Adnan Oktar`ın 23 Ağustos 2011 tarihli A9 Tv röportajından
BETÜL HANIM: Hocam, siz 2 Mart’ta şöyle demiştiniz: “Türkiye’nin kontrolü olmadığı için Arap ülkeleri birbirine girdi, her yer birbirine girdi. Türkiye’nin ağabeyliği için dünya yalvarıyor adeta. NATO’nun ne işi var Libya’da? Müslüman ülke Türkiye’nin gitmesi gerekiyor. Bütün mesele Türkiye’nin bunu kabul etmesinde, inşaAllah.” İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ve Başbakanımız bir telefon görüşmesi yapmışlar. Ahmedinejad da bu sefer Suriye için tam sizin söylediğiniz yönde konuşmuş. “ABD, İngiltere ve Batılı ülkeler bu işe karışmasın. Bu bizim sorunumuz. Bu işi biz birlikte yapalım. Doğru yolu Esad’a biz gösterelim. Ülkelerimizin katılımıyla ortak bir arabulucu grubu kuralım ve Suriye sorununu ABD’siz çözelim” şeklinde konuşmuş, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sırık üst perdeden gidiyor, artistlik yapıyor. Diyor ki: “Türkiye bize akıl verebilir, görüşülebilir ama fazla da konuşmasına gerek yok” gibi bir üslup kullanıyor. Üst perdeden ve artistik bir havası var. Dostane sıcak bir üslubu yok. “Türkiye tabiî ki bizim ağabeyimizdir, İran bizim kardeşimizdir toplanalım, beraber karar verelim” demiyor. “Bizim kimsenin aklına ihtiyacımız yok, siz söyleyin ama sizin söylediğiniz ayrı konu, anlatırsınız iyi olur, değişiklik olur, konuşmuş olursunuz. Ama kararı ben veririm” diyor sırık. Karar veriyorsun ama mahvediyorsun Müslümanları. Zorla “Esat” haşa “Allah’tır” dedirttiriyorsun. Bir kere orduya gücün yetmiyor, orduya derin devlet hakim. Sen orada zürafa yavrusu gibi geziyorsun. Boş boş ortalarda kuş gibi bakınarak geziniyorsun. Mahvediyorlar orada Müslümanları. Genç kızların, kadınların ırzına geçiliyor. Dinsiz imansız Suriye ordusu. Büyük bölümü Allahsız, Kitapsız, hepsini Marksist, Leninist, komünist yetiştirmişler. Darwinizm beyinlerini pişirmiş. Müslümanlığa karşı müthiş bir nefret var içlerinde adamların, kindarlar. Milletin parasıyla besleniyorlar. Maaş alıyorlar, bayağı da yüksek maaş alıyorlar, her türlü imkânları var, ordu evleri var, yiyip içiyorlar, milletin dinine imanına mukaddesatına köpek gibi saldırıyorlar eşek herifler. Filmleri var onların, gösterin. Zorla, Esat’a haşa Allah dedirttiriyorlar Müslümanlara, döverek. Bunun bundan haberi yok değil ki, o orada oturmuş, gayet sakin. Adamın kafasına kan da gitmiyor, tansiyonu kaça düştü bilemiyorum da, ya kafasına şeker gitmiyor, anlamıyorum. Bütün Suriye perişan vaziyette, Müslümanları havadan, karadan denizden her yerden bombalıyorlar. Suriye ordusu eğer kabadayılık yapacaksan git, İsrail’e yap bakalım göreyim kabadayılığını. Bunların kabadayılığı Müslümanlara, artistlikleri Müslümanlara. Müslüman hanımlara, genç kızlara, delikanlılara kabadayılık yapma dediğinde, her türlü adiliği yapıyorlar, her türlü çakallığı yapıyorlar. Bunların kendi milletine kabadayılığı. Ordunun özelliği nedir? Dış güce, dışarıya karşıdır değil mi? Ben zaten İsrail’e saldırsınlar demiyorum, tabii ki kardeş olacaklar, tabii ki dostluk içinde yaşayacaklar. Ama tırsak, korkaklar ve zafiyet içinde güçsüz adamlar. Fakat Müslümanlar dilsiz tabii, vurana dilsiz, sövene dilsiz. Sakinler, mazlumlar bir şey dedikleri yok. Sürekli postallarla çiğniyorlar, sokaklarda arabalarda orada burada sille tokat dövmeler, işkenceler, delik deşik etmeler. İsrail ordusunu gördüklerinde, bacakları ayrılıp yere düşüyorlar. Eğer delikanlıysan git, Amerika’ya kafa tut bakalım, git İsrail’e kafa tut. İt gibi tir tir titriyorsun korkudan. Müslüman olduğunda, dayılanıyorsun. Müslümanların parasıyla besleniyorsunuz siz. Müslümanlar size vergi veriyor, siz onunla palazlanıyorsunuz. Sığır gibi olmuşlar, domuz gibi şişmişler. Sürekli Müslümanların dinlerine, imanlarına, mukaddesatlarına hakaret ediyorlar. İran’la Türkiye tamam birleşsin ama şimdi Esat’ın konuşacak durumu da yok. Derin devlet hakim olmuş Suriye’ye, çakallar hakim olmuş. Bu dese ki; “durdurun bu savaşı” dese, onun boynunu koparırlar, anında. Öyle olacak gibi değil. İran’la Türkiye, askeri bir güç oluşturup, birlikte Suriye’ye girmeleri lazım, Suriye’nin kabulü dâhilinde. Ortak bir askeri güç oluşturup girmeleri lazım. Başka türlü olacak gibi değil. Bu çete çakallarla başka türlü baş edilmez. Suriye derin devleti, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün bir kolu. Aynı kafada, aynı şeyler. Yedi başlı canavarın, bir kafası orada işte.
Kaddafi de iddia edilen Ergenekon terör örgütünün beslemesidir. Onlar yetiştirdiler o çakalı. Libya’da gidip onu yetiştirdiler. Bu çakallığı, zulmü onlardan öğrendi. Ama bakın Allah tepesine geçirdi sistemini. Onun için burada yapılacak şey; Türk ordusu delikanlıdır, dindar, yiğit bir ordudur. Yani materyalizme, Darwinizme karşıdır. Hepsi dindardır. Bakın şehit cenazelerinde, hepsi sünnete uygun cenaze namazlarını kılarlar. Genel Kurmay başkanlarından tut, bütün kuvvet komutanları, albaylar, yarbaylar tamamı cenaze namazlarını sünnete uygun kılarlar. Bu Allah’a olan derin imanlarındandır, derin sevgilerindendir. Mehmetçiğin tamamı dindardır. Ve mütevazidir bizim ordumuz, mazlumdur. Bırakın, girsinler oraya, temizlesinler. Kan dökmez bizim ordumuz. Sesi sedası yeter, yeri göğü, Şam caddelerini bir inletsinler; “her şey vatan için” diye, konu biter. Bir tümen göndereceksin, konu biter. İnim inim inletirler, herkes hizaya girer. İşin doğrusu İran ordusuna bile gerek yok ama illa şey yapıyorlarsa, sembolik anlamda göndersinler onlar da. Türkiye onun hakkını verir, öyle bir konu olmaz. Oraları bir hizaya şekle sokup, Suriye ile Türkiye’yi birleştirmek lazım. Yöneticilerin hemen değişmesi için, demokratik bir seçim, bütün partiler girsin Suriye’de, iktidara gelsin hangi parti ise halkın istediği parti, Türkiye ile ittifak, pasaportları vizeleri kaldırıyorsun, sınır kapısını açacaksın, Şam’da akşam Şam tatlısı yemeğe gideriz o zaman. Bu kadar kolay, inşaAllah. Öbür türlü on binlerce şehide mal olur. Suriye’de o sırığın takımı gidecek. Onun kurtuluşu yok, söyleyeyim. Bir bildiğim var ki, söylüyorum. Onun için, nezaketiyle aklı başına alsın, zürafa yavrusu gibi debelenmesine gerek yok. Korkuyorsa, Türkiye’den bir heyet çağırsın, mesela onlara gizlice söylesin, “bu adamlar çakal, iddia edilen Ergenekon terör örgütüyle işbirliği halindeler, derin devlet de etrafı sarmış vaziyette, ben bunlardan çekiniyorum” desin. Bizim dışişleri bakanımız delikanlı, yiğit evelAllah tek başına söker, öyle bir konu olmaz. Orada gereken tedbiri alır Türkiye, gereken şeyi yapar. Dolayısıyla Libya’da olan olaylar olmadan, Suriye’nin bu konuda aklı başında tavır göstertmesi lazım. Ben olacakları söyleyeyim. Hz. Hızır (a.s)’ın girdiği bir yerde, sırığın direnmesi mümkün değildir. Babası Süfyan, klasik hadislerde belirtilen adamdır.
Buyrun.
BETÜL HANIM: Uygun görürseniz, o video vardı, nasıl zulüm yaptıklarıyla ilgili.
ADNAN OKTAR: Bakın zorla “Esad’tan başka ilah yok” dedirtiyorlar. Allah’tan başka ilah yoktur, orada “Esad’tan başka ilah yoktur” dedirttiriyorlar, inşaAllah. Esad ve Mahir, kardeşi. O da psikopat. Adamları öldürmüşler, hoşuna gitmiş, yataktan don gömlek kalkmış, kendi telefonuyla onları videoya çekiyor. Hoşuna gitmiş, hatıra olarak saklamak üzere, manyak, klasik psikopat. Aynı Saddam’ın oğulları gibi, bunlar da manyaklar. Onlar da öyle manyaktı. Yani inanmıyorlar tepeleneceklerine, sistemin gideceğine inanmıyorlar. İnanmış adam artık orada o psikopat sistemin gideceğine, gayet sakin kuş gibi oturuyor adam, boş gözlerle bakıyor. Ahmedinejad aklı başında bir insan, Türkiye ile iyi bir iş birliği yaparak, gerekirse Esad’ı Ankara’ya çağırıp veyahut Tahran’a çağırabilirler veya neresiyse, bu konuları konuşup, aklı başında hareket etmeleri için ve çözüm için bir plan ortaya koyabilirler, inşaAllah.
Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Türk-İslam Birliği Gelişmeler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler