Adnan Oktar`ın 9 Temmuz 2011 tarihli A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv ve Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: “Dedi ki: 'Eğer bana uyacak olursan” eğer ona uyacak olursa ama “hiçbir şey hakkında bana soru sorma”. Yani bir insanı insan mürşit kabul ettiyse dik başlılık yapamaz. Yani çok uysal ve saygılı olmak durumundadır. “Ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar.” Yani sabret, bekle, sonunu bekle, sonunda hikmetle karşılığını göreceksin, anlayacaksın. “Böylece ikisi yola koyuldu.” Üç kişi değil, iki kişi. En güzel anlatım yolu teke tek anlatımdır, yalnız anlatımdır. Üçüncü bir kişi olduğunda daha insanın dikkati dağılır. İki kişide sır verme imkanı vardır, iki kişide. Çünkü üç kişide sır olmaz. Olur da zayıf olur, ama iki kişide sır olur. “Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deldi. Dedi ki: 'İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.'” Demek ki Allah bir şey yaratırken, bir şey meydana getirdiğinde bazen insanlar hikmet yönüyle bakmazsa onu bir felaket olarak görebilirler. “İçindekilerini batırmak için mi onu deldin?’” “Dedi ki: 'Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini sana söylemedim mi?’” Vahiyle söylediği anlaşılıyor. Çünkü ‘kesinlikle’ ifadesi nedir? Vahiy gerektirir. Çünkü bir peygamberin sabretmeye gücünün yetmeyeceğinin kesin olarak bildirilmesi nasıl olabilir? Vahiydir. Onun dışında zaten söyleyemez, yani yetkisi, gücü de olmaz. “(Musa:) 'Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama”. Unutmuş. Unutturan kim? Allah. “Bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma.” İnsanların affedici olması, kolaylaştırıcı olması, zorluk çıkartmamasının önemine dikkat çekiliyor. “Böylece ikisi” hep iki, iki, iki. İki ikiler dünyanın sonunda da önemli, inşaAllah. Birçok şeyde önemlidir. “Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürdü.” “Çocuğu öldürdü” diyor Cenab-ı Allah. “Dedi ki: 'Bir cana karşılık olmaksızın” bak, o şeriata tabi olduğu için “bir cana karşılık”, “ancak cinayet işlersen böyle bir şey olabilir” diyor, “bunu nasıl yaparsın?” diyor. “Tertemiz bir canı mı öldürdün?” Tertemiz olup olmadığı vahiyle bildirilmesi gerekir. Canın tertemiz olup olmadığı Hz. Musa (a.s.)’a bildirilmemiş. Kime bildirilmiş? Hz. Hızır (a.s.)’a bildirilmiş. Canı temiz değil ama bilmiyor Hz. Musa (a.s.). “Andolsun” yemin ediyor, “sen kötü bir iş yaptın.” Burada vahye dayalı bir bilgi olması gerekirken zahire dayalı bilgi olduğu için yanlış hüküm veriyor. “Sen kötü bir iş yaptın” diyor. Halbuki yaptığı doğru, yanlış yapmıyor. Çünkü vahye göre hareket ediyor. “Dedi ki: 'Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini sana söylemedim mi?’” Bak, bir daha söylüyor. “Güç yetiremezsin” diyor. “(Musa:) 'Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme.” Yani çünkü orada güvende bir eksiklik meydana gelmiş oluyor. Güven olursa arkadaşlık devam eder ve eğitim devam eder. Güven olmayınca devam etmez. Güvensiz gibi görüneceği için kabul etmiyor. “Benden yana bir özre ulaşmış olursun.” Yani; “ben kabul ediyorum” diyor. “Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler.” Hz. Hızır (a.s.) isterse yemek yer, isterse yemez ama Hz. Musa (a.s.) insan olduğu için… Hz. Hızır (a.s.) da insan ama bazen insan boyutundan çıkıp ruh boyutuna geçiyor, yani madde dışı bir boyuta geçiyor; o zaman yemek yemesine ihtiyaç olmuyor. “Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı.” Bu ne demektir? Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlar konuklamaktan kaçınacak, Hz. İsa (a.s.)’ı konuklamaktan kaçınacak. Zor olacak onlar için hayat. “Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular.” Eski bir duvar, yıkılmaya yüz tutmuş. Hz. Mehdi (a.s.) geldiğinde ne bulacak? Yıkılmaya yüz tutmuş bir sistemle karşılaşacak. Adeta İslam yıkılacak gibi karşılaşacak. O yıkılacak duvarı düzeltecek, inşaAllah. Hz. Süleyman (a.s.)’ın yıkılmış duvarını tamir edecek ve mescidi yapacak yeniden, Hz. Süleyman (a.s.)’ın Mescidi’ni. “Hemen onu inşa etti.” Süratli bir inşa. Hz. Mehdi (a.s.)’da ne var? Sürat var. Burada ne diyor? “Hemen” diyor Cenab-ı Allah. Ağır ağır değil. Normalde inşaat yavaş yavaş gelişir, değil mi? “Hemen” diyor. Hz. Mehdi (a.s.)’da da inşaat olsun, sosyal olaylar olsun, çok süratli düzelecek, gelişecek. Ayrıca Hz. Hızır (a.s.)’ın duvarcı ustası olduğunu da görüyoruz. Bir vasfı da o, duvarcı ustası olması. “Dedi ki: 'Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.'” Gerçek dava adamı Allah rızası için hizmet eder ve para almaz. Kuran buna da işaret ediyor.
Sokak Röportajları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Sokak Röportajları
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...