Adnan Oktar`ın 29 Haziran 2011 tarihli A9 Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Önemli konular var, son zamanlarda olan gelişmeler var. Bir kere, bu PKK’lılarla gidip görüşüp gelen gazeteciler oluyor. Adamlar şöyle diyor, böyle diyor, sempati duyan bir üslup kullanıyorlar. Bu insanlar, zannedildikleri kadar Türk halkı tarafından benimsenen, akıllarına, fikirlerine, düşüncelerine değer verilen insanlar değiller, bunu bilsinler. Oraya giden ekip tamamı öyle, öyle bir konu yok. Denemek istiyorlarsa Ankara veyahut İstanbul’da, herhangi bir şehirde, Adana’da da olabilir, gidip konuşalım, hep beraber, halka soralım. Yani “ne diyorsunuz bu adamlar hakkında” diye, yani önem vermediklerini görürler, hiçbir önemi yok onların. Onlar Türkiye’yi yönlendiren, Türkiye’ye akıl verebilecek akla sahip adamlar değiller. İsim de veririm ama gerek yok şimdi tek tek isim de vermeyeyim, bu bir. İkincisi, benim haddime değil ama Türkiye’de önemli bir konumda olduğu için, CHP Allah rızası için, ortalık bu kadar karışıkken, bu olaylarda daha müspet bir tutum takınsın. Özellikle bunu rica ediyorum, inşaAllah. Yani zamanı değil, çünkü dış tehlike çok şiddetli, dışarıdaki baskı çok şiddetli. Sayın Kılıçdaroğlu aklı başında bir insan, makul bir insan. Böyle şeylerde ben tavrını netleştireceğini düşünüyorum. Tabii onların da kendilerine göre haklı yönleri olabilir ama şimdi sırası değil. Ortalıkta mundar adamların cirit attığı bir ortam var, onların çok dikkat etmeleri gerekiyor. Bu arada devlete çok yoğun destek gerekir. Devlete, askere, polise çok yoğun destek gerekir ve birlik, beraberlik, kardeşlik içinde olduğumuzun mesajının çok iyi verilmesi gerekir. Çünkü Ülkücü gençlik, Türkiye’nin bölünmesine şiddetle karşıdır, büyük bir güçtür. Milyonlarca Ülkücü var Türkiye’de, milyonlarca Saadet gençliği var. İsterseniz sayalım, sayı olarak milyonlarca. En az 1 milyon da Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin sevenleri vardır. Nur talebeleri şiddetle karşıdır bölünmeye, Süleymanlı kardeşlerimiz karşıdır, Ak Parti gençliği şiddetle karşıdır, müthiş güzel bir zemin var inşaAllah. Kargaşayı bir an önce yatıştıralım Türkiye’de, kargaşaya mahal vermeyelim. Çünkü etrafı da bozuk Türkiye’nin, etrafında da bir bozulma var. Suriye’de, orada burada, her yerde bir karmaşa ortamı var. Buna karşı ciddi bir tavır almamız gerekiyor. Özetle anlatıyorum, mühim bir konu olduğu için bunu söylüyorum. Yargıdaki bozuklukları biz başlangıcında söylemiştik, bu ilk defa olan bir konu değil. Yıllar önce söyledim ben yargıda eksiklikler var diye, değil mi? Bozuk yönler var, bunların düzeltilmesi gerekiyor dedik. Dolayısıyla bunun, apar topar, tam meclisin açılış döneminde, birdenbire hükümetin üzerine yüklenerek olmayacağı belli. Hükümet bir kurulsun, yeminler edilsin, anayasadaki düzenlemeler yapılsın. Hükümet zaten demokrasiden yana, zaten hukuku ve yargıyı düzenlemeyi isteyen bir sistem içerisinde. Hükümet çok iyi gidiyor demiyor ki, zaten düzenleyeceğiz diyor. Ama birdenbire şimdi üstüne gelip, hemen bunları düzenle dersen, nasıl yapsın? On dakikanın içinde olacak iş mi bunlar. Bir de, hakimlerin üstüne baskı, çok ayıp. Bütün millet olarak biz hakimlerin yanındayız, savcıların yanındayız, polisin ve devletin yanındayız. Yani “yargıyı delin” der gibi bir mesaj çok anormal bir hareket olur. Yargının bir kere özgür olması lazım ve baskıdan uzak olması lazım. Alenen bir baskı var gibi görünüyor, bu bizi rahatsız etti. Yarın bir gün mazaAllah, sanki yargı bu baskının etkisinde kalmış gibi bir vaziyet oluşursa, bütün hukuk sistemi çöker Allah esirgesin. Neyin nereye gideceğini iyi düşünmesi lazım herkesin. Doğru mu?
ALTUĞ BERKER: Çok doğru Hocam, Allah razı olsun.Bu konuda siz daha evvel uyarmıştınız, Şahin Alpay Zaman Gazetesi’nde, Cengiz Çandar’ın PKK raporundan yola çıkarak, “İşte Kürt sorununu çözecek yol haritası” başlıklı bir yazı yazmış yine ve özellikle bu raporda şu önerilere destek vermiş. “Öcalan için iki yıl içinde önce ev hapsi, sonra tamamen serbest bırakılmaya kadar uzanan yeni şartların temini ve devlet tarafından siyasi bir muhatap kabul edilmesi. İki; Kürtlere kendi kendilerini yönetmeye imkan tanıyacak statü verilmesi. Üç; genel siyasi afla PKK’lıların hapisten çıkarılması ve Habur’da olduğu gibi hem Kandil’den, hem de Avrupa’dan gruplar halinde gelinmesine izin verilmesi.” Ayrıca Zaman Gazetesi’nden Etyen Mahçupyan, Hasan Cemal ve Nuray Mert de aynı mantıkları vurgulayan yeni yazılar yazmışlar.
ADNAN OKTAR: Kardeşim böyle insanlar kendini çok önemli zannetmesinler. Mesela Şahin Alpay. Allah rızası için ben rica ediyorum gelin, beraber gidelim, Ankara Kızılay’da veya İstanbul Taksim’de bir görelim. Kim kaale alıyor? 10 tane adam çıksın kaale alan, elini öpeceğim, peşinden gideceğim. Bizim milletimiz son derece uyanık ve aklı başındadır. Şahin Alpay, Cengiz Çandar rapor hazırlamış. Çemişkezek’ten Memiş dayı da bir rapor hazırlasın, o raporu da alalım. Nazmi dede de bir rapor hazırlasın. Cengiz Çandar’ı kimse kaale almaz söyleyeyim. Raporu da, alsın raporunu masanın üstüne koysun, kimse onun raporunu kaale almaz. Cengiz Çandar kim de raporu önemli oluyor. Eski solcudur, hep Filistin’e giderdi eskiden zamanında, içinde bir uhde kalmış demek ki mübareğin, kurcalıyor kendince, hiç kimse kaale almaz. Vay Cengiz Çandar rapor hazırlamış. Memiş dayım da rapor hazırlamış, ne yapalım? Bıraksınlar bunu, hiçbir şekilde Türkiye’yi böldürmeyiz. Eğer kozlarını paylaşmak istiyorlarsa, hukuk ölçüleri içerisinde, gelsinler konuşalım, demokrasi içerisinde gelsinler konuşalım. Zorla yapacağız diyorlarsa, kabadayılık yapacağız diyorlarsa, 20 milyon Türk gençliği hazır. 20 milyon, devletin emrindeyiz, canımız, malımız feda olsun. Rapor yazsa kaç yazar, her yer rapor olsa ne olur. Alsın raporunu, masanın üstüne koysun. Bir daha bu rapordan bahsetmesinler, ne raporu. Cengiz Çandar rapor yazmış, Memiş dede rapor yazmış, yok Nazmi amca bilmem ne düzenlemiş, bıraksınlar bunu. Haklıyım, inşaAllah. Bir de Şahin Alpay’ı geçenlerde uyardık, geri adım attı, akıllandı zannettik, yeniden ortaya çıktı hazret. Kardeşim, biz sürekli bu adamların tepesinde mi duracağız, sürekli bunları uyarmakla mı uğraşacağız çocuk gibi. Akıllarını başlarına alsınlar, öyle bir olay yok. Türkiye büyüyecek, koskocaman bir turan olacak inşaAllah. Koskocaman Türk-İslam Birliği olacak ve bunu da kimse durduramaz söyleyeyim. İstedikleri kadar uğraşsınlar. Üç beş kişi toplanmışlar, apo’nun arkadaşlarının yanına gitmişler, konuşmuşlar, çay kahve içip gelmişler. Turistik gezi yapmışlar. Hiç kimse kaale almaz. Bıraksınlar bunu. Gayet zinde gençlik herkes ayakta, titizlikle takip ediyoruz. En ufak, bir kıpırtıyı görürsek hukukla, kanunla, akılla, fikirle karşılığını veririz. Bu, edebiyatı bıraksınlar. Bir tane daha vardı, yanında gezdiriyordu Cengiz Çandar, kimdi o?
ALTUĞ BERKER: Hasan Cemal.
ADNAN OKTAR: Hasan Cemal, o da öyle garibanın teki, onun yanında öyle geziyor. Yani, o nereye giderse, o da onun peşinden gidiyor. Hiç kimse kaale almaz ikisini de. Bunlar kağıttan kaplan. Bu edebiyatı bıraksınlar. Türkiye dindardır, milliyetçi ve mukaddesatçıdır, üniter devleti savunur ve bölünmeye de şiddetle karşıyız. Bizim istediğimiz koskocaman bir Türk-İslam Birliği’dir. Bunun dışın da bir şey istemiyoruz. Avrupa’dan gelenler, istedikleri kadar gelsinler turistik gezi olur, istedikleri raporu yazsınlar, raporunu kendi okusun. Kimse kaale almaz. Şahin Alpay da oradan kendi kenarından, suzinak makamında gidiyor, onu da kimse kaale almaz. Yalnız, Fethullah Hocamız, bu adamı niye konuşturuyor, ben hala anlamadım. Ben ona hayret ediyorum, kendi gazetesinde.
ALTUĞ BERKER: Çok doğru söylüyorsunuz, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Kardeşim Türkiye bölündükten sonra Fethullah Hocam’ın okulları olsa ne olur? Bilmem nerede kurs açsanız, ne olur? Vatan bitmiş zaten o zaman. Her şey bitmiş demektir. Asla ve kesinlikle kabul etmeyiz. Böyle bir olay yok. Kimse de bizim ağzımızı aramasın, net tavrımız bölünme istemiyoruz, o kadar. Kıyısından, köşesinden, bunu ima dahi etmesinler. Edebiyata, artistliğe gerek yok. Ne alaka? Bize bunu teklif et; Azerbaycan ile birleşelim de kabul, Suriye ile birleşelim de kabul. Bunlar güzel. Irak’la birleşelim de, kabul. Ama bölünme neyin nesi? Böyle bir olay yok.
Adamlar, apo’yu getirecekler, hatta solun, liderliğini düşünüyorlar adama. Çok büyük bir felaketin kapısını açmaya çalışıyorlar. Hükümetin, arkasında olun, işte, onun için diyorum milletimize. Kardeşim, biz kimsenin karakaşına, kara gözüne meraklı değiliz. Biz biliyoruz, bir şey dediğimiz yok, eksiklerini kusurlarını da görüyoruz biz hükümetin ama acil bir durum var, böyle bir durumda aksi bir hareket çok anormal bir hareket olur. Hükümete çok sıkı desek verilmesi lazım. Yüzde 50’nin dışında, milletimizin diğer yüzde 50’sinin de destek vermesi lazım. CHP’de, burada Allah’ın rızası esastır, var gücüyle hükümete destek olsun. MHP zaten çok yiğittir, onlar gereğini yaparlar. Şehit aileleri büyük bir titizlikle seyrediyorlar. On binlerce şehit ailesi büyük bir titizlikle seyrediyorlar. Ben de büyük bir titizlikle seyrediyorum. En ufak bir kıpırtıda, Allah esirgesin sakın ha sakın. Demokrasiyle, hukukla mutlaka engelleyeceğiz. Böyle bir kıpırtıyı asla kabul etmiyoruz, inşaAllah. Çocuk mu kandırıyorlar, bize oturup oyun oynar gibi nereye gittiğini anlamıyor muyuz biz olayı? Niçin bir zemin hazırlandığını anlamıyor muyuz? Yok Hasan Cemalmiş, yok bilmem ne. Yaşlanmış adamlar bunlar, ikisi de. Cengiz Çandar’la da dedelik döneminde, kendilerince ucuz kahramanlık yapıyorlar. Bıraksınlar bunu, kahramanlık bu değildir. Türk-İslam Birliği’ni savunsunlar; budur kahramanlık. İttihad-ı İslam’ı savunsunlar; budur kahramanlık. Yaptıkları kahramanlık değil. Çok ayıp yaptıkları, çok ayıp. Ben yaptıklarından utanç duyuyorum. Ve halkımızın hiçbiri bunu benimsemiyor. “Raporu varmış” insan onu ağzına almaz, ne kadar komik bir şey. Senin raporunu kim dinler. Kendi kendine masanın başına oturmuş rapor yazıyor, değil mi?
Ben anlamıyorum, bunlar Türkiye’nin sahibi ayaklarında. 10-15 kişi falan, o onu coşturmaya çalışıyor, o ona bir şey yapıyor ucuz kahraman havalarında. Öyle bir şey yok. Ne Aydın Doğan Türkiye’yi idare ediyor. Bizim milletimiz Türkiye’yi idare ediyor. Dünyayı idare edecek inşaAllah. Böyle üslubu bıraksınlar. Anadolu’da şu an en az 50-60 milyon kişi bizi seyrediyor. Hepsinin fikri bu fikir, aksini kimse savunmaz. Aksini savunan varsa bana yazsın, burada görürüz. Binlerce mail geliyor, hepsi bu anlattıklarımızı destekliyor. Bunlar zamanında kendi kendilerini şişirmişler, yok Hasan Cemal, yok Cengiz Çandar falan diyerek.
ALTUĞ BERKER: Geçen de Ahmet Hakan, aslında güzel söyledi kendi hallerini Hocam. Aynı gazetenin ekibi onlar. Seçimde çıkan sonuçtan sonra, “Biz bu kadar yazıyoruz, kendi kendimize yazıyormuşuz, bir etkisi olmuyormuş.” diye itiraf etti, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Çocuk orada çok candan davranmış. Hakikaten, ben onu eleştirmiştim, “En canımı yakan şey eleştiri. Acayip darlanıyorum eleştiriden.” diyor. Hakikaten kendine güvenini kaybetti, eski havası kalmadı. Şu an gariban. Etiler’de şarap tadıyormuş duyduğuma göre. Geziyor öyle sakallarını falan arada sırada tarayıp. İşte bu kadar. Çünkü fikir yok bu adamlarda, bir ideal yok, düşünce yok, ufuk yok. Cengiz Çandar da eski, onun evvelini herkes bilir. Hasan Cemal de, bunların her ikisi de solcudur. Bunlar gençliklerinde yapamadıklarını birilerinden bekliyorlar. Böyle bir şeye müsaade etmez bizim milletimiz ve ben de müsaade etmem. Onu açıkça söyleyeyim. “Nal toplatma” diye tabir ederler ya, nal toplatırız Allah’ın izniyle, ilimle, fikirle, akılla, bilimle, sevgiyle. Bu vatan bizim. Nur gibi bizim insanlarımız ne güzel. Biz kimsenin huzurunu bozdurtmayız, kimsenin keyfini kaçırttırmayız. Bölünme çok büyük bir felakettir, istemiyoruz. Güneydoğu’daki Kürt kardeşlerimiz, hepsi bizim canımız, hepsi bizim ruhumuz. Ben Güneydoğu’yu alimlerin, mürşitlerin, velilerin kalesi olarak biliyorum. Selahattin Eyyubilerin evlatlarının olduğu bir yerdir. Ben oraya pasaportla mı gideceğim? Olacak iş mi şu? Onun için herkes aklını başına alsın.
Metafizik çok fazla şey olacak. Öyle mübarek bir ülke ki, öyle mübarek topraklar ki, öyle güzel dönemdeler ki, her şey çok güzel olacak. Fakat kahraman ordumuza ve yiğit polisimize, koç yiğit polisimize ve yiğit hakimlerimize, aslan savcılarımıza sonuna kadar tam destek çok önemlidir. Hafiften aba altından sopa göstermeler bilmem ne, o sopayı alır hukukla, kanunla yedirtiriz. Bıraksınlar bunları. Daha önce de mermi gönderiyorlardı falan, o çakallara o mermileri kanunla, hukukla yedirttik. Bir daha itlik yapabildiler mi? Yapamadılar. Yeni yeni itliklere de müsaade etmeyiz. Akıllı olacaklar. Buradaki konularda geçen kişileri, konuları, olayları tenzih ediyorum, ne demek istediğimi anlayan anlıyordur, inşaAllah. Akıllarını başlarına alacaklar.
Abdullah Öcalan, 30 binin üzerinde askerimizin, vatandaşımızın şehit olmasına sebep olmuş bir gaddar, zalim insandır. Normalde idam edilecekti, idam kaldırıldığı için müebbet hapis verildi. Gayet iyi şartlarda hapiste yatıyor. Adamların kafalarına bak. Onu solun lideri yapıp, Türkiye’nin başına bela etmeyi düşünüyorlar. Ve adım adım plan uyguluyorlar satranç maçı gibi oyun oynuyorlar oradan oraya ve gözümüzün önünde. Sanki biz çocuğuz, anlamayacağız. Yani neyi niçin yaptıklarını sanki anlamıyoruz. Çok açık görüyoruz. Kimse bize böyle kalleşlik, oyun yapmaya kalkmasın. Müebbet hapiste olan birçok insan var, yatıyorlar cezalarını. Dünya zaten kısa. Abdullah Öcalan da, ömrünü yakasına dikmedi. Herkes vefat edecek, her insan vefat edecek. Onun kaderi öyleymiş. Suç işlemiş, suçunun karşılığı yatacak. Ahirette karşılığını da Allah bilir zaten. Bir tek o değil, birçok müebbet hapis cezası çeken insan var. Sen onu affettiğinde, Türkiye’nin başına getirmeye kalktığında, dünya toz duman olur, kıyamet kopar. Böyle bir adaletsizlik, böyle bir hukuksuzluk, böyle bir rezaleti kimse beklemesin. Bize kabustan bahsediyorlar. Deliyseler Allah’a yalvarsınlar. Akıllarını başlarına alsınlar, inşaAllah. Onu yaparken o adam bilmiyor muydu başına gelecekleri? Biliyordu, her şeyi göze alarak yaptı onu. Tamam, karşılığını da çekiyor, bu kadar. Karmaşık bir şey yok. Adam hem cinayet işleyecek, hem de sırtı sıvazlanacak. Cinayet işleyen, başına geleceğini zaten kabul ederek onu yapıyor. Kişi, iki kişi de değil, 30 binin üzerinde Mehmetçiğimizin, aslanımızın kanı ellerinde adamın, ki buna rağmen çok iyi şartlarda hapiste yatıyor. Sürekli yeri hapistir, onu söyleyeyim, budur. Asıl ahirettekini düşünsün. Buradaki çok hafif.
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler