Adnan Oktar`ın 4 Eylül 2011 tarihli A9 Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Diyor ki; “Hocam mademki Allah geleceği bilip kaderi belirliyorsa, neden şeytanı yarattı?” Güzel. Gerçi ben bunu daha önce de anlatmıştım. Kardeşim Allah yalnız olmayı sevmiyor. Yani şuurlu varlıkların, insanların olmasını istiyor. Yani kendini takdir eden, yarattıklarını takdir eden, güzel olan her şeyi bilen, onlardan hoşnut olan, onlardan sevinç duyan varlıklar olmasını istiyor. Ama insan doğrudan yaratıldığında, cennette Hz. Adem(a.s) ile Havva’yı yaratmıştı, biliyorsunuz. Yani istenen o heyecan, o derinlik, o teslimiyet olmuyor, oluşmuyor. Bakın Hz Adem (a.s) Peygamber, Ulu’l Azim peygamber ama oluşmuyor. Fakat şeytan olduğunda, nefis olduğunda ve cehennem olduğunda, insan müthiş bir derinlik kazanıyor. Yani her şeyin bir anlamı oluyor ondan sonra. Fincanın anlamı oluyor, bardağın anlamı oluyor, hayatın müthiş zenginlikleri olmuş oluyor, güzelliklerin bir anlamı oluyor. Şeytan olmadan, imtihan olmuyor, imtihan olmadığında, hayatın anlamı çok söner, yani çok flulaşır, dümdüz duvara doğru gider. Yani dümdüz beyaz bir duvar düşünün, başka hiçbir şey yok, oraya doğru gidersiniz. Mesela bu bardak. Bu bizim niye hoşumuza gidiyor? Başka bardaklarla kıyasladığımız için hoşumuza gidiyor. Bu bize güzellik. Tek sebebi bu, kıyastır. Kıyas olması. Mesela benim bu kalemim çok güzel. Başka kalemlerle kıyasladığımız için güzel. Yoksa bu bize çok vasat gelir. Mesela benim güzelim çok hoş, çok tatlı. Ama diğer insanlarla kıyasladığımızda, o bize güzel geliyor. O zaman bir nimet haline gelmiş oluyor. Mesela şeytan olmadığında, biz ne ile savaşacağız? Mücadele etmemiz gerekiyor. Mesela şeytan olmadığında, tebliğ yapamazdık belki. Mesela nefis ve şeytan olduğu için, bunların anlatılması gerekiyor. Anlatılınca Hz. Mehdi (a.s) talebesi olunuyor. Hz. Mehdi (a.s) talebesi olununca da, çok zevkli bir şey oluyor. Heyecanlı oluyor, delikanlı oluyorsun, yiğit oluyorsun, koçyiğit oluyorsun değil mi? Paramparça ediyorsun küfrü. Aklınla, fikrinle. Bu bir zevk, güzellik, heyecan. Kardeşim o yok, bu yok. O zaman hayatın heyecanını yok etmiş oluyorsun, güzelliğini. Allah hayata heyecan katmak için, şeytanı yaratıyor, nefsi yaratıyor, deccali yaratıyor, deccale karşı Hz. Mehdi (a.s)’ı yaratıyor, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı geri indiriyor, Hz. Hızır (a.s)’ı yaratıyor, olaylar meydana getiriyor Allah, heyecan meydana geliyor, güzellik meydana geliyor, hayat anlam kazanıyor. Yani monotonluk ortadan kalkmış oluyor, düzlük. Mesela melekler var. Bakın Allah insanı çok çok daha fazla sever meleklerden, takva insanı. Mesela biz, melekler değil. Melek, Allah için yeterli olmuyor, insanı istiyor Allah. İnsanı daha çok beğeniyor Allah. Çünkü şeytanla ve nefisle mücadele ediyor o. Ve Allah’ı görmeden gayba iman ediyor o. Bu yönleriyle çok seviyor Allah insanı, takva insanı. Mesela bizim Peygamberimiz (s.a.v.)’i, “Kainatı senin nurundan yarattım’’ diyor. Çok seviyor Peygamberimiz (s.a.v.)’i, “Habibim” diyor. Mesela Hz. İbrahim (a.s)’a, “Halilullah, Halil’im” diyor Cenab-ı Allah, hoşuna gidiyor Allah, seviyor. Yani Allah güzellikten hoşlanan bir varlık. Bütün güzellikleri seviyor Allah. Güzel insanı seviyor, güzel manzarayı seviyor, güzel konuşmayı seviyor. Bizim de bu güzelliklerden hoşlanmamızı istiyor. Kendi de beğeniyor Allah. Ama bizimki tabii acz içinde. Allah’ta acz yoktur. Mesela ayetleri müzikli ve ihtişamlı böyle ahenkli indiriyor Allah. İstese dümdüz indirebilirdi Allah. Mesela bir ahenk olmayabilirdi. Dümdüz madde madde yazabilirdi Allah. Öyle değil, ahenkli yapıyor. Mesela Ebu Leheb, Ebu Cehil’i çıkarıyor Allah, Peygamberimiz (s.a.v.) ile mücadele ettiriyor. Mesela Hz. Hamza (r.a)’a, Hz. Vahşi (r.a)’ı musallat ediyor Cenab-ı Allah, onu şehit ettiriyor, onun ciğerini yedirtende, Cenab-ı Allah’tır yine. Orada Müslümanlarda coşkun bir hamiyet hissi meydana geliyor o zaman. Hz. Hamza (r.a) hiç hissetmez, o anda cennette o. Yani o şehitliğin acısı yoktur. Hiç hissetmez. Hiç sıfır. Çoktan canı alınıyor onun. Maksat orada Müslümanlarda hamiyet-i hissi meydana getirmek. Mesela Afganistan’ı işgal ettirdi Allah, hamiyet hissimizi tahrik etmek için yapıyor. Irak’ı işgal ettiriyor, çocukları mesela Allah, çocukların aç kalmasına, perişan olmasına imkan sağlayan da Allah’tır. Onları yaratan da Allah’tır. Hamiyet hissimizi meydana getiriyor. Yoksa çocukların hiç biri acı çekmez. Şehit olan bir çocuk, doğrudan vildan olur o, haberi olmaz. Allah bizim kafamızda onu öyle gösterir, imtihan için. Dış alemdeki halini biz zaten bilmiyoruz. Allah ile onun arasında. Ama hiçbir mazlum acı çekmez, onu bileceksiniz. Hiçbir şekilde. Ama bizim beynimizde öyle gibi gösterir Allah, bizi teşvik etmek için, heyecanlandırmak için ve bizden hesabını sormak için. Yoksa “Allah insanlara zulmetmez” diyor Allah ayette. Mümkün değil. Mesela can çekişerek ölür gibi, hiçbir şekilde acı çekmez. Çoktan onun ruhu alınır. Ayette de var; “İnsana dayanamayacağı yükü yüklemeyiz’’ diyor Allah. Ben mesela 55 yaşındayım. Hayatımda hiç hatırlamam dayanamayacağım yükü. Tımarhaneye girdim, en azılı delilerin içine koydular. Ayeti düşündüm, hakikaten rahatsız olmuyordum. Allah Allah. Gayet rahattım yani. Olmuyorum. Mesela hapishanede de delilerin olduğu koğuşa koydular, yine çok rahattım. Öyle bir şey olmuyor. Yani benim bulunduğum yerdeki hepsi adam öldürmüştü koğuşa getirilen kişiler. Cezaevi içine de adam öldüren kişileri getiriyorlardı. Hepsi benim önümde geziniyorlardı. Ben arkadaş oluyordum, sohbet edip konuşuyordum. Hatta dedi ki cezaevi albayı “özellikle yanına gönderdim Hoca’nın” dedi. Yani böyle adam öldürmüş, defalarca adam öldürmüş insanlar. Bir tane iki tane değil, doluydu benim bulunduğum koğuş. “Adam böyle kediye bile kıyamayacak hale geldi. Acayip sevgi dolu oldu Hocamızın yanında” diyor. Kardeşim sorun, albay duruyor, genç. O devirdeki albay duruyor. “Ben özel gönderdim adamların yanına. Adamlar kediye bile kıyamayacak hale geldiler, acayip güzel huylu oldular” diyor. Herkese anlatıyor. Sorabilirsiniz, cezaevi albayı. Bayrampaşa, o devrin albayı olarak biliniyor, emekli şu an. Sorun. İmtihanın gereğidir bunlar. Mesela onları öyle mülayim yapan da Cenab-ı Allah. Adam sudan bir sebeple cezaevinde kavgada çıkarır, bir şey de olabilir, her şey olabilirdi, olmadı. Mesela deliler, benim bulunduğum kapıyı kırdılar, bilmem ne yaptılar birbirlerine. Yedi tane adam öldürdüler benim bulunduğum dönemde akıl hastaları. Bana hiçbir şey olmadı elhamdülillah ve tedirgin de olmadım ayrıca, gayet rahattım. Benim küçük bir teybim vardı onu oraya götürmüştüm, Ceddin Deden çalıyordu mehterle, orada barfiks yapıyordum ben, deliler benden görüp, onlarda barfiks yapmaya başladılar. Orada demirler vardı, paslı, onun üstüne ben naylon şey yaptım, onunla barfiks yapıyordum orada. Yani zor şartları da Allah güzelleştiriyor. Bir özelliğim var söyleyeyim, haşlamayı çok severim, mübarek. Orada akıl hastanesinde koyun sürüsü var, her gün kesiyorlar mübarek hayvanlardan, taze taze haşlıyorlar ama erimiş böyle kemikleri falan dağılmış,öyle haşlanmış. Benim bir tasım vardı, böyle güzel ona getirip bol kepçe koyuyorlardı. Akıl hastanesinin de güzel ekmeği vardı böyle iri somun ekmek, onunla güzel ala, asker işi yiyorduk. Ondan sonra başlıyorduk barfikse. Delilerde beni orada doktor sanıyorlardı, şaşırıyorlardı, hayret ediyorlardı, benim orada ne işim var gibisinden. Çünkü hepsi cinayetten gelmiş, birçoğunun şuuru kapalı, birbirleri ile boğuşuyorlar falan böyle, bağırtılar, çağırtılar, hiçbiri doğal ihtiyaçlarını bilmiyor. Ben o ortamda gayet güzel, rahat yaşadım. Bir tek annemin beti benzi atıyordu geldiğinde, normal kırmızı iken rengi, kireç beyazı haline geliyordu. Tehlikeli görüyordu onları ama mazlum onlar aslında, kimseye bir şey yapmazda, fakat bilmeyen için tabii tedirgin edici. Doktorlar geliyordu, bayılıyordu adamlar. Hemşire geliyordu, bayılıyordu, yani olayın, atmosferin dehşet verici olmasından kaynaklanıyordu. Açın bakın kitaplarda. Yani olayın şiddetine dayanamıyor, daha görünüşüne dayanamıyor. İlk on dakikada bayılıyorlardı. Ama bana hiçbirşey olmadı, elhamdülillah, gayet rahattık. Neden oluyor bu? İmtihan, anlı şanlı bir geçmiş olsun, delikanlılık olsun değil mi? Mesela hep çocukluğumdan beri hep böyle zorluklarla karşılaştım, elhamdülillah. Ve o beni güçlendirdi, tekamül ettirdi.Yoksa kim bilir nasıl olurduk? Don olur insan, durgun olur. Bu kadar coşkulu ve sevgi dolu olmamın sebebi, bu zorluklardır aynı zamanda. İnsanın derin düşünmesine, derin düşünen insan olmasına vesile olur böyle şeyler. Allah bunu beğeniyor, güzel buluyor. Sonunda da mükafat olarak cennet veriyor, sonsuza kadar yaşatıyor. Sonsuza kadar da unutmuyorsun. O zaman cennet sana lezzetli geliyor. Öbür türlü adam zevk almaz, cennetten de zevk almaz. Cennetin köşküne sokarsın, adam aval aval bakar. Yani Allah dilemiş olsa gitse. Cennet yemeklerine bakar, anlamaz. Ama burada çile çektiyse, zorluklarla, şeytanla boğuşmuş, deccalle boğuşmuş, nefsiyle boğuşmuş… Peygamber (s.a.v.)’i tenzih ediyorum, ben kendim için söylüyorum. Onlar mücadele etti derim onlar için. Çok anlamlı olur. Cennetin ufacık bir tası bile, bir kabı bile müthiş hayranlık meydana getirir. Çünkü “ince işlenmiş” diyor Allah, “ağır atlastan ve ince ipekli.” Fakat işlenmiş. Mesela o işlemelerden zevk almak için derin bir ruha, derin bir akla sahip olmak lazım. Adam yoksa onu göremez. Bu dünyada böceğin, karıncanın, hücrenin detaylarını göremeyen, cennette onun detaylarını da göremez. Bu dünyada, mesela arıya bakıyoruz, nefesimiz kesiliyor. O zaman cennetin arısını görünce de nefesimiz kesilecek, inşaAllah. Orada da var hayvanlar. Hiçbir hayvan yok olmaz. Hepsi Allah’ın katında durur. Mesela köpeği oluyor ölüyor, kedisi ölüyor falan insanların, hiçbiri yok olmaz. Yani sonsuza kadar yok olmaz. Allah’tan dilendiğinde, hangisini istiyorsak, Allah onu getirir, gösterir, yanında olur kedisi, köpeği, atı, eşeği, neyse sevdiği. Yani bir böcek dahi yok olmaz. Hiçbir şekilde yok olmaz. Allah katında bir kere olan bir şey, sonsuza kadar artık imkansızdır yok olması. Haşa Allah’ın yok olması lazım, onun yok olması için. Allah’ın yok olmasının mümkün olmadığı için, onlar da yok olmaz.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Güzel Konular
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler