Adnan Oktar`ın 14 Temmuz 2011 tarihli A9 Tv, Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: Atatürk’ün 1926 yılında Bursa Türk Ocağı’nda orada bulunanlara yaptığı sohbetten bir alıntı okuyorum. Şöyle diyor Atatürk; “Hakikaten Kuran’da çok büyük hikmetler ve düsturlar vardır. Yasin Suresi ne şahanedir. Ben Kuran okumak istediğimde çok defa Yasin Suresi'ni okurum.” Atatürk’ün, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’le ilgili bazı sözleri ise şöyle olmuştur; “Cümlemize malumdur ki, Cenab-ı Peygamber (s.a.v) Kuran hükümlerini tebliğe memur olduğu halde ve tarihte etraf ülkelerde muhtelif akvam vardı.” Yani çeşitli milletler vardı. “Peygamber Efendimiz Hazretleri (s.a.v), Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini gerçekleri bildirmeye memur ve elçi olmuştur. Ana kanunu hepimizce malumdur ki, şanı büyük olan Yüce Kuran’daki naslardır. Kuran’ın içerdiği hükümlerin, insanın yaratılışına en uygun hükümler olduğunu, Atatürk şöyle ifade etmiştir; “Yüce Allah, itaat etmeyi mecbur tuttuğu insanların esasen kalplerindeki gerçek ihtiyaçlarını tamamen bilir. Bu nedenle gönderdiği Kuran tamamen o ihtiyaçlara uygun olan hükümleri içeren bir kitaptır” demiş, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yasin Suresi’ni Atatürk sürekli okuyormuş, öyle mi?
ALTUĞ BERKER: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Onu bir daha oku bakayım.
ALTUĞ BERKER: İnşaAllah. “Yasin Suresi ne şahanedir. Ben Kuran okumak istediğimde, çok defa Yasin Suresi’ni okurum.”
ADNAN OKTAR: Bak, diyor ki; Muhyiddin Arabi Hazretleri (k.s), Futuhatu’l-Mekkiyye’sinde şöyle bir ifade kullanıyor; “Herkesin bir suresi vardır, benim surem Tekvir Suresi. Hz. Mehdi (a.s)’ın suresi ise Yasin Suresi olacaktır” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’la ilgili olduğu için, Yasin Suresi’ni Allah Atatürk’ün kalbine ilham ediyor. Hz. Mehdi (a.s)’a ağırlıklı olarak hitap eden bir suredir, Yasin Suresi. Kalb-i fıtri ile, Allah Atatürk’ün kalbini Yasin Suresi’ne çekmiş, Mehdiyet’e çekmiş, maşaAllah.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, şeytandan Allah’a sığınırım. “Yasîn. Andolsun hikmetli Kur’an’a. Gerçekten gönderilenlerdensin.” Yani sürekli Mehdiler gönderilmiştir, Peygamberimiz (s.a.v) de Mehdi’dir, ahir zamanda gelecek olan Mehdi de Mehdi’dir. “Dosdoğru bir yol üzerinde(sin).” Hz. Mehdi (a.s) da masumdur ahkamda; Peygamber Efendimiz (s.a.v) de masumdu, Hz. Mehdi (a.s) da masumdur ahkamda. Dosdoğru bir yol üzerinde gidecektir, inşaAllah. “(Kur’an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah’ın) indirmesidir.” Kuran’a dikkat çekiyor Cenab-ı Allah. “Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah’ın) indirmesidir.” Münafıklar, Kuran’dan haşa nefret ederler, hurafe denizine dalarlar, Kuran’ın yeterliliğini asla kabul etmezler. Münafığın beyninde, iğrenç bir pislik olarak şirk bataklığı kalmıştır. Allah, Kuran’ı istediği kadar yeterli desin, münafığa etki etmez. Münafık, şirk bataklığının içinden çıkmak istemez. “Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin).” Peygamberimiz (s.a.v)’e hitap var, aynı zamanda Hz. Mehdi (a.s)’a hitap var. Çünkü bak; “Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin.) Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.” O söz; darlık, buhran anlamına geliyor aynı zamanda, ekonomik kriz anlamına geliyor. Ebcedi 2007, 7. ayet. “Gerçekten Biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.” Münafıklarda bir enaniyet, tek başına olma arzusu vardır; en büyük olma arzusu vardır. Hiçbir şekilde bir üst kabul etmez. Onun için Hz. Mehdi (a.s)’ı ve Hz. İsa (a.s)’ı kabul etmezler. Yani o kendisine bir şeyh bulur, bir hoca bulur; onun, eninde sonunda onun yerine geçeceğini düşünür. Zaten kahpe bir amacı vardır, yani çeşitli entrikalar sonucunda onun makamına ulaşacağını düşünür ve müstakil bir derebeylik oluşturacağını düşünür. O yüzden de Mehdiyet’i asla kabul etmez. “Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar” diyor Allah. Ne anlatılırsa anlatılsın.
“Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan,” Kuran’ın yeterliliğine inanan, “ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.” Kuran’ın yeterliliğine ait her ayet, münafıklarda sarsıntı meydana getirir. En hoşlanmadıkları açıklamadır.
“Ey kavmim, elçilere uyun.” Yasin Suresi, 20; ebcedi 2036. Hz. İsa Mesih (a.s)’a, Hz. Mehdi (a.s)’a bakıyor, inşaAllah. Yasin Suresi, 17; “Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur.” Tam 2010 tarihini veriyor ebcedi. Kardeşim, şimdi bu kadar mutabakat normal mi? Bir olağanüstülük var. Yasin Suresi’nde birçok sır var. Mesela bakın; Yasin Suresi, 20; “Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; “Ey kavmim elçilere uyun” dedi, 2036 tarihini veriyor. Şehrin en uzak yerinden koşarak gelen adam, Allahualem Hızır (a.s). Koşma ve sürat ondadır. Bak, en uzak yerinden, şehrin en uzak yerinden koşarak gelebilen bir insan, o sürat Hızır (a.s)’a ait bir sürattir. Başka bir insan öyle koşarak gelemez, inşaAllah. Mesela firavunun sarayında hiçbir sorun olmadan yaşayan bir insan, Hz. Hızır (a.s)’dır, inşaAllah. Münafıklar Kuran’ın bu sırlarından çok darlanırlar. Mesela Kuran’daki şifreler de, Ömer Çelakıl çok efendi bir çocuk; nezaketli, mütevazi, dünya hırsı olmayan bir çocuk. Nasıl kudurmuş gibi saldırıyorlardı ona bazı şahıslar. Kuran’ın sırlarını güzelliğini, derinliğini, sırlarını verdiği için şeytan onlara emir veriyor; “gidin, saldırın” diyor, onlar da saldırıyorlar.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler