Adnan Oktar`ın 24 Haziran 2011 tarihli A9 Tv ve Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: İmtihanı Allah değerli görüyor, insanı değerli görüyor, önemli görüyor. Ama insanlar diyor ki, kendilerine sahip çıkıyorlar, mesela diyor ki adam; “ya” diyor, “ben” diyor, “zorluklar çekiyorum” diyor. Sen kimsin? “Bu beden” diyor. Kime ait beden? “Bana ait değil” diyor. Kime ait? “Allah’a ait”. “Bana ait” diyemez. Onu yaratacak bir gücü yok. Ruh? Ruhu hazır bulmuşsun sen zaten. Allah’ın ruhu sana da ait değil. Bir tek hatıraları var. Hatıraları kim yaratıyor? Onu da Allah yaratıyor. Sen nereden çıktın o zaman öyle “acı çektim” bilmem ne falan, neyi anlatıyorsun sen? Beden sana ait değil, ruh da sana ait değil, hatıralar da sana ait değil. Sahip çıkıyorsun, sonra da yok “acıların çocuğuyum” diye ortaya çıkıyor. Sahip çıktıklarından acı çekiyorlar. Sahip çıkmasalar orada bir metafizik sır var. Sahip çıktıkça, şirke girdikçe acı, katlamalı artar. Şirki bıraktıkça acı kalkar; ferahlık ve rahatlık gelir.
ALTUĞ BERKER: Üstad Hazretleri’nin, musibetleri neşe ile karşılamak gerektiğine dair sözleri var. “Maddi musibetleri büyük gördükçe büyür, küçük gördükçe küçülür” diyor Üstad Hazretleri.
ADNAN OKTAR: “Maddi musibetleri büyük gördükçe büyür, küçük gördükçe küçülür.” Bak, o demin dediğim sırrı veriyor. Çünkü musibette, şimdi adamın evi mesela yanıyor. “Kimin evi?” diyorsun. “Benim evim” diyor. Allah Allah. “Sen mi yarattın evi?” “Yok.” “Bedenini sen mi yarattın?” “Yok.” “Sana kim gösteriyor?” “Allah gösteriyor.” “Bedenini kim gösteriyor?” “Allah gösteriyor.” “Ruh kime ait?” “Allah’a ait.” Sana ne oluyor? Değil mi? İstediği şekle sokar Allah, istediğini yapar. İmtihan nasıl olacak bana bir göster, anlat. Başka türlü nasıl olur? İnsanların başka bir eğitilme şekli varsa bana yazsınlar, olabilecek yani. Olabilecek en akılcı, en mükemmel yol budur. Başka yol yoktur. Hiçbir yolu yoktur imtihanın, başka bir yolu yok. Onun dışında hayat tamamen anlamsız olur, imtihan olmadığında. Yani hiçbir şeyin anlamı olmaz. Ne bardağın, ne suyun, ne dostluğun, ne kalemin, ne kardeşliğin; hiçbir şeyin anlamı olmaz. Allah’ın varlığından ve Allah’ın bizi imtihan etmesiyle her şey anlam kazanıyor, güzellik kazanıyor. Eğitiliyoruz. Mükemmel eğitiliyoruz. Ondan sonra sonsuza kadar yaşamak çok zevkli, bayağı güzel. Bitmiyor. Kırk katrilyon sene geçiyor, daha dün gibi oluyor. Bir kırk katrilyon sene daha geçiyor, daha dün gibi geliyor. Kırk katrilyon daha geçiyor, bitmiyor. Acayip bir şey, yani sonsuzluk, çocukluğumdan beri hayret içinde kalırım. Bitmiyor. Yani Allah ne kadar büyük, hayret, maşaAllah. Ve o bütün sonsuzluğun da, hepsinin kaderi var. Mesela bak, bizim yetmiş trilyon sene sonraki hayatımız ve orada, mesela cennet -inşaAllah Allah nasip ederse- orada ne yiyip içeceğimiz, hangi sandalyeye oturacağımız, kimlerle sohbet edeceğimiz; hepsi belli, kaç tane meyve yiyeceğimiz, bak, yetmiş trilyon sene sonra. Yedi yüz trilyon sene sonraki de belli, Allah Katında bitmiş durumda. Allah çok büyük. Ama insan aklı tabii bir dereceye kadar şey yapıyor. Yani “herhalde” diyor, “Samanyolu Galaksisi kadar” veya dar bir alanda Allah’ı anlıyorlar.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler