Adnan Oktar`ın 14 Temmuz 2011 tarihli A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Ama münafıklar tabii hiçbir şekilde Hz. Mehdi (a.s) aramazlar; dilini dolandırır, evirir, çevirir, yani istiyormuş gibi yapar ama istemez. Çünkü en son noktada bakarsın mutlaka kaytaracak bir nokta bulurlar. “Tamam, güzel de, daha var” der veyahut “geçmiş” der. Kurtulmak istiyor ya. Tabii bir kısmı cahilliğinden yapar ama daha çok bunu münafıklar yapar. Münafıkların bir yöntemidir, münafığı belirleme de bir yöntemdir. Bak ya “geçmiş” der, ya “gelecek” der, ya “ruhtur” der, ya “şahs-ı manevidir der” ama illa ki Hz. Mehdi (a.s)’ı yok etmek peşindedir. Hz. Mehdi (a.s)’ı kim yok etmek ister? Deccal yok etmek ister, değil mi? Hz. Mehdi (a.s)’ı, adam illa keserek yok etmez ki, işte inançla da yok edebilir. Deccal zaten inançla yok etmek istiyor Hz. Mehdi (a.s)’ı. Dolayısıyla bu da bir deccaliyet olmuş oluyor, deccalin askeri olmuş olur insan. Cahilliğinden yaparsa o ayrı ama bilerek yaparsa deccale ve şeytana tam tabi olmuş olur. Ve münafık alameti göstermiş olur. Onun için evirip çevirmeyecek. Yine bir münafık alameti de; direkt küfür büyük bir tehlikeyken, bak PKK tehlikesi var, komünist tehlike var, dinsizlik tehlikesi var, dünyanın yüzde doksan dokuzu dinsiz olmuş; bunları bırakıp Müslümanlara tevcih oluyorsa bir insan, yani ağırlıklı olarak Müslümanlarla uğraşıyorsa; işte şu, şu mezhepten, şu cemaatten, şu şöyle yanlış, bu böyle yanlış; bu da bir münafık alametidir, bu da deccal ordusuna bir hizmettir, deccaliyete hizmettir. Çünkü Mehdiyet ne yapar? Direkt küfrü hedef alır ve münafıkları hedef alır. Mehdiyet özellikle direkt münafıkları hedef alır, çünkü Bedüizzaman; “Hz. Mehdi (a.s) cereyan-ı münafıkaneyi dağıtacak” diyor, yani münafık cereyana karşı bir güçtür Hz. Mehdi (a.s), cereyan-ı münafıkane. Müslüman hatalı olabilir tabii, çok değişik görüşte insanlar olabilir. Her cemaatin kendine has bir görüşü var ve her cemaat diğer cemaatin görüşünü benimsemediği için, yanlış bulduğu için kendi cemaatini savunur. Mesela Şiiler kendi cemaatini savunur, Caferi ayrı, Sünniler ayrı. Sünni’de Hanefi, Hanbeli, Şafi, hepsi ayrıdır; tarikatlar ayrıdır. Adam beğenirse gider öbür tarikata girer. Kendi tarikatını beğenir, kendi görüşünün doğru olduğunu önerir ama işi gücü bırakıp, küfürle ve münafıklarla mücadeleyi bırakıp Müslümanları hedefliyorsa, bu deccal ordusunun elemanı olduğunu gösterir. Deccal ordusunun elamanı olunca alnında damga olmaz, olur da Allah Katında olan bir damga vardır. Onun için ben, dikkat ederseniz direkt küfrü hedeflerim, münafıkları hedeflerim. Müslümanları hedeflemem. Mesela bana sürekli soruyorlar; “şu nasıldır, bu nasıldır?” Ben Müslüman’ı hedeflemem. Çünkü bu münafığın sistemi, yöntemidir. Münafık çünkü küfrün dağılmasını istemez, çünkü münafık olabilmesi için küfrün devam etmesi lazım. Küfre sırtını dayadığı için münafık güç kazanır zaten. Mesela Müslüman’ı tehdit edebilmesi için küfre sırtını dayaması lazım. İşte der ki; “seni ihbar edebilirim”, “mahkemeye çıkarım,” “şunu yaparım, bunu yaparım.” Böyle aba altından sopa göstermeye kalkar kendi kafasınca, ahmak kafasınca. Onu, ona şeytan söyletir; onun kaderindedir. Münafık kendi aklıyla bunu düşünemez, münafığa ilka eder şeytan bunu, kalbine. Eğer küfür kalkarsa münafığın bütün gücü de kalkar, alelade hale gelir. Münafığın diklenmesi, itlenmesi, Müslümanlara alçakça ve kahpece tavır koymasının nedeni küfre sırtını dayamasıdır; onlardan güç bulur. Yoksa tahayyül edin, küfrün olmadığını düşünün; münafık adım atabilir mi? Atamaz. Güç olarak dayandığı bir yeri, bir sistemi de yok etmek ister mi münafık? İstemez. Küfür duracak ki o da atak yapabilsin, onu kullanabilsin. Mesela gider onların televizyonunu kullanır, imkanlarını kullanır, bilmem neyini kullanır, şununu kullanır, bununu kullanır ve oradan kudurmuş gibi Müslümanların aleyhine tavır koyar. Küfre tek kelime konuşabilir mi? Konuşamaz. Küfre ne yapar? Yalakalık yapar, itlik yapar; domuzun pisliğindeki kurt gibi, gider oralarda gezinir, onun pisliğiyle yaşar. Çünkü küfrü yıkarsa kendi yuvası dağılacaktır, kendi sistemi dağılacaktır ve en önemlisi enaniyetini besleyen, azgınlığını besleyen ana güç, küfür kalktığında, o itliği yapamayacak hale gelmiş oluyor. Yani tehditkar tavrını kaldırmış oluyor, o zaman yapamıyor bir şey. Onun için Kuran’da da münafıkların hep böyle örtülü veyahut açık Müslümanları tehdit ettiğini görürüz; yöntem hep budur. İşte, “Bak sırrınızı söylerim ha!” “Şunu söylerim!” “Bunu söylerim!” Kuran’da dikkat ederseniz bu vardır. İşte, “düşmanlar size karşı toplandı, gücünüz kalmadı.” Böyle bir mantık içerisindedir münafık ama bunu yaparken de dürüst, efendi, akıllı, isabetli insan konumunda ortaya çıkar; derli toplu, ehl-i takva, ehl-i sünnet; işte sarığı, cübbesi her şeyi tamamdır, tespihi tamamdır. O da dışarıya karşı bir dayanma gücüdür, çünkü eğer onları da kullanmazsa Müslümanların içerisine sızma gücü olmaz. Kamuflaj yapmış bir canavardır münafık; o sarığın, cübbenin, takkenin içerisine saklanır veyahut neyse artık, saklanacağı ne bulursa. Yılan gibi toprağın içinden, böyle sezdirmeden kamufle olmuş olarak geçer, Müslümanları zehirlemek için. Onun için Müslümanlar için en büyük tehlike; birincisi münafıktır, ikincisi küfürdür. Bediüzzaman da onun için, “Hz. Mehdi (a.s), cereyan-ı münafıkaneyi dağıtacak” diyor. Bak, küfrü demiyor; “cereyan-ı münafıkaneyi dağıtacak” diyor. Küfrü esas bir şey olarak almamış Bediüzzaman, çünkü münafık cereyan gidince zaten küfür gitmiş oluyor; münafıklığın altında yaşıyor küfür. Münafık desteği olmadan zaten küfür hareket edemez; münafığın muhbirliği olmadan, ihbarcılığı olmadan, alçaklığı olmadan, kahpeliği olmadan, onların orada burada adamları olmadan küfür hareket edemez. Dikkat ederseniz her türlü melaneti, her türlü pisliği Müslümanlara Müslüman görünümünde münafıklar yapar; küfürden hiç göremezsiniz, çok nadirdir. Köşe başı, orada burada, mesela bakarsın münafık, alçak gider, mesela devlet dairesinin bir yerindedir, orada ahlaksızlığını yapar, itliğini yapar; bir bakarsın başkası, başka bir yerde hoca görünümündedir, oradan alçaklığını yapar. Bir bakarsın öğrenci görünümündedir; o, orada gider alçaklığını yapar. Bu mikropların bir tanesi bile bin kafir gücündedir. Bir münafığın gücü çok fazladır. Onun için onlara yapılacak olan azabın gücü de çok fazladır. Mesela cehennemin en derin tabakasına koyuyor Allah münafıkları ama “onlara o gücü Ben verdim” diyor Allah, münafıklara. Münafıklar da zanneder ki bağımsız hareket ediyorum. Münafığın en önemli özelliği kendi aklıyla, kendi gücüyle o münafık atakları yaptığını zanneder. Onun kaderinde olduğunu, onu Allah’ın ona yaptırdığını bilmez. Bir ekran gösterildiğini, ekranın içerisinde Allah’ın ona o münafık eylemleri yaptırdığını bilmez; hepsini kendinin yaptığını zanneder ve kendini de hakikaten müstakil bir varlık olarak görür, bir görüntü seyrettiğinin farkında değildir o. Dışarıda aslı vardır ama görüntüsünü seyreder. Münafık onu akledecek şuura sahip değildir. Kaderinde olduğunun şuurunda da değildir.
Güncel Yorumlar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler