Adnan Oktar`ın 20 Ağustos 2011 tarihli A9 Tv röportajından
BETÜL HANIM: BDP’li Hasip Kaplan, birkaç gün önce, “devletin PKK ile mücadeleye gücünün yetmediğini, çünkü devletin PKK’nın fikri yapısına askeri güçle karşı koymaya çalıştığını, ancak zamanı gelmiş fikirlerin önünde dünyanın en güçlü ordularının bile duramadığını” söylemişti. Hadi Uluengin de bugünkü yazısında aynı mantığın devamı olarak, “devletin PKK ile savaşta, askeri ve ideolojik olarak kesin olarak yenilgiye ve hatta hezimete uğradığını ve bu nedenle devletin tek bir ulus anlayışında ısrar etmek yerine, Kürtlerin milli kimliğini, hukuki ve resmi olarak tescil etmesi gerektiğini” ifade etmiş Hürriyet Gazetesi yazarı Hadi Uluengin.
ADNAN OKTAR: Bakın ne desem, kısa süre sonra, dediğim ortaya çıkıyor. Ne dedim? Bu adamlarla PKK ile fikri mücadele esastır. Eğer fikri mücadelede suskun kalınırsa, bu yenilme olarak kabul edilir ve ona dair propaganda etrafta yayılır dedim. Bakın buyrun. Halbuki PKK’yı fikren yenmiş olsa devlet, ne PKK’nın cesareti olur, ne böyle bir atak yapabilirler, ne kendilerine bu tarz bir özgüvenleri olur, dağılır giderlerdi. Fikri propaganda, karşı propaganda çok hayatidir ama ısrarla niyeyse, bu konuya yaklaşmak istemiyorlar. Adamlarda diyorlar ki; “Biz haklı olduğumuz için çekiniyorlar, yani haklı olan bir şeye verecek cevapları yok, açıklayacakları bir şeyleri yok o yüzden susuyorlar” diyorlar. Sadece Cemil Çiçek çıkıyor, “içimiz yanıyor, çok kızgınım, çok üzgünüm” diyor, “bunları yanına koymayacağız, bu bizi çok öfkelendirdi” diyor, “yine bizi can evimizden vurdular” diyor. Zaten PKK’nın aradığı sözler bunlar. Yani adamlar bunu duyurtmak için zaten eylem yapıyor. Yani o feryatları duyurtmak, bu acıyı duyurtmak, bu ızdırap dolu, rahatsızlık dolu sözleri duyurtmak için bu eylemleri yapıyorlar. O eylemi yaptığında neticeyi aldığı için adamlarda müsterih ve rahatlar. PKK’ya karşı, fikri mücadeleye devletin gücünün yeteceğini göstertmek lazım. Fikren haklı olduğumuzu göstertmek lazım. Fikir, düşünce hiç gündeme gelmezse, PKK bu ters propagandasına devam edecektir. Bu adamda ne diyor, Hadi Uluengin de, olayı bambaşka bir yoldan almış. Yani PKK’ya özgürlük verilirse veyahut onların dedikleri kabul edilirse, konu kapanır gibi, işte “tek ulus anlayışında ısrar edilmemeli” diyor. Biz tabii Hadi Uluengin PKK’yı destekliyor demiyoruz ama tek ulusu tek milleti reddettiğinde, dolaylı yoldan onların dediğini savunmuş olur. PKK’nın dediğini savunmuş olur, dolaylı yoldan. Sözün nereye gideceğini düşünmesi lazım. Birde ayrıca, PKK sadece Kürt bölgesi diye düşündükleri toprak parçasını komünist yapmakla yetinme yönünde bir kanaatleri yok, otuz kere söyledik. İran’ı da komünist yapmak istiyorlar, Suriye’yi de komünist yapmak istiyorlar, zaten oralarda sol düşünce hakim Suriye’de Baas Partisi yani komünist parti hakimdir ama beğenmiyorlar model olarak, tabii daha radikal tam Marksist, Leninist çizgiye gelmesini istiyorlar. Çünkü şu anki yapısıyla onları revizyonist, oportünist olarak görüyorlar yani öyle bir zeminde öyle bir ortamda zaten komünizmin yayılması, Marksist, Leninist, Stalinist düşüncenin yayılması çok çok kolay olur, özellikle ekonomik kriz ortamında çok çok kolay olur. Onun için çok ümitvarlar. Anti Darwinist, anti materyalist çalışmaya karşı bir istek göremiyoruz. Olmayınca da çığ gibi yayılıyor. “İşte şu yerde ikna kampları var, şurada propaganda kampları var.” Kardeşim, bütün bölge propaganda kampları haline getirilmiş; evler, kahvehaneler, sokaklar, köfteciler, lokantalar her yeri hemen hemen her yeri PKK kullanıyor, öyle bir konuları yok. Yeraltında da yerleri var, yeraltında okulları var, yeraltında askeri birimleri var, her yerde propaganda yapıyorlar. Avrupa’dan gelenler var bunları eğitmek için Danimarka, Norveç’ten, İsveç’ten gelen doçentler var, asistanlar var; Marksist, Leninist adamlar, geceli gündüzlü Marksist, Leninist, Stalinist propaganda yapıyorlar. Buna karşı suskunluk geliştikçe, Bediüzzaman’ın dediği gibi “bu taunda, bu veba da tevessü edip genişliyor.” Bediüzzaman diyor ki; “İkna ve telkin kabiliyeti geliştikçe” diyor “bu veba da” diyor “tevessü eder gelişir” diyor. Onun için ana konunun, maddiyyun tabiyyun taunu olarak değerlendiriyor bu Marksist Leninist felsefeyi, yani Darwinist materyalist sistemi, “Fen ve felsefenin tasallutuyla” diyor “her şeyden evvel felsefeyi tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın birinci görevi. Yani PKK’ya karşı çözümün, Hz. Mehdi (a.s) olduğunu söylüyor Bediüzzaman ve Mehdiyet olduğunu, Hz. Mehdi (a.s) ve talebeleri olduğunu söylüyor. Yani Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerinin yapacağı çalışma olarak da fikri çalışmadır diyor. Yani anti materyalist, anti Darwinist çalışma yapacaklar, onunla başaracaklar diyor. Kuvvet kullanacaklar, şiddet kullanacaklar demiyor. Zaten Hz. Mehdi (a.s)’da, kan akıtma yok. “Uyuyan kişiyi uyandırmaz, insanın burnunu dahi kanatmaz” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). Fakat şimdi bu benim dediğime eninde sonunda gelecekler ama çok büyük zararlardan sonra gelecekler. Bakın göreceksiniz, birebir dediklerimi yapacaklar. Ama çok büyük zararlardan sonra yapacaklar. Bende ısrarla bu zararları çekmeden bunun yapılması için uyarıyorum ki, hem vicdanen rahat olayım, Allah’ın karşısında gönlüm rahat olsun, yani vicdanım zaten öyle rahat olur. Yanlış anlaşılmasın, Allah afetsin. Allah’a karşı sorumluluğum olarak, Cenab-ı Allah’a karşı bir hüküm olarak, ben bunu açıklamak durumundayım.
Sokak Röportajları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler