Adnan Oktar`ın 21 Haziran 2011 tarihli saat 00:30’daki A9 Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“İyi akşamlar, size Gaziantep’ten yazıyorum.” Gaziantep, koç yiğitlerin yeri. “Programınızı dün izledim ilk kez. Bugün de izliyorum, sizi anlamaya çalışıyorum. Ancak daha yeni yeni kavramaya başladım” diyor. “Bir hanımın boynunda haç gördüm” diyor. Kardeşim, gayrimüslim kardeşimiz, artık insaf yani. Ona ne, şimdi boynundan kolyeyi çıkaralım mı? Bu kafaya bakarsan, kiliseleri basıp… Olmaz. O inancının şeyi olarak, sen nasıl yakana hilal takıyorsan, ay yıldız takıyorsan, onun inancı da öyle; dinini temsil eden bir şey olarak düşünüyor. Biz saygı duyarız; normal o, inşaAllah. Beyazıt’ta bütün turistlerin boynunda var. Şimdi hepsinin tek tek boyunlarından toplayalım mı birer birer? Çekip, söküp çıkaralım mı onları? Haçın meydana getirdiği anlamı yıkacaksın. Haçı koparmakla, haçı yıkmakla bir şey elde edemezsin. Teslis inancıyla mücadele et. Teslisi kaldırırsan haçın kalmasının hiç mahsuru yok. Çarpı işareti kalmış gibi olur, bir şey olmaz. Ama tabii “Hz. İsa Mesih (a.s) geldiğinde haçı yıkacak” dediği odur, inancı kaldırması demektir. Yoksa o zaman bütün pencereleri de kırıp geçirmek lazım. Bütün pencerelerde şöyle bir tahta vardır, bir de şöyle bir tahta vardır, evlerde. Doğru mu? O zaman bütün cam-çerçeve, mahallelerde hiçbir şey kalmaz. Nereye baksak artı işareti olur. O zaman matematik kitaplarının hepsini yırtman lazım, hepsinde bir artı işaret var. Onun ifade ettiği put anlamın kalkması önemlidir. “Müslüman olmayan birini kendime nasıl dost edinirim Hocam?” diyor, inşaAllah. Dünya dostu edinilir. Dost edinmeden nasıl tebliğ yapacaksın? Hz. İsa (a.s) tebliğ yapacak, yani düşman olarak mı tebliğ yapacak? Resulullah (s.a.v), Hıristiyanlara gidip saldırıyor muydu? Dost ediniyordu, dünya dostu oluyordu. Dostluk alameti olarak çıkarıyor cüppeyi üzerinden, altlarına seriyor, oturtuyor onları; “buyurun” diyor. Hürmet ediyor Resulullah (s.a.v). “Yanlış” deyin o zaman; diyemezsiniz, doğru çünkü. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v)’in yaptığı o. Peygamberimiz (s.a.v)’in yaptığının aynısıdır bizim yaptığımız. Altlarına seriyor, ondan sonra Allah’ın birliğini anlatıyor. Önce onlarla bir dünya dostu oluyor. Kendini sevdiriyor, sevdirdikten sonra sohbet ediyor. Düşmanın sohbetini dinler mi adamlar? Sen diyorsun ki, Antepli delikanlı; “ben düşman olarak konuşmak istiyorum.” Düşman olarak seninle konuşmaz adam. Dünya dostu olacaksın, şimdi ben bir araştırsam keratayı; ya kardeşin dinsizdir, ya baban dinsizdir, ya bir akraban dinsizdir. Gidiyorsun onu alnından öpüyorsun. Düğünde, gidiyorsun onunla karşılıklı mastika oynuyorsun. Yahut affedersin, misket mi oynuyorsun, artık neyse, kafanda rakı bardağıyla. Ondan sonra gelip bana akıl veriyorsun. Muhabbet olmadan, kalpte muhabbet olmadan İslam’ı anlatamayız. Anlatırken, dünya dostu olmadan da anlatamazsın. Herkese düşman olarak, İslamiyet’i yok edecektiniz, Allah esirgesin. Edecektiniz, biz engel olduk. Yani haşa, huzurdan gerçi çok hakaretamiz oluyor ama sıfır numara yobaz kafasıdır bu. Bunu yapmayın. Din dostu olmak ayrıdır, İslam dostu ayrıdır, dünya dostu ayrıdır. Din kardeşi olmak vardır, dünya kardeşi olmak ayrıdır. Dünya kardeşi olarak konuşursun, anlatırsın. Biz o çocuklara, buraya geliyorlar, sürekli kitap veriyoruz. Her gün anlatıyorum, kalpleri İslam’a ısınıyor onların. O senin yobaz kafanla, o çocuğa bu kitabı vermek mümkün mü? Ulaşmak mümkün mü? İslam’a ısınması mümkün mü? Bu kadar mı kaz kafasın? Bu kadar mı odun kafasın? “Resulullah (s.a.v) ne yapıyordu?” diyor. Yemeklerine gidiyor, cenazelerine gidiyor. Cenazesi kalkarken ayağa kalkıyor ve cübbesini alıp altlarına seriyor, adamlar üzerine oturuyor cüppenin. Hürmet ediyor ve ondan sonra İslam’ı anlatıyor. Bu bir nezakettir. İslam böyle anlatılır.
ADNAN OKTAR:... Yani nasıl yetiştirdi bu çocukları böyle? Kardeşim, nedir bu kafa? Peygamber (s.a.v)’den örnek veriyorum, yanlıştır demiyor; daha hala aksini iddia ediyor. Peygamberimiz (s.a.v) cüppesini serip, Hıristiyanları üzerine oturtup, Musevileri üzerine oturtup sohbet etti mi? Etti. Buna ne diyorsun? “Doğru.” Sen ne diyorsun? Bambaşka şeyden bahsediyorsun. Hıristiyan’la evlenebiliyor muyuz? Ehl-i Kitap’la evleniliyor. Musevi’yle evlenilebiliyor mu, Musevi hanımla? Hıristiyan hanımla da evleniliyor. Bunu Allah’ın kitabı, Kuran bize ruhsat olarak vermiş mi? Yol olarak göstermiş, ayet var. Şimdi ben sana mı inanayım, Kuran’a mı inanayım? Allah diyor ki; “yemeklerini yiyebilirsin.” Adam, düşmanının yemeğini yiyebilir mi, düşman olduğun adamın? Değil mi? Çok acayip bir kafa, yobazlıkla dini yıkmaya çalışıyorlar, biz durdurduk. Bizim vesile olmamızla şu an göğsünüzü gere gere İslam’ı yaşayabiliyorsunuz. Şu rahatlığın bile bizim sana hazırladığımız imkanladır. Sana nal toplatırlardı yerden, nal. Nefes alamazdın...
ADNAN OKTAR:... Oku o keratayada anlasın.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
-Peygamberimiz (s.a.v)’in Kitap Ehline Gösterdiği Şefkat ve Merhametinden Bazı Örnekler-
Peygamberimiz (s.a.v), Necran Hristiyanlarının Mescid-i Nebevi’de Kendi İbadetlerini Yapmalarına İzin Vermiştir:
“Hıristiyan Necran heyeti ikindi vakti Medine’ye gelerek Mescid-i Nebevi’ye girmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.v) ashabı ile henüz ikindi namazını kıldığı sırada ibadet vakitleri gelen Hıristiyanlar doğuya yönelerek ibadet etmeye hazırlaNmışlardır. Bazı sahabiler onların ibadet etmesine engel olmak istemişler, fakat Hz. Peygamber (s.a.v) onların serbest bırakılmasını ve ibadetlerini yerine getirmelerine müsaade edilmesini emretmiştir.
“Necran Hıristiyanları onu ziyaretlerinde Hz. Muhammed (s.a.v), onlara abasını sermiş ve oturmalarını söylemiştir.”
Resulullah (s.a.v), Kitap Ehli’nin düğün yemeklerine bizzat katıldığına, hastalarını ziyaret ettiğine ve onlara ikramda bulunduğuna dair rivayetler bulunmaktadır.
“Şarkta ve garpta yaşayan tüm Hıristiyanların dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları Allah’ın, Peygamber (s.a.v)’in ve tüm müminlerin himayesindedir” diye, Peygamberimiz (s.a.v), Hıristiyan olan İbn Harris b. Ka’b ve kavmine bu cümleyi yazdırmış, inşaAllah. Müminlerin himayesinde; tüm Ehl-i Kitabın dinleri, kiliseleri, canları, ırzları ve malları, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yanlış biliyorsunuz demiyorlar, car car konuşuyorlar. Yani öyle olmaz; arkadaş “bunu yanlış biliyorsun” diyecek, “kaynak yanlış” diyecek, demiyor. “Böyle bir ayet yok” de, bana o zaman. Mesela bak, “Hıristiyan hanımlarla evlenebilirsiniz” diyor Cenab-ı Allah, Ehl-i Kitaptan. “Musevi hanımlarla da evlenebilirsiniz” diyor. Sen ne diyorsun? Adamları adeta şeytan gibi görüyorsun. Kuran’a göre hareket edeceksin, değil mi? Sünnete göre hareket edeceksin.
ALTUĞ BERKER: Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Yahudi bir kadının cenazesi geçerken ayağa kalktığı da Müslim’de geçiyor, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Müslim, sahih-i Müslim?
ALTUĞ BERKER: Evet, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Buyur, hadi gel,“yanlıştır bu hadis” de. Sen adamlara nefretten bahsediyorsun, Peygamberimiz (s.a.v) ayağa kalkıp ihtiram ediyor, hürmet gösteriyor cenazesine. Şahsına değil artık, düşün; cenazesine. Şahsına da cübbesini serip, altına oturtuyor. Siz ne diyorsunuz?...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler