Adnan Oktar`ın 21 Haziran 2011 tarihli saat 00:30’daki A9 Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Bu dünya çok eksik; sabah kalkıyor insan, elini yüzünü yıkaması gerekiyor. Bin bir türlü işlemden geçiyor insan, sabah. Üstünü, başını giyip sokağa çıkıncaya kadar en az bir saat, bir buçuk saat uğraşıyor kendiyle. Acziyle savaşıyor, acizliklerle savaşıyor. Ahirette, cennette öyle acizlikle savaşmak yok. Ne güzel. Cennete gidiyor, inşaAllah; alışmış ya elini yüzünü yıkamaya, elini yüzünü yıkayacak, 48 saat geçmiş, gerek yok. 72 saat geçiyor, yine gerek yok. 72 gün geçiyor, yine gerek yok. Allah Allah, acayip hoşuna gidiyor. Mesela hanımlar makyaj yapacak, jilet gibi zaten, acayip düzgün ve güzel; makyaj diye bir konu yok, doğal olarak zaten çok güzel. Doğal hiçbir ihtiyacı yok. Yani acıkmıyor, susamıyor, doktora gitmeye ihtiyacı yok, grip olmuyor, nezle olmuyor, saç tıraşına ihtiyacı yok, sakal tıraşına ihtiyacı yok, bakıma ihtiyacı yok, saçını taramaya ihtiyacı yok. Cennette, her gün onun şaşkınlığı içerisinde olacak insan, her gün. Ne kadar zaman, biliyor musun? Sonsuza kadar, sonsuza kadar şaşıracak. Koltuğa oturuyor, “oh, ne güzel” diyor, halbuki yorgun değil. Ama alışmış ya dünyada yorgunluğa, bir türlü unutamadığı için dünyadaki yorgunluğu, koltuğa her oturuşunda onun sevinci içinde oluyor. Irmakları görüyor böyle, aralardan geçen küçük su arkları, öyle hayran hayran seyrediyor. Dünyada alışmış ya böyle susuzluğa, zorluğa, sıkıntıya; doyamıyor. Mesela cennet mobilyalarına baka, baka, baka, baka doyamıyor. En alaları burada işte; bak, bunlar Versace sandalye; hiç, yani cennet sandalyesinin yanında kütük bile değil, hiçbir şey değil yani. Cennet çiçeklerinin yanında buradaki en ala çiçek bile hiçtir, yani çok azdır değeri. Mesela bak burada, her yerde spot var, burayı aydınlatmak için; aynı bu aydınlık var, tabi daha kaliteli aydınlık var, bu tarz değil ama spot yok; her şey kendinden ışıklı, yani ışık kaynağı olmadan aydınlık. Cayır cayır, mesela öğlen gibi aydınlık, ışık kaynağı olmadığı için rahatsın. Her yer temiz, ayakkabıya falan ihtiyacın yok, yalın ayak gez istiyorsan. İstiyorsan ayakkabıyla gez, hoşuna gidiyorsa. Her yer gıcır gıcır temiz. Şimdi sokağa çıktın mı hemen yıkanman gerekiyor. Oraya buraya elini tutuyorsun, dokunuyorsun her yere, insan rahat edemiyor. Her yerin temiz olması; mesela cennet bahçesine giriyorsun, yan gelip yatıyorsun. Sokağına git, yan gel yat, bacaklarını uzat, yat, otur, hiçbir şekilde kirlenmiyorsun. Mümkün mü şimdi? Sokakta oturduğun zaman toz toprak batarsın, eve girecek halin kalmaz. Mahvolursun. Susama hissi, devamlı su içmek gerekiyor, devamlı yemek yemek gerekiyor. Çok güzel sofra hazırlıyorlar, ben bir giriyorum. Bismillah, Allahualem bayağı bir icraat yaparım diyorum, ne mümkün kardeşim? Hemen doyuyor insan. Daha Bismillah, çorbadan alıyorsun, başka şeyden alıyorsun, üç-beş daha alıyorsun, doyuyorsun. Gözüm kalıyor mesela; bayağı şahane yemekler oluyor, yiyemiyoruz, kalkıyoruz. Bugün mesela ızgara hazırlayacaklardı, şahane; şimdi aklıma geliyor, çok şahane olay. Yiyecek durum yok ki. Birkaç kayısı yiyorsun, birkaç meyve yiyorsun; bir çorba, bilmem ne falan, bitti; anında doyuyor insan. Salata falan yiyorsun, doyuyorsun. Cennette, 150 ton yesen doymazsın ve 150 ton, insanda 150 gram ağırlık yapmaz. 150 ton yemek yesen, 150 gram ağırlık yapmaz insanda. Hiç ağırlık yapmıyor, istediğin kadar yiyorsun. Bal ye, baklava ye, istediğini ye; ne kilo alma derdi var, ne kolesterol var, ne şu var, ne bu. Kolesterol, özel yaratılmıştır dünyada; onu yediğinde hasta olacağını bilirsin, yiyemezsin; kilo alacağını bilirsin, yiyemezsin. Acz olarak yaratılmıştır, özel olarak yaratılmıştır. Zaten anında da doyarsın. Mesela hiçbir meyve suyu insanı doyurmuyor. Limonata diyorsun, belli bir derecede insanın hoşuna gider; meyve suyu ve limonata. Cennet içkisine, Allah özel dikkat çekmiş. Şiddetli zevk veren, çok şiddetli zevk veren bir içkidir. Mesela kuzu oluyor; şimdi keratalar leş gibi, sarılamazsın ki. Zaten ne icraat yapacağını da bilemiyorsun, sarılmak mümkün değil adamlara. Kediler de öyle mesela; bugün baktım, hayvan tedirgin yani, anne olduğu için. Ama orada, “gel buraya” dersin, “hemen geleyim” der, inşaAllah. Yavruya, “gel buraya” dersin; zıplar, kucağına oturur. Nur gibi tertemiz, kirlenmezsin. Kedi tüyü hastalığa sebep oluyor diye elleyemiyorsun. Kedi tırnağı da öyle, tırmalıyor. Cennet kedisi tırmalamaz. Cennet kuzusunda kir olmaz. Özel olarak, aczin binbir çeşidini Allah yaratıyor, düşünelim diye. Bir de acayip detaylar, kainat meydana gelirken 0,00000… say git, böyle sıfırlar uzuyor, “da bir ihtimal” diyor, bir kadar, “bir şaşma olsaydı” diyor, kainat oluşamıyor. Kardeşim, ne hassas dengedir. Ne acayip hesaptır bu, maşaAllah. Elektronlar, protonlar, nötronlar; kardeşim, bu ne enerji? Gazı yok bunların, benzini yok, dönüyor da dönüyor adam. Bunları ilk kim döndürdü? Allah döndürüyor. Enerjiyi nereden alıyor? Allah’tan alıyor enerjiyi. Dışarıdan almıyor enerjiyi. Bak, araba benzin olmadı mı gitmiyor. Bunların benzini yok, ne kadar gidiyor? 15 milyar yıldan beri adam cayır cayır dönüyor. Saniyede 50 bin tur atıyor, 50 bin tur. Dehşetli bir hızla dönüyor. Yörünge de hiç şaşmıyor, herkes kendi yörüngesinde. O, ona vurmuyor; o, ona vurmuyor. Mesela şu an kaynıyor ortalık, her yer atom dolu; kimse kimseye dokunmuyor. Elektronlar, herkes yerini biliyor; nötronlar, herkes yerini biliyor. Çekirdek vazifesini yapıyor. Düşüneceğimiz çok çok şey yaratıyor Allah. Demin Berker Hocam’a dedim; okuyor, uzun okuyor. “Kısa oku” dedim özellikle. Çünkü insanlar, 1.5-2 dakikayı geçti mi dikkatini veremez. Kısa olacak, özet olması lazım. Mesela bak, bunlar suni çiçek, sunisini yapmışlar. Çiçeği hatırlatıyor bize, şimdi gerçeği olsa bunu yaşatmanın mümkünü var mı? Üç gün sonra, hoşafa dönerler, gözümüzün önünde giderler. Ama cennet çiçeği solmuyor. Sen koklamak istediğinde, cennet çiçeği sana doğru eğilir zaten. Allah’ı anarak sana eğilir, mis gibi kokusunu yayar. Cennet hayvanları geldiğinde adam, gayet akıllı seninle konuşur. Mesela kadın olsun, erkek olsun, sürekli bakım yaparak ayakta duruyorlar. Binbir türlü bakımla. Cennette o yok; kadın da, erkek de sürekli bakımlıdır. Cennet erkeklerinde; kaşı var, kirpiği var, saçları var, sakal yoktur yalnız. Yani sakal ve diğer vücut tüyleri olmuyor. Hayır, isterse olur; yani kendi isterse olur. Ama hilkaten olmuyor ama istediği herhangi bir şey istediğinde hemen oluşuyor; anında oluşur, inşaAllah. Mesela saydam bina insanların hoşuna gidiyor. Zümrüt, çok değer verir insanlar; zümrüt taşının daha değerlisinden, daha güzelinden bina. Allah için o kadar kolay oluyor ki, çok kolay bir sistemle yaratıyor Allah. Ama insan cennete bakınca nefesi kesiliyor. “Havada durur” diyor Peygamberimiz (s.a.v); bina havada duruyor, bina temelsiz durmaz ama bina havada duruyor. Şahıs oraya hareketlendiğinde direkt gidebiliyor. Rüyamızda istediğimizde nasıl uçup gidiyoruz, anında gidiyor; kanada falan, şuna buna ihtiyacı olmuyor, maşaAllah. Allah Katı’nda bu çok kolay ama Allah, Kendisini çok sevmemizi ve O’na çok dikkat teksif etmemizi istiyor, zaten aksi çok anormal bir hareket. Doğru mu Berker’im?
ALTUĞ BERKER: Allah razı olsun, çok doğru Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii, bütün dikkatimizi Allah’a vereceğiz. Allah’a sevgiye vereceğiz. Dünya bu mantıkta olmuş olsa müthiş bolluk, bereket olacak. Her gün bayram, düğün olur...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler