Adnan Oktar`ın 16 Temmuz 2011 tarihli A9 Tv, Gaziantep Olay Tv ve Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: Nasihatleriniz Allahualem etki ediyor, Ahmet Hakan’ın bir yazısı vardı bugün.
ADNAN OKTAR: Ne diyor?
ALTUĞ BERKER: Açıkça anlatmamış, ancak sizin PKK ile bilimsel mücadele çözümünüze gönderme yapan bir yazı yazmış. Yazısında 90’lı yıllarda terörle mücadele gerekçesiyle hukuk dışına çıkıldığını, köylerin boşaltıldığını, Kürt vatandaşlarımızın üzerine büyük bir baskı uygulandığını belirterek, devletin aynı hataları bir daha tekrarlamamasını gerektiğini hatırlatmış. Dolayısıyla PKK, terörün karşısında acil olarak eskisi gibi yıkıcı ve dökücü olmayan, yani fiziki güce dayalı olmayan yeni bir yöntem, bugüne kadar yapılmamış ve denenmemiş yeni bir yol yapılması gerektiğini ve PKK’nın karşına daha önce hiç başvurulmamış bir çözüm yoluyla çıkılması gerektiğini ifade etmiş.
ADNAN OKTAR: Dili mi dönmüyor? “Bilimsel mücadele yapılması lazım” de, değil mi? Hakkı, hakikati akılcı olarak anlatmak lazım. Benim Kürt vatandaşlarım dünya tatlısıdır, dünya iyisidir. Gidersin köy köy, kasaba kasaba, sohbet edersin; ev sohbetleri de yapılır, değil mi? Köyün ileri gelenleri oturtulur, konuşursun. “Amcam,” “annem,” “teyzeciğim” dersin. “Nasıl yapalım, ne hoşunuza gider? Elhamdülillah, hepimiz Müslümanız. Bu vatanı seviyoruz, Türk-İslam Birliği çok güzel. İttihad-ı İslam olsun bölgede, Suriye’ye de gidin, Irak’a da gidin, İstanbul’a da istediğiniz gibi gelin. Komünist olursa bu sistem, canınız yanar; İslam, din, iman kalmaz; aile kalmaz, ahlak kalmaz, provokatör diktatörlüğü olur.” Stalin zamanından falan örnekler verilebilir. Biz bizeyiz, işte ne güzel; tatlı, güzel yaşıyoruz, Bizim Cumhurbaşkanımız Kürt’tü, Jandarma Genelkurmay Başkanımız Kürt’tü. Devletin istihbaratında çok fazla Kürt kardeşimiz görev alıyor. O kadar fazla polisimiz, emniyet müdürümüz var ki Kürt. Çok fazla Kürt milletvekilimiz var, partilere dağılmış. Milliyetçi Hareket Partisi’nde koçyiğitler var, Kürt; Diyarbakır’da ülkücü gençler var, Kürt. Biz hiç bilmezdik böyle bir şey, nereden çıktı bu iş böyle? Dolayısıyla komünizme karşı, halkı kucaklayan bir tavır. Ahmet Hakan arada doğru-güzel yazıyor. Oradaki halka, oradaki milletimize, Kürt kardeşlerimize İddia Edilen Ergenekon terör örgütünün psikopat manyakları, alçak köpekleri, insan aklının alamayacağı işkenceler yaptılar. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün şemsiyesi altında akıl almaz itlikler, akıl almaz çakallıklar yaptılar. Biliyoruz onu, buralarda biliyoruz; burada da çakallık yapıyorlardı. Sadistlik, itlik, esrarkeşlik, eroinmanlık, her türlü pislik, gayrimeşru hayat bunlarda; oradaki kardeşlerimizi tiksindirdiler kendilerinden. Onlar dediler ki; “ya bölünün, ya böyle canınızı yakacağız.” Özetle; Kürt anneannelerimizle, Kürt dedelerimizle, kardeşlerimizle güzel sohbetler yapıp, gerçeği anlattıktan sonra da can güvenliklerini sağlamak lazım. Her köyde karakol bulunması lazım; mesela 100 kişilik bir köyse, 50 kişilik jandarma. Bir süreliğine. Hem köy de canlanır, değil mi? Oraya dükkan da açsınlar, sağlık ocağı açılsın; iç içe birlikte yaşasınlar, inşaAllah. Son derece hürmetkar, sevgi dolu. Birlikte, beraber camiye gidip namaz kılsınlar. Her yere müstakbel mevki, beton, inşaAllah. Bölge bir kere asker-polis kaynasın. Vatandaşlarımız da orada mesela Karadeniz’den koçyiğitler, Trakya’nın koçyiğitleri de oralarda tesisler açsınlar. Orada kardeşlerimize iş imkanları sağlasınlar, oranın güvenliği ile ilgili de esaslı tedbirler alınsın ... Masrafı ne verelim, oraya en az 200 bin, 300 bin kamera alınması lazım, en az; makulü de bir milyon kamera. En az bir milyon kamerayla oraların izlenmesi lazım. Her yer, sokakları falan. Çok fazla gözleme istasyonları oluşturulsun; erken haber alma. Sivil vatandaşlarımıza görev verilsin. Bana mesela öyle görev verseler, severek yaparım. Mesela deseler ki bana; “bir askerimizi giderken çaprazdan koru;” bizim çocuklar, kardeşlerimiz severek yaparlar. EvelAllah, gayet de kolay yapılır, inşaAllah. Askerlerimize, mesela aileleri çok sık moral ziyaretleri yapsın. Askeri birliğe otobüsler cayır cayır çalışsın. Orada, o koçyiğitlerimize gidip, askerleri bağırlarına bassın aileleri, akrabaları. Mesela bedava otobüs severleri olsun, parasız. Oraya da parasız lokantalar kuralım, otel de kuralım. Aileleri gitsin, kalsın, çocuklarını kucaklasın; orada gece-gündüz görüşsünler, değil mi? Oradaki Kürt kardeşlerimizle de kucaklaşsınlar, çocuklara gidip hediyeler versinler. Gerekirse onların evlerinde kalsınlar, kendi evlerine davet etsinler. Orası böyle cayır cayır kaynasın; hem asker-polis kaynasın, hem çok iyi gözlemlensin-gözetlensin. Havadan gayet rahat gözetlenebilir. Oyuncak helikopterler satılıyor, pır pır pır uçuyor, değil mi? Onunla bile havadan kontrol edilebilir; bir kamera yüklenir üzerine, gayet küçük bir akü koyacaksın, verici konulacak; gayet rahat havadan kontrol edilebilir. Bu çakalların kontrolü, o kadar zor değil. Rehavet anını çok iyi kolluyor. Mesela puslu hava; puslu havada nefes aldırmamak lazım. Bir de benim anlayamadığım, bu herifler Kandil denen bir yerde mekan kurmuşlar. Nasıl bir yer bilmiyorum da, yani buraya gidilemiyor mu? Ben anlayamıyorum, yani normal askeri konvoyla gidip, “boşaltın burayı!” demek lazım, değil mi? Bir kere Kandil diye bir yer olmaması lazım, öyle bir olay olmaması lazım; oraları boşaltmak lazım. Halka bol miktarda kitap dağıtmak lazım; kitap ve yiyecek, bilgi. Darwinizm’in, materyalizmin geçersizliğini anlatan eserler, konferanslar, sohbet toplantıları; moral yönünden bu çökertir. Herifler Kandil’de elini kolunu sallayarak… Yıllardan beri orası böyle bir adres gibi durur. Ben anlamıyorum, nasıl oluyor böyle bir şey? Yani sanki başka bir boyutta bir yer mi burası, ben anlayamıyorum? Yani arabayla falan gidilebilen bir yer değil mi burası? Yerin altında falan mı? Nedir o?
ALTUĞ BERKER: Mağaralar, dağların içinde herhalde Allahualem, sizin bildiğiniz gibi.
ADNAN OKTAR: O bölgenin genel adı mıdır? Nedir?
ALTUĞ BERKER: Allahualem Hocam.
ADNAN OKTAR: Tabii, bununla hallolur demiyorum; oradan kovarsan başka yere kaçar. “Hoşt” dersin, oraya kaçar, başka yere kaçar. Bilgi, bilgiyle yok edilir, başka bir şey yok. En azılı cahili bile, en vahşi insanı bile bilgiyle düzgün yola getirmek mümkün. Mesela şu Yaratılış Atlası, Güneydoğu’daki köylere dağıtılsa, PKK’nın nefesi kesilir. Her köye bir tane Yaratılış Atlası verilebilse… Şimdi biz oraya nasıl gidelim? Çok zor. Orada özel film göstertilebilir halka, televizyon yayını yapılabilir. O Şeş TV’yi hemen hemen herkes seyrediyor Güneydoğu’da, çok rahat olur. Mesela Ramazan’da, Ramazan sohbetleri yapalım orada. İftarlar verelim büyük; mesela 1000 kişilik, 2000 kişilik. Çoluk çocuk hepsi gelsin, toplansınlar, değil mi? Birlikte yemek yiyelim. Oralarda sohbet toplantıları yapıp, orada bunların ideolojisini fikren yok etmek lazım. İdeolojisini fikren yok ettin mi, olay kökünden hallolur. Türk-İslam Birliği’ni ısrarla savunmak lazım, bir de bu. Halk dindar çünkü, Güneydoğu halkı çok dindardır. Bayağı efendidir; namusuna, haysiyetine çok düşkündür Güneydoğu halkı, bütün Anadolu gibi. Merttirler, güzel huyludurlar. Komünizmden nefret ederler. Komünizmi şu an PKK anlatmıyor onlara, komünizmin ne getireceğini anlatmıyor. Sadece “özgür olacaksınız, rahat olacaksınız” diyor. Tuzağın ikinci aşamasını bilmiyor oradaki Kürt kardeşlerimiz; bunun anlatılması lazım. PKK nasıl anlatsın? “Dininizi, imanınızı yok edeceğiz; aileyi yok edeceğiz, namus kavramını kabul etmiyoruz, ahlak kavramını kabul etmiyoruz” diyebilir mi? Diyemiyorlar, komünist taktik güdüyorlar; iki ileri, bir geri. Şu an oradaki masum, mazlum, tertemiz kardeşlerimize gerçek amaçlarını, ana hedeflerini söylemiyorlar. Gerçek amaçlarını, ana hedeflerini belirtmek lazım; hangi aşamalardan geçeceklerini belirtmek lazım. Mesela Türkiye’ye diyorlar ki, “sadece biz bir özerklik, bir özgürlük, rahatlık, demokrasi; başka bir şey istemiyoruz” ne alaka? Bu bir aşama, birinci aşama; ikincisi, “bağımsız devlet istiyoruz;” üçüncüsü, ordu teşekkülü; dördüncüsü, Kızıl Çin’le bağlantı. Onların Şangay sözleşmesi var, anlaşması var. O Şangay ekibine girerler, muhtemelen oraya girecekler. Kuzey Kore, Kızıl Çin falan o ekibin savunma sistemi içerisine girecekler. Oraya roketlerini yerleştirecekler; ağır toplar, obüsler, sahra topları, tanklar, Kızıl Çin tankları. Kızıl Çin bedava verir, binlerce tank verir; askeri uzman da gönderir. Bu eski katillerin hepsini subay yaparlar. Oradan buradan da getirttirecekler, İran’daki Kürt bölgesi, Suriye’deki Kürt bölgesi, Irak’taki Kürt bölgesi; büyük bir komünist-Kürt süper devleti kuracaklar, güya Kürt. Ermenistan’la da işbirliği yapmayı düşünüyorlar; Ermenistan şu an mazlum ama onları da sapıklığa sürükleyecekler, onları da komünist çizgiye çekecekler. “Siz eskiden komünisttiniz, gelin yine komünist olun” diyecekler, onlarla da iş birliği yapacaklar. Ta Ermenistan’dan itibaren, orada dev bir büyük komünist devlet kurmayı düşünüyorlar. Hatta mazaAllah, Azerbaycan’ı falan da yutmayı düşünüyorlar. Büyük bir bölgeyi, yani Karadeniz’in doğu kesimlerini içine alacak şekilde. Hatta bunların yani birinci aşaması, ta Adana’ya kadar düşünüyorlar. Büyük bir toprak parçasını alıp, orada komünist bir süper devleti kurmak; ondan sonra ikinci aşama da Türkiye’yi tamamen yutmak, ondan sonra da civar ülkelerine saldırmaya başlamak. Çünkü Türkiye’deki komünistler amaçlarına ulaşamadılar, 12 Eylül döneminde. Ezildiler, içlerinde bir ukte kaldı. PKK’nın bunu yaptığını düşünüyorlar şu an. Onlara hayran olup, onlara destek olup, yapamadıklarını şu an yapmak istiyorlar; eski Türk komünistler de. Onlar Türkiye’yi komünist yapmak istiyorlardı o zamanlar. İşte onu PKK kanalıyla yapmayı düşünüyorlar şu an. Çünkü önce komünist bir devlete ihtiyaç var, Türkiye’de komünizmin oluşması için. Oradan komünist devrimi ihraç edecekler. Diyecek ki; “sen devrimci değil misin?” “Devrimciyim” diyecek, “al sana, işte komünist devrim. Devrimi ihraç ettim” diyecek. Onun için Atatürk’ü de dinsiz gibi göstermeye çalışıyorlar birkaç yerde, bazı gazetelerde falan da gördüm. Ama oradan tutturamadılar; çok çırpındılar ama onu beceremediler. Atatürk olsa iflahınızı keserdi sizin iflahınızı; kaçacak delik arardınız. Atatürk anti-komünistti, Türk milliyetçisiydi, dindardı; gerçek dindar. Samimi dindardı ve yobazlığa da karşıydı. Tam aydın, kaliteli bir insandı.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler