyar, intikam almaya kalkar. Mesela bir şeyi unutursa, mümin ondan zevk alır, şefkat duyar, onu korumak kollamak hissi daha çok olur. Ama zulüm gözüyle bakan birisi, onun unutkanlığını öfke nedeni olarak görür. Ona karşı kin duyar. Saymayla bitmez bu. Onun için şefkat çok büyük bir nimettir, müminlere Allah tarafından verilmiş, özel bir güçtür, özel bir duygudur, o müminlerin iç enerjisidir. Allah bu huyu, bu ahlakı çok beğeniyor. Şefkat, Rahman Rahim isminin tecellisidir. Anne de çocuğuna şefkat gösterir. Çocuk akıllıysa, o da annesine şefkat gösterir, o da annesini koruyup kollar. Mesela bugün bahçede bir kedi var yavrusuyla beraber ikisi, yavrusu biraz gelişmiş, yavrusu ondan biraz uzakta kaldı, tek kelimeyle bir kere mırıltı gibi bir ses çıkarttı, koşarak hemen annesinin yanına gitti. Mesela biz gel desek, gelmez ama annesi deyince hemen koşarak gitti. Bu sefer ikinci aşamada, annesinden iyice ayrıldı, uzak bir yere gitti, annesi başta kaldı, annesi gelmesi için sürekli bir şeyler söylüyor, kerata gelmiyor. “Bak annen seni bekliyor” dedik, sonra biz çekilince, annesi koşarak yanına geldi. Bu sefer biraz ilgilendiğimizi görünce, ikisi birden yaklaştılar, ben de acıktıklarını da anladım, biraz onlara peynir verdim, peyniri sürekli annesi yiyor, ufaklık da annesinin kırıntılarını yemeye çalışıyor. Mesela peynir yediler, düşündüm, peynir tuzlu, bunlar susamıştır dedim, biraz su kabıyla su götürdüm verdim, hemen ikisi birden suya yaklaştılar, büyük bir iştahla içmeye başladılar. Mesela benim o, çok hoşuma gitti, yavrunun o aczi, annesine olan düşkünlüğü, annesi ona bir şey olacak diye korkuyor, sürekli peşinde. Bayağı da büyümüş aslında, fakat onu korumakla kendini mükellef görüyor. O da hiç annesinden ayrılmıyor. Mesela şefkatin tatmini açısından, çok zevkli yani görünüşü çok haz verici. Mesela o suyu içtiklerinde mutlu oldum, hoşuma gitti. Eğer sırf peynir yiyip gitmiş olsalar, rahatsız olurum. Çünkü su bulamama ihtimalleri var. Su bulamayınca, böbrekler zorlanacaktır, vücutları zorlanacak, hayvan olduğu içinde bilemez, canı yanar. Ama iyi protein aldılar. Mesela bu bir şefkattir. İnsan, ağaçlara da şefkat duyar. Bir bitki güneş göremiyordur, güneş görmesi için, önünde bir engel varsa onu kaldırırsın, o da ona gösterdiğin şefkatindir. Mesela çiçeğin topraktaki suyu biter, toprağı sularsın, o da bir şefkattir. Çünkü çiçeğin canlandığını görmek bir zevktir. Bunun gibi, şefkat her yerde tecelli eder.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler