Adnan Oktar`ın 23 Ağustos 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: “İstikbal, yalnız ve yalnız İslamiyet’in olacak.” Yani ne komünizmin ne faşizmin ne şunun ne bunun. “Hakim,Kuran-ı Kerim’e uygun olan imani gerçekler olacak.”Yani Kuran-ı Kerim’e uygun olan gerçekler dünyaya hakim olacak diyor. “Ey bu Emevi Camisi’ndeki kardeşlerim gibi İslam aleminin bu büyük camisinde olan kardeşlerim” yani bütün dünya Müslümanlarına sesleniyor,“sizde ibret alın. Bu kırk beş senedeki bu dehşetli olaylardan ibret alın. Tam aklınızı başınıza alın. Ey düşünen ve akıl sahibi ve kendini bilgili telakki edenler.” Bakın yani, asıl akil olanlar, yönetici konumunda olanlar,bayağı dava adamı, devlet adamı olanlar, “sözün kısası, biz Kuran talebesi olan Müslümanlar”, bakın, dikkat edin “Kuran talebesi” diyor. Bu özel bir izah.“Kuran talebesi.”Şuyuz, buyuz demiyor,“biz Kuran talebesiyiz” diyor. Kuran’ın yeterliliğini vurguluyor. Çok hayati bir üsluptur bu “Kuran talebesi” denmesi. Bakın Kuran’ın yeterliliğini söylüyor. Çünkü müşrikler,Kuran’ın yeterli olduğunu kabul etmezler. Münafıklar kabul etmezler. Münafıklar oradan harekete geçerler, yani Kuran’ın yetersizliğini iddia ederek Müslümanlara alçakça ve kahpece saldırırlar.“Doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayıran delile uyuyoruz”; bakın “doğruyu yanlıştan.” Doğruyu yanlışı, hakkı batılı, biz nereden anlıyoruz? Kuran’dan anlıyoruz. “Akıl ve fikir kalbimizle imani gerçeklere inanıyoruz”Bakın“akıl, fikir ve kalbimizle.” Bir kere aklımızı kullanıyoruz diyor. “Fikir sahibiyiz ve vicdani kanaatimizlekalbimizle imani gerçeklere inanıyoruz.”Kuran’ın hakikatlerine, imani olan her türlü delile inanıyoruz. Başka dinlerin bazı insanları gibi, rahipleri taklit için, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayıran delilleri bir kenara bırakmıyoruz.” Yani “net delile uyuyoruz, şirk tavrı göstermiyoruz diyor. “Onun için akıl”, bakın“akıl ve İlim” bütün bilim dalları, yani biyoloji, felsefenin dalları da bunun içine dahil ama özellikle fizik, kimya, antropoloji, astronomi hepsi, “ilim ve fennin”,ilim ve fen, işte benim saydıklarım,“hükmedeceği gelecekte” işte o devirdeyiz. Şuan bilim hükmediyor dünyaya. Yani akıl, ilim ve fen hakim. Biz tebliğde neyi kullanıyoruz? Akıl, ilim ve fen. Kitaplarımızda hep bilimsel deliller kullanıyoruz. Ne diyor Bediüzzaman? “Onun için akıl, ilim ve fennin hükmedeceği gelecekte”,kendisinden sonraki zamanı söylüyor,“gelecekte, elbette akla uygun delillere dayanan” biz ne yapıyoruz, akla uygun delil veriyor muyuz, vermiyor muyuz? Cübbeli gibi hurafe mi anlatıyoruz, akla uygun delil mi veriyoruz? Akla uygun delil veriyoruz. “Ve bütün hükümlerini akla tespit ettiren Kuran hükmedecek.” Bütün Kuran’ın delillerini; akılla, insanlara, inandırıp kanaat getirttiriyoruz ve ispat ediyoruz, inşaAllah. “Hem de İslamiyet güneşinin görülmesine, (ortaya çıkmasına)” yani İttihad-ı İslam’ın olmasına, Türk İslam Birliği’nin olmasına “ve insanlığı aydınlatmasına engel olan perdeler” işte, Libya’da Kaddafi, Mısır’da Firavun, Suriye’de sırık, çeşit çeşit adamlar. Bakın, “insanlığı aydınlatmasına engel olan perdeler, açılmaya başlamışlar.”Mesela iddia edilen Ergenekon terör örgütü. Çünkü halkı hiç yerine koyuyor, insanlığı hiç yerine koyuyor, milletimizi. Ahmak kafalarıyla milleti aşağılamaya kalkıyorlar, adam yerine koymuyorlar, bir avuç bunak, kendini dünyanın en akıllısı zannediyor. Ahmak, tarif de edemiyorsun ahmaklığını. Yolda yürümekten aciz avanaklar, iki lafı bir araya getiremiyorlar, sürekli başlarını belaya sokan avanaklar kendilerini dünyanın en akıllısı zannedip,bir araya gelip, toplanıp geğirerek yemek yiyorlar, hem de Türkiye’yi nasıl idare edeceklerini, nasıl ezeceklerini, üç milyon kişiyi nasıl katledeceklerini haşa, nasıl şehit edeceklerini, böyle pislik düşünüyorlar, birde milletin parasıyla, milletin verdiği parayla, milleti adam yerine koymuyorlar. “İşte bu ahmakların, bu avanakların, perdeleri açılmaya başlamışlar” diyor. “Artık çekiliyorlar” diyor, önümüzden çekiliyorlar. “Ve o, engel olanlar,çekilmeye başlıyorlar.” Ne zaman? Ahir zamanda. Gördüğünü söylüyor. Kaddafi gidiyor, Firavun gidiyor, sırık gidiyor, hepsi gidiyor. Bakın “ve engel olanlar, çekilmeye başlıyor.” Mesela süfyaniyet gidiyor, iddia edilen Ergenekon terör örgütü gidiyor,“çekilmeye başlıyorlar.Kırk beş sene evvel, o tan vaktinin işaretleri görüldü.” Yani Mehdiyet’in alametleri, o güneşin çıkışının alametleri görüldü. “71’de gerçek aydınlanma başladı veya başlayacak. Eğer bu yalancı fecrde olsa, otuz, kırk sene sonra gerçek aydınlık çıkacak.”71’e 30 ekle, ne yapar? 1371. 1401, değil mi? Evet. “1401’de Hz. Mehdi (a.s) çıkacak” diyor, hicri 1400, 1980’de. 80, 90 arası faaliyete başlayacak diyor. 30,40 sene sonra. “Gerçek aydınlık çıkacak. Evet, İslamiyet gerçeklerinin geçmişteki memleketlerin tamamen istilası” bakın, “evet İslamiyet’in gerçeklerinin, hakikatlerinin, geçmişteki memleketlerinin tamamen istilasına sekizdehşetli mani engel oldu. Birinci, ikinci, üçüncü maniler ecnebilerin” yani yabancıların cahilliği,bir kısmının “ ve o zamanda vahşetleri.” İşte İtalyanların Trablusgarp’ta, orada burada yaptığı vahşetler,Mısır’da İngilizlerin yaptığı vahşetler, Almanların yaptığı vahşetler, yani o bölgede. “O zamanda vahşetleri ve dinlerini taassuplarıdır.” Yani çok koyulardı. Mesela bir şefkat gözüyle bakmıyorlardı o zaman gayri Müslimler, çok katıydılar. “Bu üç mani, bilim ve medeniyetin, ahlaki güzellikleriyle kırıldı, dağılmaya başlıyor.” Internet çıktı, medeniyet gelişti, demokrasi gelişti, “medeniyetin ahlaki güzellikleriyle”,mesela insanlar artık zulme karşı, adaletsizliğe karşı, dengesiz tavırlara karşı artık değiştiler “kırıldı” diyor. Çünkü basın üstüne gidiyor, sivil toplum örgütleri üstüne gidiyor, artık kırıldı, “ve dağılmaya başlıyor. Şu anda da dağılmayabaşladı biliyorsunuz. Hiçbir haksızlığa insanlar tahammül etmiyor. Ama bunu kaç sene öncesinden söylüyor Bediüzzaman? Elli sene, altmış sene, yetmiş sene öncesinden bildiriyor, inşaAllah. “Dördüncü,beşinci maniler, papazların, ruhani reislerin başkanları ve zorbalıkları ve ecnebilerin körü körüne onları taklit etmeleridir.”Eskiden çok koyu taassup vardı diyor. “Rahipler bir şey dediğinde körü körüne onu yaparlardı” diyor.“Bu ikinci mani dahi, hürriyet fikri ve gerçekleri araştırma eğiliminin insanoğlunda başlamasıyla sona ermeye başlıyor.”Artık internet olduğu için, televizyonlar olduğu için, insanlar gerçekleri sürekli araştırdığı için, artık taassup da yapamıyorlar, yani hurafe de ortaya koyamıyorlar. “Altıncı, yedinci mâniler: Bizdeki istibdad (baskı) ve şeriatın muhalefetinden gelen sû-i (kötü) ahlâkımız mümânaat (engel) ediyordular.” Yani İslam’a karşı olmalarından ve istibdaddan dolayı, baskı rejiminden dolayı. O zaman Abdülhamit döneminden sonra baskı rejimleri vardı. Abdülhamit döneminde de vardı baskı rejimi. Çünkü Bediüzzaman’ı aldı, tımarhaneye koydu. Anormal bir hareket. Severim ama anormal bir hareket yaptı, inşaAllah. Abdülhamit’i insan olarak severim ama koyu istibdad uyguladı. Halbuki demokrasiyi savunması gerekiyordu, bir de Bediüzzaman gibi kıymetli bir alimin değerini bilmesi gerekiyordu. “Kötü ahlakımız engel oluyordu” diyor, fakat bunun değişeceğini söylüyor bu zamanlarda. “Bir şahıstaki münferid istibdat (ferdi baskı) kuvveti şimdi zevâl bulması (sona ermesi)”, yani o zamanki istibdad rejiminin bitmesi “cemaat ve komitenin dehşetli istibdatlarının (baskılarının) otuz-kırk sene sonra zevâl bulmasına (sona ermesine) işaret etmekle” yani ‘artık otuz-kırk sene sonra hürriyet yayılmaya başlayacak, demokrasi yayılmaya başlayacak’ diyor. Dediği gibi aynısıyla oldu. Bediüzzaman’ın bir kerametidir bu. “Ve hamiyet-i İslâmiyenin şiddetli feveraniyle (coşmasıyla) ve sû-i (kötü) ahlâkın çirkin neticeleri görülmesiyle...” İşte PKK’nın yaptıkları, uyuşturucudan insanlar ölüyor, Afganistan’da insanları şehit ediyorlar, Irak’ta zulüm görüyorlar, Libya’da Kaddafi psikopatlık yaptı, Suriye’de o sırık millete müthiş azap çektiriyor, “kötü ahlakın çirkin neticelerinin görülmesiyle bu iki mâni de sona eriyor.” Yani ‘İnsanlar artık İslam’ın gerekliliğine tam kanaatleri geliyor’ diyor. “Zevâl buluyor (sona ermeye başlamış) ve bulmaya başlamış. İnşâAllah tam zevâl bulacak (sona erecek).” Ne zamana vakit veriyor? Tam, Hz. Mehdi (a.s)’ın devrini söylüyor. Bakın “71’den 30-40 sene sonra” diyor. Bunu Abdülhamit döneminde söylüyor. 71’den sonraki hayata bakıyorum diyor. Önce gidiyor 71’e, tayyi mekan tayyi zaman. Önce o vakte gidiyor, 71’e. 1371’e gidiyor. 1371’den sonraki hayata bakıyor. “30-40 sene sonrası” diyor. Abdülhamit döneminden çıkmış zaten.Abdülhamit dönemindeyken, direkt 1371’leri yaşıyor, “o dönemki hayattan ileriki hayatı anlatmaya başladı” diyor. Hz. Hızır (a.s) özellikleri. Yani zamanın içinde durmuyor. Bir o zamanda bir o zamanda bir o zamanda. ‘Görmediğimi yazmadım’ demiş Bediüzzaman, yeminle söylüyor; ‘Görmediğim bir şeyi yazmadım’ diyor.
“Sekizinci mani: Yeni ilimlerin bazı sağlam meselelerinin, İslâmiyetin gerçeklerinin görünen anlamlarına karşıt ve mualif zannedilerek, geçmiş zamandaki istilasına bir derece sed çekmiş.” Mesela Cenab-ı Allah ayette diyor ki; “Ben, maddeyi, kainatı boşluktan yarattım” yani “hiçlikten yarattım.” Adamlar, “öyle olur mu?” haşa “hurafe, yoktan var olur mu?” diyorlardı. Baktılar Big Bang Teorisi’ne, “bütün kainat sıfır hacimdeki bir şeyden oldu” diyorlar. “Muhterem, nedir bu sıfır hacim?” diyoruz. Sıfır hacim nedir biliyor musun? Buna (boşluğa) derler sıfır hacim. Hiçbir şey yok demektir yani. Sıfır hacmin anlamı budur. Sıfır hacimdeki bir şeyden oldu. Kuran’ın dediği doğru muymuş? Doğruymuş. Hani hurafeydi? “Evet, hakikati araştıran bazı Müslümanların bu yolda telifleri var.” Mesela bizler, Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olarak, araştırmalar yapıyoruz. Bakın, diyor ki; “Hakikati araştıran bazı Müslümanların bu yolda telifleri var.” Bu zamanı söylüyor. “Bu sekizinci dehşetli engelin altüst olacağına dair alametler görünüyor.” Yani ‘Darwinizmin, materyalizmin yıkılacağı, Kuran hakikatlerinin ispat edileceğine dair alametler görünüyor’ diyor. “Evet, şimdi olmasa da” ‘benim zamanımda olmayacak’ diyor Bediüzzaman. “otuz-kırk sene sonra” 71’de,“fen ve gerçek bilim” yani biyoloji, paleontoloji, arkeoloji, hepsi, “gerçek bilim ve medeniyetin güzellikleri”, modernlikleri, her türlü teknik imkan; internet, aklınıza gelen her şey, süsleme sanatları, “medeniyetin güzellikleri, bu üç kuvveti tam hazırlayıp” yeni fennin gerçekleri, bilimin gerçekleri, Kuran’ın gerçekleri, bunu da sanatla, güzellikle birleştirerek, “bu üç kuvveti tam hazırlayıp, ihtiyaç duyulan maddî manevî tüm ihtiyaçlarını verip, o sekiz manileri mağlûp edip dağıtmak için”, işte Darwinizm, materyalizm, ateizm hepsi, “dağıtmak için doğruyu arama eğilimini ve insafı ve insan sevgisini, o sekiz düşman taifesinin sekiz cephesine göndermiş.” Hz. Mehdi (a.s)’ı, Hz. Mehdi (a.s)’ın özellikleri ne? Doğruyu arama eğiliminde, insaflı ve insan sevgisiyle dolu. Müthiş bir insan sevgisiyle dolu, “o sekiz düşman taifesinin sekiz cephesine göndermiş. Şimdi onları kaçırmaya başlamış. İnşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek” diyor. Yarım asır ne demek? 2000’ler, 2000’lerde darmadağın olacak’ diyor. Yani ‘Hz. Mehdi (a.s), 2000’lerde onların tozunu dumanına katacak’ diyor Bediüzzaman. Ne zamandan bunu bildiriyor? Abdülhamit devrinden bildiriyor. Bütün dedikleri oluyor muymuş? Bakın, bütün dünyada istibdad kalkıyor, bütün İslam ülkeleri. Hızır (a.s) ayağını bir yere vurdu, Libya’daki istibdad gitti. Mısır’a gitti ayağını bir vurdu, Mısır’daki Firavun’un sistemi gitti. Atıyla şöyle bir gezinmesi yetiyor mübareğin, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’ın bir özelliği olarak Bediüzzaman; “Evet, meşhurdur ki, ‘En kesin fazîlet odur ki, düşmanları dahi o fazîletin tasdikine tanıklık etsin.’” Hz. Mehdi (a.s)a mecbur olacaklar, “hakikaten üstünmüş maşaAllah” diyecekler. Bakın “düşmanlarına dedirttirecek Allah, düşmanları tasdik edecekler faziletini” diyor. “En meşhurdur ki, en kesin fazilet odur ki” diyor, “en yüksek fazilet budur” diyor. En sükseli, en güzel fazilet odur ki “düşmanları dahi o faziletin tasdikine tanıklık etsin.” “Helal olsun”, “bu kadar”, “maşaAllah” diyecekler. Üstad bu sözünü (1327) 1911 yılında, Şam’da Emevi Cami’nde verdiği hutbesinde söylemiş. Burada Üstad İslam aleminin hicri 1371’den yani miladi, 1951’den sonra geleceğine yönelik izahlar yapmıştır. Üstad’ın Hutbe-i Şami’de verdiği tarihlerin hepsi Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur zamanı olan hicri 1400 içindedir. Yarım asır sonra dediği de; 1371’e 50 eklersen, 2001 yılı yapıyor. ‘2001 yılından sonra tozlarını dumanlarına katacak’ diyor Bediüzzaman. Dedikleri doğru muymuş? Evet.
Web siteleri
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler