Adnan Oktar`ın 24 Haziran 2011 tarihli A9 Tv ve Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: “İyi akşamlar. Programınızı zevkle seyrediyorum. Son zamanlarda kanalınızı takip ediyorum. Çok ilgimi çekti. Otuz yaşındayım. Sosyalist bir insanım. Ben inançsız bir insandım. Hiçbir zaman dini konu malzemesi olarak kullanmadım. Her zaman şükrettim, her esnaftan hayırlı işler dileyerek çıktım ama dünyanın bu kadar adaletsiz olmasından kaynaklı, küçüklüğümden beri dine karşı çok soğuktum. Fakat bu kadar bilim, bu kadar ilim, bu kadar denge üzerine düşündükçe yaratılışı araştırmaya başladım. Kitaplarınızı okudukça, programlarınızı izledikçe faydalanıyorum. Şu an iman etmek üzereyim.” MaşaAllah. “Allah sizlerden razı olsun bu bilgiler, bu çalışmalar, bu emekler için. Benim sorum dünyanın adaletsizliği üzerine olacak. Allah neden kulları arasında ayrım yapsın; örnek olarak; birini tok, birini aç bıraksın veya bir bebek daha hayatı tanımadan, hiçbir günahı yokken anne karnında hayatını kaybetsin? Şimdiden teşekkür ederim. İyi geceler, Murat.” Murat, o zaman çocuk, deprem olsa, böyle elini kolunu sallayarak depremden çıksa; adamın kafasına taş atsalar, adamın pestili çıkacak, çocuğun üstüne taş attı mı taş zıplayıp geriye atlayacak, çocuk da gülerek karşısına gelecek. Bütün sistem mahvolur, her şey mahvolur. Hiçbir şeyin anlamı kalmaz, mutlu olmazsın. Bardak da gider, kahve de gider, cam çerçeve de gider, hayatta hiçbir şey kalmaz. İmtihan yerle bir olur. Güzelliklerin bütün kökeni gider. Çocuk küçükken ölürken, hangi çocuk ölüyor? O çocuk dediğin kim, biliyor musun sen? Bilmiyorsun. Senin beyninde gösterilen çocuk kim? Ondan haberin yok. Adaletsiz diye beyninde gösterilen kim? Ondan da haberin yok. O çocuğa sor bakayım, adaletsiz bir olay olmuş mu? Çocuğa sordun mu sen? Sormuyorsun. Ahirette bir sor bakalım çocuğa, adaletsiz bir şey olmuş mu? Adaletsizlik yapılan adamlara bir sor bakayım, öyle gibi görünenlere, adaletsizliğe uğramışlar mı? Zerre miktar olmaz. Allah’ın nefis dengesini fark edemiyorlar da ondan. Bak, mesela ben şimdi kahveden hoşuma gidiyor. Eğer imtihan olmasa bunun hiçbir anlamı kalmazdı. Fincanın da anlamı kalmaz, üstündeki yaldızın da anlamı kalmaz, hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Mesela bak, benim güzelim çok tatlı, gözleri renkli, küçük burunlu, her yeri çok güzel, kaş, göz, ağız, burun, saçı çok güzel; imtihan kalksın, hiçbir anlamı kalmaz. Yani hatta korkarsın ben söyleyeyim yani. Hiçbir anlamı kalmaz. İmtihandan dolayı bu kadar hoşnut oluyoruz, bu kadar zevk alıyoruz, güzelliğin anlamı oluyor. Beril’i benim sevmemin nedeni; imtihandan, imandan dolayı. Muhatap dahi olmazdık, hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Bu masanın etrafında hiçbir şekilde toplanmazdık, Yaratılış Atlası da yazmazdık, hiçbir şey olmazdı. Hayat dümdüz olurdu, simsiyah olurdu. Bu imtihan sisteminden oluyor. Allah’a kimse merhamet öğretmesin; merhameti Allah bize öğretiyor. Çocuğa merhamet etmeyi Allah bize öğretiyor. Hiçbir çocuk acı çekmez. Benden bir sır. Hiçbir çocuk acı çekerek ölmez. Hiçbir mümin, muttaki mümin ölüm anında acı çekmez ama o ana kadar çeker, imtihan olur. Ama ölüm anında mümkün değildir. İmkansızdır yani. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Allah’ın çok sevdiği peygamber, dört tarafı düşmanla sarılı. Adamların elinde bak, bıçak, kasatura, topuz, kargı, ok, yay, kılıç, iki uçlu kılıçlar, zehirli kılıçlar; hepsi var. Burada bir insanın şehit edilmemesi, düşman tarafından şehit edilmemesi mümkün mü teknik olarak?
SUNUCU: Değil, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: İki saat kalıyor Resulullah (s.a.v.) yanlarında, iki saat, ortada kalıyor; hiçbir şey olmuyor. Sadece mübarek, üst, yani şuradaki dişi -ne deniyor o dişe bilmiyorum da- azı dişiden daha ileride, kesici dişlerin biraz yakınındaki dişi; bir tek o kırılıyor, o kadar. O da yani öyle imtihan gereği olarak. Hiçbir şey olmuyor. Altmış üç yaşına kadar yaşadı, hiçbir şey olmadı. Ama vefat ederken ter döküyordu böyle, imtihan olarak. Çünkü o da insan, mutlaka imtihan olması lazım. Allah isterse güler haldeyken canını alır. Mesela bak Hz. Mehdi (a.s.) da “vasıtasında giderken” diyor Allah, “feceten, aniden alacağım canını” diyor hadiste. “Feceten.” Onun ki öyle. Mesela Bediüzzaman’da bir parça ateş olmuştur, vefat etmiştir. Ama kaç yaşında vefat edeceğini bildiriyor Allah; biliyor. Nerede vefat edeceğini biliyor. Hatta cesedinin uçakla taşınacağına kadar biliyor, haber var yani. Yani hepsinden haberdar, biliyor. Hayret edilecek bir durum. Şimdi ahir zamanda -bu sosyalist kardeşimizin hoşuna gidecek bir şey söyleyeyim- hem Hz. Mehdi (a.s.)’ı görecek, hem Hz. İsa (a.s.)’ı görecek. Hz. İsa Mesih (a.s.)’ı görecekler.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler